İskenderun Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Uğur Fırat Türkiye’de dövizin ani yükselişinin piyasalar üzerindeki etkileriyle ilgili bir değerlendirme yaptı, durumun hiç de iç açıcı olmadığına işaret etti.  

 

“ÖNÜMÜZÜ GÖREMİYORUZ”

İç piyasaya bakıldığında bir malın yükselebilmesi için arz ve talebin olması gerektiğine işaret eden Fırat “Ama bunun tam tersi oldu, arz ve talebin olmadığı gibi doların aniden yükselmesiyle ilgili verileri göremiyoruz. Şu anda kapalı çarşıda sistem kapalı saat 16,30’dan sonra maalesef kapandı. Piyasalara bir can simidi lazım diye düşünüyorum. Haftayı maalesef olumsuzluklar içinde kapattık. Önümüzdeki haftayı maalesef göremiyoruz” diye konuştu.

 

“GEÇEN SENEYİ ARAR OLDUK”

Dövizdeki yükselişin hem vatandaşı hem de esnafı tedirgin ettiğini vurgulayan Uğur Fırat “Hani diyorlar ya yastık altında altın var; yastık altında bir şey yok, Eskiden kalma yastık altında bir şey yok. Tabi iç piyasayı olumsuz etkiledi. Önümüzdeki bayram arifesine gireceğiz. Bizim üç ay sezonumuz var. Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında düğün aylarının bol olduğu dönem, maalesef geçen seneyi arar olduk. Dövizin ateşi altını da beraberinde götürüyor. Dövizin yükselmesi altınında yükselmesi demektir. Önümüzdeki haftalarda ne olabilir kestiremiyoruz. Malumunuz bu; ekonomi savaşına döndü. ‘Yani siz İran’la hareket ettiğiniz müddetçe, yani aba altında sopa gösteririz’ diyorlar. Ekonomiye çok zarar verdi ani aşırı yükseliş. Birde dolarla ihracat yapan yatırımcılar, iş adamları var. Bizim sektörde TL bazında çalışılıyor, yani tüccarları zor duruma düşürdü” şeklinde konuştu.

 

ÇEYREK 414 LİRA

Dövizdeki ani yükselişin altın fiyatlarına da yansıdığına dikkat çeken Uğur Fırat şunları kaydetti: “Çeyrek altın 414 tl, 820 tl yarım altın, cumhuriyet altını ise 1636 lira, kapalısı da ata altını diyoruz. 1682 lira. Asgari ücretin 1600 tl olduğu Türkiye’de cumhuriyet altını ancak ediyor. İnşallah iyi olur diyoruz. Yani temennimiz. Türk’ün Türk’ten başka dostu yok. Aynı geminin içerisindeyiz. Birbirimize sahip olmak zorundayız, birbirimize sarılmak zorundayız. Bu ekonomi savaşları elbette bir gün bitecek. Ama inşallah hasar vermeden biter…”