dodicocuk @ hotmail.com

Biz insanlar dar zamanlara ne çok duygu biriktiririz ve yaşamak için zorlarız kendimizi!

Merhaba demeden başlamak olmaz yazıya! Tüm dostlarıma gönülden kocaman bir merhaba!

Umut dolu sözler yazmak istiyorum artık; olan güzellikleri anlatmak ve yaşanılan mucizelerle tanıklık etmek istiyorum!

Her gün birbiri ile aynı! Giderek daha öfkeli ve daha kızgınız! Yaşadığımız dünya daha da zorlaştı ,tahammülümüz kalmadı birbirimize geçen gün sohbet ederken dostlarla ; Haddimizi aşmaktan konu açıldı ne güzel bir kelime ‘Haddini Bilmek’ belki tüm sorunların temelinde bu vardı !Bilgi toplumu olduğumuzdan beri görgüyü ve saygıyı kaybettik ! Bu iki sihirli duygu ortadan kaybolunca öfke, kızgınlık, ölüm, zulüm yer buldu dünyamızda !.. Ve sadece bu haddini bilmemek bizim ülkemizin sorunu değil, tüm dünyanın sorunu bence! Kapıdan geçen bir yaşlı için bile kenara çekilip yol veren bizler! Hak-Hukuk derken toptan zıvanadan çıktık… Biraz para ve mevki sahibi olduk! Sonra bunların gücüyle karşımızdaki herkesin ve her şeyin üstünde saydık kendimizi. Unuttuk; bu koskoca evrende bir toz tanesi bile değiliz! Ve yaşarken edindiğimiz hiçbir mal –mülk biz ölürken eşlik etmiyor bize! Yaşam çok kısa! Ve kaybedecek zaman kalmadı! Tüm doğa haykırarak anlatıyor bize gerçeğimizi! İtirazı olan var mı tüm bu söylediklerime! Yok, bende maalesef biliyorum! tekrar bozulmuş çilemizi (ip yumağı) geri sarmalıyız hep beraber ipimizin başı çocuklarımız! Onları eğitirken, önce saygılı olmayı ve beklemeyi öğretmeliyiz! Beklemeyi öğrendiği zaman sabretmeyi ve başkalarının haklarına saygı duymayı bilecek ve Sonrasında kendi yapabilirliğini öğretin mesela!

Şimdiki eğitim sistemimizdeki arazlardan birisi ’de çocuklarımızın kendi gerçeklerine bakmadan, hepsinin aynı başarıyı ve yeteneği göstermesini bekliyoruz! Ve öyle büyük bir yanlış yapıyoruz ki Oysaki çocuklarımızın bize gösterdiği mesajları doğru algılayabilsek! Mesela matematik derslerini yaparken duyduğu karın ağrısı ve mide bulantısını, ama sosyal derslerdeki neşesini ve ağız dolu konuşmalarını; bunları görmezden gelmeyi bırakıp, bir sürü diploma sahibi ama meslek sahibi olmayan gençler yaratacağımıza çocuklarımıza gerçekten baksak! Onların kendi yeteneklerini ortaya koymaları için zaman versek mesela!

Belki de o zaman onları illaki özel okula göndermek zorunda kalmayacağız! Çünkü onun yarı zamanının kendine kalmasını sağlayıp o özel yeteneğini ortaya koymasını sağlayacağız! Biz insanlar sevdiğimiz işi yaparken daha, sabırlı ve özverili oluruz! Sevmediğimiz bir şeyi yaparken ise tahammülsüz ve öfkeli oluruz! O zaman sevdiği işi yapan ve bu nu yaparken tahammül etmeyi öğrenen insanlar çok öfkeli de olmaz! Çocuklarımızla ilgilenmenin ve onları, sevmenin yolu, her ihtiyaçlarını anında karşılamak, istediklerini almak, istedikleri her şey için özgür bırakmak değildir. Çocuklar kuralları ve sınırları severler sınırsız ve kuralsız hayatın içinde yönleriniz kaybedip ne yapacağını bilemez! İşte bu arada vicdanı, merhameti ve sevgiyi unuturlar, onlara yön verirken onların çocuk olduğunu unutturmadan yani ‘Haddini Bilmesini ’sağlayarak onları büyütürsek, mesela; eve misafirlerimiz geldiğinde onları karşılar ve birlikte uğurlarsak! Onların yanında bizde teknoloji ile uğraşmayıp onların; Belki de sadece yanında oturup, ihtiyaç duyduğunda sarılarak ve gözlerine bakarak zaman geçirsek onlara öyle çok şey kazandırırız ki! Tahmin bile edemezsiniz!

Öğrenme sadece yaşadıklarımız ve yaptığımız hataların sonunda öğrendiğimiz derslerdir. İllaki çok önemli büyük olaylar beklemeliyiz tekrar doğruya dönmek için ; Örneğin ;çok çabuk biten 1.eğitim döneminden sonra ; sanki çok büyük işler ve başarılar kazanmış gibi kendimizi ve çocuklarımızı ödüllendirmeyelim!.. Eğitim ve öğretim bir süreçtir. Çocuklar yapmaları gereken bu işlerin sonunda ödüllendirildiğinde; okula gitmeyi ve başarmayı ailesine verdiği bir hediye olarak görmeye başlar! Çocuklarımıza gerçek sorumluluklar yükleyerek onları büyütmeliyiz! Yapabilirliği olmaya başlayınca (3-4 ) yatağını toplamalı, eşyalarını yerine koymalı ve bunun için ödüllendirilmemeli! Yaptığını takdir edip, biraz daha büyüyen sorumluluklar vermeliyiz!

Elini taşın altına koyan çocuklarımız! Başkalarının yaptığı işe saygı duymayı ,eğer bu işleri yapacak kapasitesi ve yeteneği yoksa ‘Haddini Bilmeyi’, başaran insanlara gıpta ile bakmayı ve saygı duymayı öğrenecektir.

Çocuklarınızı yolladığınız kurslar, ne eğitimler sizin verdiğiniz eğitimden daha değerli değildir.

Bir insan değişirse toplum değişir. Aslında, basit ve kolay bir yol değil mi? Mutlu bir toplum yaratmak hiçte zor değil, o zaman çilemizi geri sayıp tekrar başlayalım mı ve ‘Haddimizi Bilelim’ herkese kucak dolu sevgi ve saygılarımla