kocagazi @ gmail.com

Dünya genelinde birçok İslam ülkesi büyük problemlerin girdabı içerisinde çırpınıp durmaktadır. Gerek iç çatışmalar, gerek uğranılan soykırımlar, mezhep kavgaları dörtnala at koşturmakta ve tabir-i caizse bu büyük dinin evlatları birbirini yemektedir. Hal böyleyken batı ülkeleri de İslam düşmanlığını resmi politika haline getirmektedir.

 

Bölünüp parçalanırsanız rakiplerinizden merhamet veya anlayış beklemeyiniz. Bilakis onlar bu fırsatı kaçırmadan sizin zenginliklerinizi, madenlerinizi, petrol ve doğal gaz kaynaklarınızı ele geçirirler. Kendi yurdunuzda köle durumuna düşersiniz. Bu yüzden tüm Müslüman ülkeler hem milli devletleri bünyesinde hem de İslam âlemi çerçevesinde birleşip tek vücut olma zorundadırlar.

 

En son Kerkük meselesinde, Amerika’nın dolduruşu ile bağımsız devlet kurup, Kerkük bölgesini de kendi topraklarına katmak hayaliyle hareket eden Barzani’ye Türkiye, İran ve Irak merkezi hükümeti gereken dersi verdi. Barzani’nin bu dersi almadan önce de öğrenmesi gereken: “Temel devlet kurmak ne demektir? , Devlet nedir? , Devlet olmanın şartları nasıl oluşur?” gibi soruların cevabını bilmek idi. Devlet nedir? Devlet kendi toprağı üstünde yaşayan bir milletin siyasal bakımdan örgütlenerek oluşturduğu Tüzel bir varlıktır. Aşiretçilik veya aile topluluklarının plan ve hesapları yetersizdir. Milli hedefler, Milli organizasyonlar halkın bütününü kapsamaktadır. Sen daha Taliban ailesiyle it dalaşındayken emperyalistlerin gazına gelip referandum hamlesini yaparken boşa kürek çektiğini böylece anlamış oldun. Bir kere oturduğun toprak Irak’ın, senin değil. O toprak Irak devletinin sana kısmi yetkilerle bıraktığı bir toprak, milli birlik ve beraberliğin de yok. Ne diye halkını ateşe atıyorsun. Her neyse zaman her şeyi öğretir.

 

Türkiye gerek Irak ve gerekse Suriye’de son yıllarda çok önemli ve akıllı adımlar atmaktadır. Bu adımların iyi niyetli olduğunu bölgedeki diğer aktörlerde anladıkları için olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. İnşallah ilerleyen zaman içerisinde de bu mantık, taraflar tarafından uygulanmaya devam eder. Barış gelir, güvenlik gelir, yaralar sarılır, kin ve gözyaşı biter. Komşunda yangın varken huzur duyabilir misin? Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki Suriye ve Irak’a istikrara gelmeden Ülkemiz rahatlayamaz. Bu yüzden bölgenin ağır meseleleri Türkiye’nin masasındadır.

 

Bu açıdan Türkiye’nin iyi niyetli ancak tavizsiz politikaları aynen devam etmelidir. Mesela Irak’ın parçalanmasının engellenmesi İran ve Irak’la yapılan iş birliği neticesinde gerçekleşmiş durumdadır. Bu iş birliği İran veya Irak’ın ortaklığı bozacak bir hareket yapmamalarına bağlıdır. Şayet İran olayı sadece kendisine bir kazanç kapısı gibi görüp hem Kerkük hem de Erbil’i hegomonyası altına almak gibi bir hataya düşerse ortalık daha da kötü karışır.

 

Suriye’de gerçek bir demokratik sistem şimdilik hayal. Ancak Türkiye Astana toplantılarıyla hiç olmazsa Rusya’nın mutedal bir siyasi tavır takınmasıyla akan kanı kısmen de olsa durdurdu. Amerika ise PYD’yi kullanarak Suriye’de çözümsüzlüğü teröristlerle birlikte devam ettirmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin birçok defa ikaz etmesine rağmen Amerika kürt teröristlere olan desteğinden vazgeçmemiş ve hatta Apo posterleri asılınca saygıya layık olmayan biri diyerek olayı geçiştirmeye çalışmıştır. O zaman adama: “Saygıya layık olmayanlarla ne işin var ?” diye sorarlar.Suudi Arabistan veliaht prensi Selman’ın: “Aşırı fanatik görüşleri yakında sonlandıracağız” sözleri sanki Suriye’deki fanatik grupların artık destek bulmayacağı sinyalidir. Aynı politika İran’a bağlı gruplar için de uygulanacağını düşünürsek barışa çok yaklaşacağız demektir.

 

Tüm Ortadoğu istikrara susamış durumdadır. Yıllardır ateş ve kanın ortasında kalanlar biraz da huzuru hissetmek ve yaşamak istemektedirler. İnşallah gelişmeler müspet olur ve bölge milli kaynaklarından nasiplenerek zenginleşir. Bu olumlu ortam tüm dünyayı etkiler ve insanlık rahat bir nefes alır.

 

Kuzey Iraklılara ‘da âcizane tavsiyem tarihe iyi bakın. Siz Kürtler ancak Türk’ün yanında onunla beraber rahat ettiniz. Türk’ün barış dalını kırmayın. Gerek Türkiye’de ve gerekse Irak’ta Türkiye aleyhine bulunmaktan vazgeçerek mümkün mertebe yakın ve dost olun.