drserif71 @ gmail.com

       Kan, insan için hayati bir maddedir. Bilindiği gibi kanda kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) bulunur. Alyuvarlar için demir, folik asit ve B12 vitamini çok önemlidir. Bu kan hücrelerinin yapısında oksijenin taşınmasını ve bu hücrelerin kırmızı renkte olmasını sağlayan ‘hemoglobin’ maddesi vardır. Nefes alırken akciğerdeki oksijen, bu hemoglobinin yapısına bağlanarak hedeflere taşınır. Anemi (halk arasındaki adıyla ‘kansızlık’) hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre dünya sağlık örgütü tarafından kabul edilen kriterlerin altında kalması durumudur. Bu değerler erişkin erkeklerde 13 g/dL, kadınlarda ise 12 g/dL’nin altı olarak kabul edilir. Altı ay ile 6 yaş arası çocuklarda 11 g/dL’nin, 6-14 yaşlarda 12 g/dL’nin altı anemi olarak değerlendirilir. Dünyada aneminin görülme sıklığı kadınlarda %30-40, erkeklerde yaklaşık %20′dir.

       Anemi türleri içinde demir eksikliği anemisi, hemolitik anemi, megaloblastik anemi, genetik nedenli anemiler (talasemi, orak hücreli anemi, vs) vardır. Bu yazıda toplumlarda en sık görülen ‘demir eksikliği anemisi’ temel alınacaktır. Demir eksikliği anemisi, demirin yiyeceklerle alımının ya da barsaklardan emiliminin az olması sonucu oluşur. Bu tür anemide alyuvarlar daha küçüktür. Bu aneminin başlıca sebepleri şöyle sıralanabilir:

Fizyolojik kan kayıpları (bayanlarda adet görme: her ay yaklaşık 30-80 ml kayıp)

Patolojik kan kayıpları (mide, barsak kanaması vs)

Yetersiz gıda alımı (iştahsızlık, kanser, kilo verme çabası, vs)

Gıdalarla alınan demirinin yetersiz emilimi (incebarsak hastalıkları, Çölyak vs)

        Hamilelik sırasında demir gereksinimi artar alınan demir miktarı sabit kalır, bu nedenle yeterli depo demiri olsa bile annede zamanla demir eksikliği ortaya çıkar. Bu durumdan bebek de etkilenecektir. Özellikle hemoglobin değeri 9 gr/dL’nin altına düşünce gebelik ile ilgili komplikasyon görülme riski artar. Gıda demirinin yetersizliğine yol açan hastalıkların başında Çöliak hastalığı gelir. İncebarsak emilim yüzeyinin bozulmasıyla oluşan değişiklikler sonucu gıdalardaki demir işlenemediğinden anemi oluşur. Bu konuyu daha önceki yazılarımdan birinde ayrıntılarıyla siz okuyucularıma sunmuştum. Kan veren kişilerde de yine aynı şekilde demir eksikliği anemisi ortaya çıkabilir. Adet gören kadınlarda bu bir defalık kan bağışı demir depolarının boşalmasına yol açabilecek iken, yetişkin sağlıklı bir erkekte 3-4 kez kısa aralıklı kan verdikten sonra aynı durum ortaya çıkabilir. Gereğinde demir tedavisi verilerek düzeltilebilen kan bağışı tutumu son derece hayati bir konudur. Bu anlamda erişkin sağlıklı bireylerin kan bağışından çekinmemeleri gerekir. Öte yandan özellikle et yemeyen vejeteryan kişilerin gıdalar ile yeterli demir alamamaları ve bazı emilim bozukluğu hastalıklarında görülen yetersiz demir emilimi demir dengelerini eksiye götürür. Birçok zayıflama diyeti de demir açısından zayıftır.

        Demir eksikliği anemisinde en sık klinik yansımalar halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, solukluk, çarpıntı, kolay yorulmadır. Akut kanamalarda şok ve bilinç kaybı gelişebilir. Bazı hastalarda toprak veya kül yeme davranışı (diğer adıyla pika) görülmektedir. Özellikle derin anemilerde günlük yaşam kalitesini bozan ağırlıkta bulgular olabilir. Tanıda tam kan sayımı, demir ve demir bağlama kapasitesi, ferritin, periferik yayma gibi laboratuvar yöntemlerine başvurmaktayız.

        Hastalığın tedavisinde en önemli aşama altta yatan nedenin tam olarak araştırılması ve nedene yönelik tedavi yaklaşımıdır. Yukarıda saydığımız nedenler içinde özellikle ileri yaştaki hastalarda kalın barsak kanserleri akılda tutulması gereken bir konudur. Bunlarda tümörden yavaş ve gizli kan kayıpları olmaktadır. Rastgele tedaviler bazı önemli hastalıkların tanısında gecikmelere neden olmaktadır. Anemiye bağlı klinik belirtiler ve hematoloik değerler normale geldikten sonra da depoları doldurmak için belli bir süre daha tedaviye devam etmek gerekir. Tedavide ağız yoluyla alınan ya da enjekte edilen demir preparatları kullanılır. Derin anemilerde kan nakli ihtiyacı doğabilir.