cahidegali @ gmail.com

İnsanoğlu gözlerini yeryüzüne açtığında, önce etrafını anlamaya çalıştı. Yaşadığı gezegeni, ağaçları, toprağı, havayı Filozoflar tarafından maddeleri, şeyleri anlamaya yönelik pek çok kuram ortaya atıldı. Evrenin özü nedir? Yaratıcı var mıdır? Gibi sorularla anlam bulmaya çalıştılar. Bu teoriler, maddeden insana dönmeye başladığında, insan aklının gücünün tüm bu maddelerin yaratıcısından, ‘Tanrı’dan’ güç aldığını söyledi Hegel. Alman felsefesi mutlak suretle insan aklına, insana vurgu yapmaya başladı. Peki, insan aklı bu kadar kusursuz ve mükemmel bir güçle işliyorsa, insan davranışları neden birbirinden farklıydı? Ve böylece felsefeden doğan, insan davranışlarını incelemek üzere psikoloji bilimi ortaya çıkmış oldu.

 

Psikolojik danışma ve rehberlik alanına giriş yaptığım ilk günden itibaren insanların davranışlarını incelemeyi çok gizemli ve derin bir olay olarak değerlendirdim. Özellikle çocukluk dönemindeki yaşantıların nasıl yetişkinler olacağımızı belirlediği fikri, yaşadığım ortamda insanları daha iyi anlamamı sağladı. Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisansımı yaptığım yıllarda, derslerin birinde ilk kez duyduğum, yeni ortaya çıkan ‘emerging adulthood’ (beliren yetişkinlik) olarak çevrilen yeni bir yaşam dönemini tanıdım ve incelemeye başladım. Henüz yetişkin olmadan ancak ailemizden de ayrı olduğumuz bu dönemin çocukluk yaşantıları ile bağlantılarını ortaya koyma fırsatı buldum. Çocukluk yaşantıları denildiğinde akla ilk gelen şey aile ortamı oluyor elbette. İlk yaşantılar çoğunlukla aile ile deneyimleniyor. Bu sebeple Aile sistemlerini daha iyi anlayabilmek adına yüksek lisansımdan sonra Ankara Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı eğitimine başladım. Beliren Yetişkinlik dönemindeki bireylerin de aile yaşantıları bağını tez olarak ortaya koydum.

 

Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında doktora eğitimimi tamamlamak üzere olduğum şu günlerde, aile kurma yolunda ilerleyen ‘beliren yetişkinlerin’ evlilik hakkındaki inançları üzerine çalışmamın, yaşadığım toplumdaki aile ilişkilerini daha iyi anlamamı sağlayacağını düşünüyorum. Geçmişte anne babamıza bağlanma şeklimiz, onlarla kurduğumuz iletişimimiz, eş seçiminde de etkisini gösteriyor mu dersiniz?

 

Çocukluk yaşantılarımızın çoğu nasıl yetişkinler olacağımızı belirler. Aile ortamında nasıl eğitildiysek, nasıl çatışma çözdüysek, nasıl iletişim kurduysak toplumun içinde de bunu yansıtırız. Bu sebeple ebeveynlerin çocuk eğitimi oldukça mühim. Kurulacak yeni aileler için, toplum için, ülke için ve elbette  yetişecek mutlu çocuklar için..

 

Unutmayın davranışlarımız geleceğimizi belirler.