Türkiye’de Kadına seçme ve seçilme hakkının verilişinin yıldönümü dolayısıyla Hatay Barosu Kadın Hukuku Komisyonu adına açıklama yapan Av. Meral Asfuroğlu “Ara seçimlerde bu sayı 18'e ulaştı. İlk meclisin % 4.5’i kadını. Son dönem milletvekili seçimlerinde 96  milletvekili ile  bu oran yüzde 16 olmuştur. Yani 84 yılda kadın milletvekili oranı sadece % 10 civarında artmıştır” dedi.

 

80 yılda seçilen tüm kadın milletvekillerinin toplamının 426 olduğunun altını çizen Av. Asfuroğlu 80 yıldaki kadın milletvekili sayısının, sadece bir seçim döneminde meclise giren erkek sayısından bile az olduğuna dikkat çekerek “Oysa bizden sonra seçme ve seçilme hakkının verildiği Avrupa ülkelerde bu oran yarıya yakındır. Kadınların sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmasını ve bu hakların yasa ile güvence altına alınmasını hedefleyen başta Atatürk olmak üzere genç Cumhuriyetimizi yönetenler, mecliste kadına seçme ve seçilme hakkının tanınmasına ilişkin kararı 5 Aralık 1934 yılında aldıktan hemen sonra, 1935 yılında yapılan ilk seçimde, kadın milletvekillerinin meclise girmesini teşvik etmiş, bu hedefi gerçekleştirmek için çeşitli önlemler almışlardır” diye konuştu.

 

Kendi dönemleri için 17 kadın milletvekili sayısı ile % 4.5 kadın sayısı oldukça iyi bir oran olduğuna işaret eden Av. Asfuroğlu “Ancak aradan 84 yıl geçmiş, kadınlar iş hayatında, toplumsal yaşamda, kültürel alanlarda, eğitimde çok daha fazla sayıda yer almasına rağmen, siyasi yaşamda hak ettiği oranda temsil edilmemiştir. 1935 yılında yapılan ilk seçimde, seçmenlerin yüzde 48'i kadındı. Seçmenlerin yarıya yakınının kadın oluşu, o dönemde kadınların seçme hakkına duydukları isteğin açık bir göstergesidir. Toplum içinde hak ettiği değeri gören, ekonomik, sosyal ve toplumsal alanda ve siyasi karar mekanizmalarında yer alan kadınlar, aydınlık bir geleceğin güvencesidir. Kadının karar mekanizmalarında hak ettiği şekilde temsili ve siyasi karar mekanizmalarında yer alması, kadına yönelik şiddetin de önlenmesini sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

 

Özellikle seçilme hakkı yönünden kadına konulan engeller, yarısı kadın olan bir meclis görmenin mümkün kılmadığını savunan Av. Asfuroğlu şöyle devam etti: “Siyasetçilerin bu konudaki söylemleri ile eylemleri farklıdır. Ülkemizde ekonomi ve siyaset, halen erkekler tarafından yönetilmekte, ekonomik yönden zayıf konumdaki kadın iş hayatında, sosyal hayatta ve siyasette temsil hakkını kullanamamaktadır. Çözüm, nüfusun yarısını oluşturan kadının, siyasette de eşit temsile sahip olması için, önündeki engellerin kaldırılması, kadın kotasının uygulanması, siyasilerin kadın temsili konularında samimi olması ile mümkündür. Yerel yönetimlerde ve meslek örgütlerinde dahi sayımızla orantılı olarak temsil edilmemekte olmamız da üzücü bir gerçektir.”

 

Av. Asfuroğlu, toplumsal yaşamın her alanında büyük sorumluluklar yüklenen, gelecek kuşakların yetiştirilmesinde en büyük pay sahibi olan kadınların, sahip olduğu haklarının bilincine varmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.

 

Kadınların ekonomik ve sosyal yaşama katılımı, karar verme süreçlerinde daha etkin rol oynaması, siyasal alanda daha yüksek oranlarda temsil edilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasının zorunlu olduğunu sözlerine ekleyen Av. Asfuroğlu “Hatay Barosu Kadın Hakları Komisyonu olarak, seçme ve seçilme hakkına kavuşmanın 84. yılında, yüzde 50 temsile ulaşacağımız günlere olan umudumuzu ve inancımızı tekrar ederken, kadına yapılan şiddet, istismar, eğitimden mahrum bırakma vb. gibi haksızlıkların son bulması, toplumun % 50’sini oluşturan kadınların iş, ekonomi, eğitim, sosyal ve siyasal her alanda erkeklerle eşit oranda temsil edilmesi, uluslararası sözleşmelerle kadına tanınan hakların samimiyetle uygulanması için herkesi göreve çağırıyoruz” dedi.