dodicocuk @ hotmail.com

Merhaba sevgili okurlar; yine ara verdik sohbete ve güzel anları paylaşmaya!

Araya bazen mesafelerin girmesi iyidir; çok muhabbet tez ayrılık derler eskiler!

Ve ne güzel bir hatırlayıştır eskiler; dün bir belgesel izliyordum! Hayatımızdaki resimleri tek tek geçiriyordu unuttuğumuz ama bizi biz yapan anıları...

Resmin birinde yere oturmuştu çocuklar; anlaşılan aynı mahallenin çocuklarıydı; farklı giyinseler ve görünseler de aynı çamurdan oyun kurmuşlardı birlikte! Yüzlerindeki ifade mutluluk ve paylaşımdı...

Bir başka resimde ortada bir kuzine; üstünde tıkır tıkır sesi gelen bir çaydanlık; etrafta sedirler, ortada bir sofra, sofrada; her yemekten bir tabak ve dizilmiş kaşık ve çatallar; kuzinenin içinde bir bazlama... Bu resmin adı da huzurdu!

Sonra bir okul sıraya girmiş öğrenciler; üstlerinde siyah önlükler yakalar beyaz... Kızlarınki dantel saçlarında kurdele ayaklarında ponponlu çoraplar! Yine eşit değil belki önlüklerin kalitesi ama hep birlikte andımızı okuyorlar... Bu resmin adı vatan sevgisi...

Bu verdiğimiz örneklerde yaşadıysanız, geçtiyse çocukluğunuz bu dönemde çok ama çok şanslısınız...

Hepiniz bunları okurken ağzınızda bir parça bal lezzetinde okumadınız mı !...

Peki sevgili anneler- babalar ve büyükler şimdiki çocukların oyun oynamadığı ve sosyal davranışlarda bulunmadığı için , en basit top yakalama atma, birisiyle karşılaştığında merhaba ve hatır sormadan uzak olduğunu biliyorsunuz!

Ve biliyor musunuz; biz çocukları ayrıştırdığımızdan beri çocukların mutsuz olduğunu ve biz çocuklarımızı sokaklardan aldığımızdan beri ve sokaklarında mutsuz olduğunu biliyor musunuz?

Eminim çok özlüyordur; sokaklar çocukların seslerini birlikte ağlayıp gülmelerini; sonra ayrıştırdığımız bu çocuklar; birbirlerinin acılarına ağlamayı unuttu! Görmezden geldiler birbirlerini!

 

Ne güzelmişiz biz önceden; sıcacıkmış ilişkiler keşke bu kadar gelişmeseydi her şey!

Bu hızlı değişim henüz kökleşmemiş olan yeni fidan ülkemi köklerinden söktü; tıpkı köksüz açan orkide çiçeği gibi güzel gözüküyorduk! Kökler yoktu!

Şimdi biz eğitimciler; işte çağımızda bir tadımlık bal lezzetini arıyoruz!  çocuklara unuttuğumuz oyunları oynatıyoruz! onları misafirliğe götürüyoruz!  onları çamurla oynatıyoruz! anne- babalarımıza ‘ doğal anne babalık ’ eğitimleri veriyoruz!

Çocuklarımıza birbirimiz sevmeyi, her şeyden önce olması gereken duygunun adının, merhamet olduğunu vicdanın onların en büyük bekçisi olduğunu ve mutlu olmanın sihrini öğretiyoruz!  Yine bağıra çağıra Andımızı okuyacağız! Bugün bu haberle uyandık ‘ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ’