dodicocuk @ hotmail.com

Başlık anlatmalı bu hafta beni size… Yorgun, yoğun ve beklentilerin çok olduğu bir dönemi bitirirken; kendime de biraz umut isterdim, azıcık olsa da yetecek sevgili dostlar. Enerjimizi ve hevesimizi tüketen pek çok kişi ve olaylar arkası arkasına çıkar bazen karşımıza…

İşte o zaman en çok beni tekrar var eden şeyler gelir aklıma. Trafikte yol alırken yolun bozukluğu, trafik, çalan kornalar bir anda yok olur. Çünkü camdan güneş vurur yüzüme ,önce aydınlatır, sonra bu soğuk günde okşar yanağımı ; korkma ben buradayım der gibi… Hemen en sevdiklerim gelir aklıma, onları ne çok sevdiğim ve özlediğim Kaçar gider umutsuzluk sadece kalır yanağımdaki sıcaklık ve sevdiklerim… Sonra açarım gazeteyi başlarım güne, yine umudum elimden uçar gider sessiz bir kelebek gibi …

Tam hüzünlenip ; karanlık düşünceler gelip yer bulacakken zihnimde ; bir küçük kuzu gelir yanıma … Bak öğretmenim bu benim yeni saatim der. Kolundaki plastik örümcek adam saatini gösterirken , tekrar dolar içim sevgiyle ve umutla böyle içten ve gülen gözler varken karanlığın benimle işi ne…

Ama bazen de bu kadar kolay olmaz tekrar umutla dolmak;

Yerine koyamadığınız kişileri kaybettiğinizde, yaşam yolculukları bitmişse en sevdiklerinizin, birde zamansızsa bu ayrılık o zaman dolar içinize hüzün ve karanlık …

Dolanırsınız; karanlıkta, kırılır kalbiniz hem de bin parçaya; Tanrının bize lütfettiğini unutma, günlük yaşam enerjisine döneriz yine de… Bir süre sonra başlarız yaşamaya. Mucizelere tanıklık ederiz. Umudu tekrar tekrar dirilten bebekler doğar, beklemediğimiz dostlar çıkar gelir dünyanın bir ucundan; dağın başında; aracın ulaşamadığı bir köyde kalbine eğitime adamış bir öğretmen duyarız! Kimsenin ulaşamadığı bu köyde , çocuklarına müzikle ulaşmış bir değil , iki  enstrüman öğretmiş…Yine kalbinde uçuşuyor kelebekler her şeyin var olduğu okullarda zaman zaman başarılamayanları başaran bu güzel insanlar mucizeler yaratır…

Belki de insan olmanın bedelidir bütün bunlar ; bir iniş , bir çıkış , bir yokuş ,bir düz olur bu yolculuk…

Bir büyüğüm demişti ki; hayatta başarıya ulaşmak, aslında biraz başarıdan ve kendinden vazgeçmektir. İşte o zaman koyduğun hedefe ulaşırsın; belki başka başarılardan vazgeçerek. Ben annemin her an yanında olup, onu hep güldürmenin başarısından vazgeçtim. Oğlumun ve kızımın; gençlik dönemini yaşadığı üniversitedeki anlarını yaşama ve şöyle amaçsız gezme başarısından vazgeçtim…

Evimde şöyle rahat bir koltuğa oturup kahve içmek ve eşime en sevdiği yemekleri yapıp , “güzel olmuş deme” başarısını da unuttum…

Söyleyince küçük gelen bu başarısızlıklar işte beni biraz umutsuzluğa sevk etti…

Sebebi de; herkesin öfkeli, kızgın, hep çevresindeki olumsuzluktan beslenmesi oldu.

Feda ettiğim şeylerle ben kendi kocaman başarımın üstünde oturup, elimden kaçan küçük umutlarım için bu gün bir ağlamak istedim…! Bana umut veren var mı ???