drserif71 @ gmail.com

Hemoroid anal kanalda dışkı kontrolüne yardımcı olan ve herkeste var olan damarsal bir yastıktır. Hemoroidal dokuda atardamar ve toplardamar arası direkt bağlantılar mevcuttur. Bu yapı sayesinde kalınbağırsağın en son kısmındaki algılayıcıların uyarısıyla bu doku içindeki kan miktarı hızlı bir şekilde ayarlanır ve istemsiz olarak anüsten sıvı ve gaz çıkışını engelleyen bir yastık mekanizması oluşturulur. Hemoroidal doku bu yönüyle  yaşam kalitesini sağlamakta önemli yere sahiptir. İnsanların neredeyse yarısı hayatının herhangi bir döneminde hemoroidle ilgili sorunlar yaşayabilmektedir.

 

Hemoroidal yastıkta yer alan bu damarlardaki anormal şişmelere patolojik gözle bakılır. Diğer adı ‘basur’ olan hemoroidal hastalıklar toplumda oldukça sık görülmektedir. Bu hastalıktan bilindiği kadarıyla ilk kez MÖ 1700 yılına ait bir Mısır papirüsünde bahsedilmektedir. Hemoroidin gerçek sebebi halen bilinmemektedir. Düzensiz tuvalete çıkma alışkanlıkları (kabızlık veya ishal), hareketsizlik, beslenme unsurları (düşük lifli beslenme), karın-içi basıncın artması (uzun süreli ıkınma, assit, batın-içi bir kitle veya gebelik), genetik faktörler, hemoroidal damarlarda kapakçıkların bulunmaması ve yaşlanma gibi çok sayıda faktörün rol oynadığı düşünülmektedir. Riski arttırdığına inanılan diğer faktörler ise obezite, uzun süre oturma, kronik öksürük ve pelvik taban işlev bozukluğu şeklindedir.           

 

Hemoroidler iç ve dış olmak üzere iki guruba ayrılır. Anüsün ciltten kalınbağırsak hücrelerine geçiş bölgesindeki çizginin üst kısmında olanlara ‘iç hemoroid’, alt kısmında, dışarıda olanlara ‘dış hemoroid’ denir. Orta yaştan itibaren sıklıkla görülmeye başlanan hemoroidal hastalık kanama, ağrı, anal bölgede şişlik, akıntı, kaşıntı gibi şikâyetler oluşturabilmektedir. Aslında benzer şikâyetler anal bölgede çatlak, apse ve fistül hallerinde de görülebilir. Özellikle süreğen olan kanamalarda rektum kanseri şüphesi kaygı verici bir durumdur. Bu durumda mutlaka gastroenteroloji görüşü alınmalıdır. Anal bölgedeki şikâyetlerde özellikle yaşadığımız bölgede hastalar doktora gitmeye çekinmektedirler. Hemoroid genel olarak fiziksel muayene ile teşhis edilir. Anüs ve çevresinde yapılacak görsel muayene ile dış veya prolabe hemoroid teşhis edilebilir. Olası rektal tümörleri, polipleri, büyümüş prostat, veya apseleri tespit etmek için rektal muayene yapılabilir. Bilinçsiz ilaç kullanımı hastalığın ilerlemesine ve altta yatabilecek önemli hastalıkların atlanmasına neden olabilmektedir. Bu anlamda yapılan en önemli inceleme rektoskopi veya kolonsokopidir.

 

Hastalığın tedavisinde hafif ve orta şiddetli hastalarda başlangıç tedavisi su düzeyini korumak için lif alımı ve oral sıvı alımının arttırılması, ağrıyı dindirmek ve rahatlık sağlamaktır. Dışkılamaya çalışırken ıkınmaktan kaçınma, yüksek lifli gıdalarla beslenerek ve bol sıvı ya da lif takviyesi alarak ve yeterince egzersiz yaparak kabızlık ve ishali önleme gibi çok sayıda önleyici tedbir önerilmektedir. Konservatif müdahale ve basit işlemlerin başarısız olması durumunda uygulanabilecek çok sayıda cerrahi teknik mevcuttur. Rektumun idrar üreten sinirlere yakın olmasından dolayı tüm cerrahi işlemlerde kanama, enfeksiyon, darlık ve idrar problemleri gibi belli bir derecede komplikasyonlar görülmektedir. Elde edilen sonuçlar genel olarak iyidir. Cerrahi tedavide hemoroidal hastalığın evresine göre birçok seçenek mevcuttur. Hastalığın durumuna göre hangi tedavi seçeneğinin uygulanması gerektiğine karar verilmektedir. Halk arasında lazer denilen infrared koagülasyon yöntemi, stapler ile hemoroidlerin asılması ameliyatı veya cerrahi olarak hemoroidlerin çıkarılması yöntemlerden bazılarıdır. Lastik bant ligasyonu ve Skleroterapi diğer bir yöntemdir.

 

Bu yazıda toplumda çok sık karşılaşılan ancak doktora belli nedenlerle az başvurulan hemoroidal hastalık konusuna değindik. Makattan kanaması olan her hastanın mutlaka gastroenterolog tarafından değerlendirilmesi ve düşük ihtimal de olsa rektum kanserinin dışlanması önemli bir noktadır.