dodicocuk @ hotmail.com

Merhaba Sevgili Dostlarım!

Böyle güzel bir Kasım ayı olmuş muydu? Bana bu ay çok keyifli başladı! Tıpkı kasımpatı gibi çiçeğinin mevsime rağmen her türlü renkte açması gibi! Çocuklar için hazırlanmış bir test eğitimden sonra yine zihnim karışarak döndüm Şehri İskenderun’uma!

Çocuklarımız , göz bebeklerimiz, bizim  ama Evren’in çocukları!...başka başka renk ve kokuda çiçekler gibi…

Ve bu eğitimde; önce hayır olmayı, sonra sadece gerçekleri dile getirmeyi ve başarıyı abartmamayı öğrendik!

Ve sakinleşmeyi, ön yargılarımızı bir kenara atmayı, zihnimizi bildiğimiz tüm bilgilerden (bu konuyla ilgili ) temizlemeyi öğrendik! Ve o zaman anladım ki; bildiğimiz bir bilginin üstüne başkasını eklerken gerçek bilgiyi değil, yorumladığımız bilgiyi ekliyormuşuz!

Tüm bu deneyimleri yaşadığımız hayatla ve çocuklarımızın deneyimleri ile birleştirmek geldi içimden!

Ve hayal ettim! Başka okul mümkün dedim!

Hayalimde kocaman bir bahçesi olan bir okul ortaya çıktı! Biraz şehir trafiğinden uzaktı; girdiğim kapı tıpkı masal gibiydi; süslü değil ama beni içeri çağırıyordu! Sonra girdiğimde beni karşılayan güler yüzlü insanlar vardı! Girdiğim bu mekân sürekli ilgi uyandıran köşelerle beni içeri davet ediyordu!

Ve bu okulda evcil hayvanlar vardı! Eğitmenler onlarla derse giriyordu!

Bu okulun bir tarafı tamamen küçüklerin yaşam alanıydı; 5-10 yaş arası çocuklar vardı! Eğitim dilinin adı oyun ve günlük yaşamdı!

Mekanın en ilgi çeken özelliği, buraya gelen çocuklar hiç teknolojiyi okullarına taşımıyorlardı. Ve bu okul üreten bir okuldu! Örneğin; sebze ve meyve atıkları için arka bahçelerinde her tarafı telle kaplanmış bir alan vardı! Buraya atılan sebze çöpleri bir süre sonra çok kıymetli bir gübreye dönüşüyordu! Ve bu hazırlanan gübre ile çocuklar tarım yapıyordu! Gerçek bir bahçeleri vardı! Burada yaşam döngüsünü öğreniyorlardı. Okul yemekhanesinin de büyük sınıflar, servis, masa düzeni, temizlik vb. görevleri vardı ve bu hizmet için çok küçük ücretler alıyorlardı!

Ve bu okulun aile katılımları gerçekçiydi, örneğin; kostüm hazırlamak bir grup anne – babanın göreviydi! Her hafta bir aile grubu hafta sonları okula gelerek bahçe temizliğine ve bitki bakımına yardım ediyorlardı biraz ütopik mi geldi! Sanki gülümsediğinizi ve elinizle hadi be! dediğinizi duyar gibiyim!

Yine de devam edeyim ben ve bu okulda çocukların ödevleri de gerçekmiş! Anlamadıkları ve deneyimlemedikleri hiçbir şey için çocuklar zorlanmıyormuş!

Çocuklar sorumlulukların farkında ve zamanı iyi kullanmayı bilerek yetişiyorlarmış!

Ve bu çocuklar için bilgiden daha değerli olan şeyler varmış, saygı, sevgi, merhamet ve vicdan! Çünkü bu okul ayaklı kütüphaneler değil insan yetiştiriyormuş! Yetişen bu çocuklar, hayvanlara zarar vermeyen doğayı kirletmeyen ve azla yetinen yetişkinler oluyormuş!

En önemlisi de neymiş biliyor musunuz?

Doğumu bile mucize olan bu çocukların gözlerinde ki ışık; dayatma, zorlama olmadığı için hiç sönmüyormuş. Ve bu çocuklar barışın önemini bilerek ve yaşayarak öğreniyorlarmış.

Merak duygusu ile girdiği bu eğitim binasından yaşı, öğrenme hızı ve gücü kadar öğrenip, çok bilgi yüklenenlerden daha başarılı olup dünyayı yönetiyorlarmış!

Güzel ve keyifli bir masal gibi değil mi! ama düşündüğünüzde hiç de zor olmadığını göreceksiniz!

Bu değişim bizimle başlasa ne güzel olurdu…

Sevgiyle Kalın