drserif71 @ gmail.com

İrritabl barsak sendromu (İBS), nedeni bilinmeyen fonksiyonel bir barsak hastalığı olup, müphem karın ağrısı, karında şişkinlik, dışkılama sıklığında ve dışkı kıvamında değişikliklerle seyreden süregen bir hastalıktır. Spastik kolon, spastik barsak, kolit ve spastik kolit gibi adları da bulunmaktadır. Bu hastalıkta barsaklarda yapısal problem yoktur, tanı klinik bulgular ve diğer hastalıkların olmadığı tespit edildikten sonra konur. Dışkılama ile hafifleyen karın ağrısı bu hastalıkta önemli bir özelliktir. Hastalıkta kabızlık, ishal veya alterne form dediğimiz düzensiz dışkılama paterni mevcut olabilmektedir. İBS’nin toplumdaki yaygınlığına dair ülkemizde 3000 kişi üzerinde yaptığımız bir çalışmada görülme sıklığını yaklaşık %10 olarak bulduk. Hastalık kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir.

Nedeni bilinmeyen bu hastalıkta ortak nokta psikosomatik bozukluk zemini varlığıdır. Panik atak, depresyon, hipokondriyazis (hastalık hastası) gibi durumlar şikâyetlerin oluş mekanizmasında veya var olan hastalığın alevlenmesinde etkin role sahiptir. Bazen barsak enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkabilir ve enfeksiyon tedavi edilmiş olsa bile şikayetler aylarca sürebilir. Yapılan araştırmalarda, İBS olan kişilerde kalın barsak hareketlerinde anormallik ve barsak duvarındaki kaslar ile sinirler arasındaki iletimde bozukluk olduğu tespit edilmiştir. Bunun sonucunda barsak dışkıyı atabilmek için birbiri ile uyumsuz hareketler yapmakta ve kişide karın ağrısı, şişkinlik ve dışkı kıvamı ve miktarı ile ilgili sorunlar meydana gelmektedir. Ayrıca bazı kişilerde kalın barsak duvarının gerilmeye çok duyarlı olduğu, normal bir insanda rahatsızlık yaratmayacak miktardaki dışkının bu kişilerde barsak duvarının duyarlılığına bağlı olarak gerilme ve şiddetli ağrıya neden olduğu da tespit edilmiştir. Barsakları hassaslaştıran bir faktör de barsak içindeki flora oluşturucu bakteri içeriğindeki değişmelerdir. Barsak içeriğinde zararlı bakteriler, faydalı bakterilere üstün geldiklerinde barsak hareketleri ve gaz oluşum potansiyelleri değişmektedir. Son zamanlarda bu hastaların rifaximin ve probiyotiklerden fayda gördüğü bildirilmektedir.

İBS, barsakların fonksiyonel hastalığı olarak kabul edilmesine rağmen bu hastalıkta diğer organlara ait bazı rahatsızlıkların görülme sıklığı da artmıştır. Migren, depresyon, fibromyalji (yaygın sırt ve baş ağrıları, yorgunluk, uyku bozuklukları ile giden bir hastalık), genital ve üriner sisteme ait rahatsızlıklar (ağrılı adet görme, ağrılı cinsel birleşme, idrar yollarına ait şikâyetler), kronik yorgunluk sendromu, kalp dışı sebeplere bağlı göğüs ağrısı, yutma zorlukları ve uyku bozuklukları gibi rahatsızlıklar bunlar arasındadır.

Normal bir insanda dışkılama sayısı normal ve ağrısız olmak üzere haftada en az 3, günde en fazla 2 veya 3 kez olarak kabul edilir. İBS’nin belirtileri arasında karnın alt kısımlarında hissedilen ağrı ile birlikte dışkılama hissi gelmesi ve dışkılama sonrasında ağrının rahatlaması, dışkılama sırasında aşırı ıkınmak zorunda kalmak, büyük abdestini yapacakmış gibi olduğu halde tuvalete gittiğinde yapamamak veya zorlanarak yapmak, dışkılamadan sonra tam olarak boşalamama hissi, keçi dışkısı gibi küçük parçalar halinde dışkılamak, dışkıda mukus görülmesi, dışkılama olmadan iç çamaşırının sümüksü bir akıntı ile kirlenmesi sayılabilir. Hastaların bir kısmı bazen büyük abdestlerini çıkarmak için parmakla müdahale etmek zorunda kaldıklarını söyleyebilirler. Hastaların bir kısmında barsak kanseri şüphesi vardır ve hastaların bu konuda ikna edilmesi belirtiler üzerinde olumlu sonuçlar vermektedir. Uzun süre soğukta kalmak, özellikle kuru baklagiller olmak üzere bulgur vb. yiyeceklerin ve kahve ve kolalı içeceklerin tüketilmesi sonrasında şikâyetler alevlenebilir. Bazı hastalarda şikâyetler sosyal aktiviteyi ve iş yaşamının etkileyecek derecede şiddetli olabilir. Laktoz entoleransı (süt içildiğinde gaz, ishal ve karın ağrısı oluşması) İBS’de normal topluma göre daha sık görülür ve süt ve sütlü gıdaların tüketilmesi şikâyetleri artırabilir.

İBS’de tanı benzer şikâyetlerle seyreden başka hastalıkların (çölyak hastalığı, ülser, tümör, iltihabi barsak hastalığı vb.) ekarte edilmesiyle konur. Bunun için öncelikli olarak ayrıntılı hikâye alınması ve fizik muayene yapılması yanında kan tetkikleri, dışkıda gizli kan, tomografi, fleksible sigmoidoskopi ya da kolonoskopi ile barsak içinin tam olarak görülmesi ve diğer görüntüleme yöntemleri (barsak filmleri gibi) gibi testlerin yapılması gerekebilir.

Yukarıda belirttiğimiz şikâyetler konusunda dikkat edilmesi ve durumun daha ciddiye alınması gereken durumlar şunlardır: orta-ileri yaşta olmak, şikâyetlerin giderek artması, şiddetli iştahsızlık, kilo kaybı, dışkıda kan görülmesi, uykuyu bölen yakınma. Bu hallerde ileri inceleme gereksinimi doğacağından mutlaka bir Gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Hastalığın takip ve tedavisi konu hakkında özelleşmiş uzman hekim bilgisini gerektirir.

 

TEDAVİ

İrritabl Barsak Sendromu (İBS) kansere yol açabilen bir hastalık değildir ve hayatı tehdit eden bir potansiyele sahip değildir. Tedavide en önemli yaklaşım konu hakkında ayrıntılı bilgi donanımına sahip olmak ve hastalığa neden olan ve şiddetlendirebilen stresten uzak durmaktır. Bunun için gereğinde psikiyatri görüşü alınmalıdır. Bu yaklaşım verilecek düzenleyici ilaçlara yanıtı arttırıcı rol taşır. Hastaların önemli bir kısmı –özellikle bölgemizde- psikiyatri uzmanına gitmeye direnç göstermektedir. Konunun ağır psikolojik sorunlarla ilgisi yoktur ve basit yaşam stili değişikliği önerilerinin dinlenmesi bile hastalığa olumlu katkıda bulunacaktır. Tedaviyi yönetmede hasta-hekim ilişkisi, güven duygusu çok önemlidir. Muayene olmaya gelen hasta güvenmek ve hastalığı hakkında iyi ve geniş bir bilgi almak ister. Şikâyetlerin zaman zaman şiddetlenip, kaybolacağı ama hastalığın ömür boyu süreceği kesinlikle bilinmelidir.

Hafif/orta derecede şikâyetleri olanlarda diyet alışkanlıklarında değişiklik önerilmektedir. Günlük diyette özellikle kabızlık egemen hastalıkta barsak pasajını hızlandıran yiyeceklerin yenilmesi bulguların azalmasını sağlayabilir. Dışkı yumuşatıcı yiyecekler, psyllium tohumu gibi besin maddelerinin diyete eklenmesi karın kramplarının azalmasına, yumuşak dışkı oluşmasına yardımcı olabilir. Bol su tüketilmesi dışkının yumuşamasına ve kabızlığın azalmasına katkıda bulunabilir. Kepekli yiyecekler, meyveler, salata ve sebzeler (kabak, brokoli, fasulye) gibi yiyecekler barsak pasajını hızlandırırlar. Yüksek proteinli yiyecekler ve düşük yağlı yiyecekler tavuk, hindi, balık, yağsız et, süt, düşük yağlı peynir sağlık için çok faydalıdır. Lifli yiyecekler (işlenmemiş lifli gıdalar çok çeşitlidir, besin değeri yüksek ve çok ucuzdur), meyveler (üzüm, portakal, erik…), salatalar ve sebzeler (brokoli, yeşil fasulye vb) hem sağlıklı hem de barsağın dostu yiyeceklerdir. Çok yağlı ve kızartmalı gıdalardan uzak durulmalıdır. Kahve ve alkol kramplara ve ishale neden olabilir. Sıklıkla tatlandırıcılarda bulunan sorbitol ve doğal balda, bazı meyvelerde bulunan fruktoz barsaklardan iyi emilemeyebilir, kramplara ve ishale yol açabilir. Bu belirtilen gıda türleri yanında kişilerin diyet günlüğü tutmaları, rahatsızlık veren türleri saptayarak bunlardan kaçınmaları önerilebilir. Aşırı şişkinlik tanımlayan hastaların süt tüketiminden uzak durmaları gerekir.

Şiddetli şikâyetleri olan bireylerde ilaç kullanmak gerekebilir. İlaçlar bulguların kontrol altına alınmasına katkıda bulunmakta, ancak mevcut hastalığı iyileştirmemektedir. Bunlar doğrudan barsak kaslarına etki ederek kasılmaların normale dönmesini sağlamaktadır. Düşük doz antidepresan ilaç kullanımının hasta bireyleri rahatlattığı gözlenmiştir. İBS’nin belirtilerinin gerilemesi tedaviye rağmen uzun sürebilir. Altı ay veya daha uzun sürede şikâyetlerde belirgin azalma olur. Hastanın sabırlı olması, hemen iyileşme beklememesi çok önemlidir.

            Bu hastalığın tedavisine yönelik sayfalarca yazılacak ek bilgiler konuyu çözmede sınırlı yere sahip olacaktır. Tedaviyi yakın hasta-hekim ilişkisine indirgemek ve diyaloğu koparmadan kontrolleri sağlamak yararlı olacaktır.