dodicocuk @ hotmail.com

Evvel zaman içinde kalbur sahan içinde; develer tellal iken, pireler berber iken;

Gülen çocukların ülkesi varmış; öyle çok gülüyorlarmış ki; bu yüzden gökyüzü mavi değil pembe imiş! Tüm doğa çiçekler ve renkli ağaçlarla doluymuş! Hem de yeşil ağaçtan çok mor, turuncu, pembe ve mavi ağaçlarmış! Yaprakları yerlere kadar uzanıyormuş! Öyle güzel meyveler varmış ki dallarında bu gülen çocuklar bu meyvelerle besleniyormuş! Bu ülkede uçan köpekler, konuşan kediler varmış!Hiç bir canlı birbirine zarar vermezmiş!... Büyüyüp çiçek ve meyve veren bitkiler zamanında solarmış. Toprak bunları kucağına alır, başka zenginlikler doğsun diye çabalarmış!

Bu gülen çocukların en büyüğü 15-16 yaşındaymış yüzleri gülen bu çocukların gözlerinde bir hüzün varmış! Her zaman uzakta biraz karanlıkta kalan kapıya bakar ve korkuyla tekrar pembe gökyüzü olan dünyalarına dönerlermiş!

Bu kapı zaman zaman açılır ve kapıdan; gülen çocukların etrafına koşuştuğu küçük karanlık bir bulut gelirmiş! Sonra bulutun içinden bir çocuk düşermiş! Bu çocukların üzerinde kapkara el izleri olurmuş! Gülen çocuklar bu çocuklar için türlü yemişler, meyveler getirir önlerine yığarmış! Ama hiç kimse konuşmazmış! Çünkü gülen çocuklar bir tek gülüp; kahkaha atabilirmiş! Bulutun içinden gelen çocuklar uzunca bir süre kapının önünde beklerlermiş! Sonra üstlerindeki kara gölgeler kaybolur! Yüzlerine bir ışık vurur ve gözleri hüzünle gülmeye başlar ve bu güzel dünyaya ürkek adımlarla girerler ve oranın parçaları olurlarmış!

  Saçının teline kıyamadığımız! Ninnilerle büyüttüğümüz bir gülüşlerine bir dünya vereceğimiz! … Uyuyup ta uyanamayan uyuyup ta büyüyemeyen küçük meleklerimizin cennetiymiş bu dünya! Kalbimizin bu kara gölgeleri bırakanlara kin ve öfke ile dolduğu  bu günlerde; anlatmak istedim sizlere bu masalı! Masal hiç mutlu bitmiyor ama bilin ki; bu kanatsız meleklerimiz aslında suskunlukları ile; geride bıraktığı gülen yüzleri olan resimleri ile binlerce çığlık atıyor!

Sözün bittiği yer değil burası ;bu günlere ayıpların içerde kalmasına göz yumduğumuz için geldik ; çocuklarımızın duygu ve hislerine güvenmediğimiz için eldik ; Biz onları hoş gördükçe onlar yaptıklarını doğru saydılar ! Doğruluk ve dürüstlük elbiseleri ile dolaşıp en masuma el sürdüler; onların canlarına kast ettiler;

  Söze başlayalım artık; sosyal medyadan ağıtlarla değil gerçek karşı çıkışların günü olsun bugün! Evlerimizdeki; istismara dur diyerek başlayalım; bunun içinde, kadınlarımıza sahip çıkıp onları önce biçimlendirip! Yetiştirdiğimiz çocuğa sahip çıkmayı öğretelim. Üç kuruşa muhtacım deyip evde zulüm edene boyun eğiyorsa önce ona iş verelim; ev verelim!

   Bizim namusumuzda, onurumuzda, şerefimizde çocuklarımız olsun!

   Ve evet suç sabitse; bunun cezası çok ağır olsun taciz ve tecavüz kadının ve çocuğun suçu gibi gösterilip takım elbise giyenleri affetmeyelim!

   Bizim iyi niyetimiz sadece masuma karşı olmalıdır! Sıklıkla acı dolu masallar dinlememek için artık uyanalım!

    Küçük meleklerim; cennetinizde rahat uyuyun! Biz o kapkara kapının açılıp içinden bir meleğin daha dünyanıza düşmeyeceğine söz veremiyoruz! Ama bundan sonra daha yüksek sesle haykıracağız! Dokunmayın çocuklara! Kirli ellerinizi çekin diye!

   Atamadığınız tüm kahkahaları; atın bu güzel cennetinizde! Bize cehennem artık bu taraf! Bunu bilin! Ve hakkınızı helal etmeyin bize…