dodicocuk @ hotmail.com

Merhaba dostlar; uzun zaman oldu yine! Zaten sanatın adı bence tembellikle değiştirilmeli! İnsanın kendini eleştirmesi ile başlamalı her şey değil mi?

Son zamanlarda bir furya başladı; iyi olmak iyiliği bulaştırmak ve yaymak adına! Bizim öz kültürümüzde olan her şey sanki yeni bir şeymiş gibi hep önümüze tekrar sunulmakta.

Biz öyle güzeldik ki önceden; güvenir ve beklerdik sebep beklemeden komşularımızı; kim gelirse soframıza tanrı misafiriydi; doktorumuza, öğretmenimize inanırdık ve onların sözlerinden dışarı çıkmazdık! Evet, bazen hatalı oldukları olurdu ama bunların hepsi kabul görürdü engin göğsümüzde.

Ya nasip ya kısmet der açardık iş yerlerimizi; her dükkan mağaza sözleşmiş gibi o gün bir açı doyurur üstünü giydirir verirdi eline küçükte olsa harçlık. Zaman geçti, çok değişti hayatımızda önemli olan her şey değişti.

Kim ne derse desin bir de google’a sormadan kabul etmedik, görüntülü konuştuk; birlikte çay içmeyi unuttuk öyle çok kendimizi sevdik ki; kimseyi sevmeye ne vaktimiz kaldı ne de sabrımız. Sevgiyi kaybedince güven de uçtu gitti elimizden! Çünkü kardeşi olan saygıyı da unutmuştuk, sevginin yanında!

Sonra vicdan ve merhamet sırdaydı gitmek için eski dostlar bir bir kalkıyordu sofralardan, evlerden iş yerlerinden!.. Sonra kaygı, korku ve güvensizlik geldi yerleşti bu yerlere!... Yaptığımız iyilikleri, dostlukları artık hatırlamıyorduk! Çünkü her açtığımız sosyal iletişim ağında şiddet, öfke ve vicdansızlık vardı.

Kimse olduğu yerden kıpırdamadan duruyor ve sadece kendi çevresini kolluyordu.

Sonrasında kişisel eğitim koçları, danışmanlar, yardım dernekleri; sloganlar tekrar “iyilik-cömertlik, vicdan” kelimelerini ara-sıra hatırlattı. Ama unutmak öyle kolaydı ki ve yaşamımızın içinde kaybettiğimiz bu değerleri bulmak iyice zorlaştı. En yakınlarımız çektiler ellerini, tutamadığınız el de sizi yukarı çekemedi.

Evet, sonunda başarmıştık! Kocaman bir bilgi topluluğuyduk ama duygu topluluğu olmak geride kalmıştı. İşte tam da bu yüzden; küçücük bir iyilik görsek şaşırır olduk!.. Ayağı çamurlu diye ayakkabısını çıkaran vatandaşı milli kahraman yaptık. Biz eskiden evlere ayakkabı ile mi giriyorduk? Para düşse bizim değildi zaten! Gider verirdik sahibine ama şimdi… “kahraman vatandaş parayı iade etti” unuttuğumuz her şey üstün değer olurken yeni öğrendiklerimiz bizi kirletti, kararttı; o zaman tekrar hatırlayalım mı? Henüz erkenken sevmeyi ,inanmayı, korumayı ve kollamayı! Tekrar dönelim mi iyilik dolu günlerimize! Birileri bizi iyiliğimizden dolayı eleştirmeden ve eleştirse bile kızmandan. İyilikle kalın Hoşçakalın.