nyildiz @ iskenderun.org

Türkiye’de eğitim-öğretim alanındaki sorunlar sayıp dökmekle bitmez. Bu sorunlar artık kangren haline dönmüş ve bugüne kadar göreve gelen bütün hükümetler bu sorunları çözüm noktasında yetersiz kalmıştır. Eğitimin başına getirdikleri bakanlar bugün dahi çözüm önerileri arayıp dururlar. Eğitimi yaz-boz tahtası haline çevirmekten başka bir şey yapamamışlar, çocuklarımızı birer denek haline getirmişlerdir. Bütün bu gelişmelere tepkisiz kalacağız ardından da ‘eğitim şart’ diyeceğiz.

Anne babalar, çocuklarının on iki yıllık eğitimlerinin ardından üniversiteli olması için tonlarca para döksün. Üniversite bittikten sonra da işsizler ordusuna onları kendi eliyle katsın. İşte bizim eğitim noktasında geldiğimiz yer burası. Şanslıysanız(!) elinizdeki diploma size ekmek getiriyor; değilseniz haliniz harap. Emekler boşuna…

Bu anlattıklarımız eğitimin ülkemizdeki en büyük yaraları. Bunun dışında eğitimde bir büyük problemimiz daha var. Maalesef bunu eğitimcilerin kendisi yaratmakta. Eğitimdeki en büyük problemimiz etik olmayan değerlerle bu işin yapılmasıdır.

İçinde yaşadığımız küçük ama eğitime çok büyük önem veren şehir; İskenderun… Dört özel okulun dışında birçok devlet okuluyla eğitime hizmet eden büyük bir topluluk söz konusu. Tabii bütün bu kurumların yanında bir de dershaneler var. Başarılı öğrencileri yüksek burs oranlarıyla alıp haftanın iki günü (hafta sonu) verdikleri eğitimle büyük üniversiteleri, iyi liseleri, dereceleri çıkardıklarını iddia eder dururlar. Bu en büyük etik problemlerden biridir. Bu başarılarda elbette dershanenin de payı vardır; ancak salt bunu dershaneye bağlamak okulları ve buradaki eğitimcileri yok saymak olur ki bu da emek hırsızlığına girer. Bunu yapan kurumlar ise ‘serbest piyasa rekabeti’ gibi bir kavramla işin içinden sıyrılmaktadır. Bu tarz oyunlar sadece eğitim camiasına değil; ailelere, öğrencilere ve bünyelerinde çalışan öğretmenlere büyük zararlar verir. Acı bir durum elbette…

Eğitim; yücedir, kutsaldır, emektir, aşktır, gönül işidir… Bazı değerler yok sayılmadan yapılmalıdır; hele de İskenderun gibi eğitime önem veren şehirlerde.

Yıllardır eğitim camiasını yakından izlemekteyim. İskenderun’umuzda eğitim kalitesinin günden güne artması elbette herkes gibi beni de çok sevindirecektir. İşte bu yüzden yeni açılan kurumların olması beni mutlu etti. Sonuçta aynı kulvarda farklı kurum ve kuruluşların olması rekabeti arttıracaktır ki bu da kalite çıtasını yükseğe taşıyacaktır. Ancak açılan bu özel okullar eğitim amaçlarının önüne ticari kaygılarını geçirirlerse; verdikleri eğitimin kalitesini de etikliğini de rekabeti de tartışmaya açar. Yukarıda dershaneler için ‘eğitimde etik sorun’ diye belirttiğim durumu ‘dünya okuluyum’ diyen kurumda yaşamak açıkçası beni şaşırttı. Siz ‘dünya okulu’ sloganıyla yola çıkacaksınız, rakip olarak gördüğünüz kurumların ve bazı devlet okullarının başarılı öğrencilerini yasal olmayan yollarla bünyenize katmak için bir sınav düzenleyeceksiniz ve yüksek burs oranlarıyla(%100- %90) başarılı öğrencilerin bütününü kurumunuza alacaksınız. Çok değil bir iki seneye bu öğrencileri asıl yetiştiren kurumların adını dahi anmayarak derece çıkardığınızı iddia edeceksiniz. Bu ne eğitim ahlakına ne de dünya markası olmaya sığmaz.

Etik olmak hayatımızın her alanında vazgeçilmezdir; ancak eğitim gibi hayati bir mevzu söz konusuysa bu değerler daha büyük önem arz eder. Eğitim bu; çocuklarımızın geleceği, alnımızın teri, öğretmenlerimizin emeği… Başka bir şeye benzemez.

Sevgiyle kalın.