dodicocuk @ hotmail.com

Her gün, güne başlarken; yüzümüzü yıkarken, kendimize çeki düzen verirken, her zaman bakarız aynaya.

Her baktığımızda zamanın nasıl bir hırsız olduğunu hatırlar, gülümser geçeriz yaşantımıza…

Konu insan hakları, kadın, çocuk, hayvan hakları olunca geldi aklıma aynalar…!

Yoğun yaşam, hayatın pahalılığı, işlerimiz güçlerimiz hepimizin toplum hayatına olan duyarlılığımızı azalttı!

Balık tutarken artık; denizden çıkan bir ceset bile yaptığımız işe engel olmuyor. Hafifçe başımızı çevirip şöyle bir bakıyoruz… ve devam ediyoruz, balığımızı tutmaya. Öyle çok arttı ki 3.sayfa şiddet olayları; magazin haberi okur gibi şöyle bir bakıyor ve devam ediyoruz, gazete okumaya.

Zavallı bir yavru kediyi ölesiye dövüyor bir adam izliyoruz, sonra dönüyoruz günlük yaşamımıza…

Ne oldu bize …! Göremediğimiz, duyamadığımız, hissedemediğimiz bir güç bize engel mi oluyor?

Yavaş yavaş kaybediyoruz insanlığımızı, duygularımızı, vicdanımızı ve insan olmanın ayrıcalığını. Yavaş yavaş kaybediyoruz yaşamın tadını. Şehitlere ağlardık günlerce!   Kaybolan bir çocuk dağlardı yüreğimizi, 2 yaşında tacize uğramış bir çocuk girerdi rüyalarımıza günlerce…

Şiddetin tıklanma rekorları kırdığı günümüzde, günlük bir yaşam biçimi haline gelmesi ne acı artık… Kızarsak birinin davranışına, kabalık ettiğini düşünürsek ağzımızdan çıkan ilk söz, hayvan gibi davranma olurdu! Oysa suçladığımız hayvanlar birbirlerine şiddet uygulamıyor. Sadece yaşamın kendilerine biçtiği yemek mücadelesindeler. Hiç biri keyiften ya da kafası atınca ya da farklı bir şeyler yiyip içip, kafaları değişince saldırmıyor birbirlerine. Oysa öyle güçlüler ki; bir tek hamlede ne büyük zararlar verebilirler birbirlerine.

+Haklarımız var. Bedenimin, ruhumun, yaşamsal hakları var. Küçük çığlıklarla ifade ediyorum ama duyan kulaklar ya çok az ya da artık çıkmıyor sesimiz soluğumuz…

Yazımın başında demiştim ya; aynalar ne önemli hayatımızda, bakmadan geçmez günümüz.

İşte o aynalar sizsiniz… Kimin için mi?  Size bakan, sizi taklit eden herkes için.

Çocuğunuzsa size bakar ve bir süre sonra sizi taklit eder. Konuşmanızı, davranışınızı, kalbinizi siz nasılsanız çocuğunuz o dur…  Hiç söylemeye hakkınız yoktur, bu nasıl bir çocuk ne zaman adam olacak demeye… Değer vermiyorsanız hiç kimseye, şiddet en büyük silahınızsa, ağzınızdan çıkan sözler sevgisiz ve seviyesizse. Donatırsınız çocuğunuzu bu silahlarla! Çocuğunuzda uygular bütün bunları gücü yettiği insanlara.

Size bakan kişi sizinle çalışanlarsa, öfke ile yaptığınız her davranış , haklarını ihlal etmek onları, sözle veya fiziksel incitmemiz şu demek olur, onlarda ulaştıkları an savunmaya , böyle davranma hakkının kendisinde olduğunu sanır..! Ve zincir giderek güçlenir ve artar. Bu zincir kötülük zinciridir. Ve bizde şiddetin bir parçası olduğumuz için önemini yitirir olaylar, kötülükler ve insan olan her şey.

İyi olmak güzel izler bırakmak her şeyi iyilik, dürüstlük, doğruluk aynası ile yapmak çok mu zor? Bıraksak kötücül olmayı, iyi olmayı  denesek  ve şiddet yerine sabrı, beklemeyi ve yardımsever olmayı koysak..!

İşte o zaman aynaya sadece küçük bir gülümser, sadece geçen zamandaki izler için hafifçe bir hüzün kaplar içimizi …!

Çevrenizi hep aydınlatan aynalar olmanız dileğiyle…

                                                                                                                                   Sevgilerimle,