drserif71 @ gmail.com

Kolon, diğer adıyla kalın barsak, yaklaşık iki metre uzunluğunda olup sindirim sisteminin ince barsaktan sonra gelen kısmıdır. Kalın barsak kanseri, diğer adıyla ‘kolorektal kanser’ kalın barsak ve rektum bölgesini tutan kanseri kapsar. Dünyada (özellikle batılı toplumlarda) sık rastlanan kanser tiplerinden olup ölüme yol açan kanserler arasında üst sıralarda yer almaktadır. Toplumda görülme sıklığı 10.000’de 5 dolayındadır. Erkekte ve kadında eşit oranda görülen kolon kanseri bütün kanserler içinde görülme sıklığı bakımından üçüncü sırada yer alır. Kalın barsak kanseri her yaşta görülmesine karşın, hastaların %90'ından fazlası kırk yaş ve üzerindedir. Bu yaştan itibaren her on yılda risk yaklaşık iki katına çıkar. Aslında kanserin sıklığını daha çarpıcı kılmak adına şu ifade çok önemli: Yaşam süresi boyunca her 50 kişiden birinde kolorektal kanser oluşmaktadır! Bu sıklık kanseri erken saptamada tüm dünyada uygulanan kanser tarama programlarını haklı çıkarmaktadır.

 

Kolon kanserinin nedeni kesin olarak bilinmemektedir fakat oluşumunda etkili olan bazı çevresel ve genetik nedenler vardır. Kalıtsal etkenler bu konuda büyük öneme sahiptir. Daha önceden meme ve yumurtalık kanserini geçirmiş kişilerde ve ailelerinde kolon kanseri sıklığı daha fazladır. Beslenme, kolon kanserinde önemli bir yere sahiptir. Batı tipi diyet (aşırı yağlı, hayvansal ürünler) kanser ihtimalini arttırır. Ayrıca bazı kimyasal maddeler kanser nedenleri arasındadır. Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kolon kanseri görülmesi kimyasal maddelerin etkisini ortaya koymaktadır. Kolon kanseri çoğunlukla kalın barsakta meydana gelen poliplerden (adenomatöz) meydana gelir. Ailesinde kalın barsak kanseri veya kalın barsak polipi bulunanlar ve ülseratif kolit hastalığı olanlarda risk artar.

 

Kalın barsak kanserinin sık görülen belirtileri arasında makattan gelen kanama ve dışkılama alışkanlıklarının değişmesi (kabızlık veya ishal), karında kitle hissi, dışkıda kanama, dışkının incelmesi (kitlenin bası etkisi), kansızlık (kitleden gizli kanama), karın ağrısı, aşırı gaz sancıları, bulantı ve kusma atakları (kitlenin tıkayıcı etkisi), kilo kaybı yer alır.

 

Polipler ve kanserin erken aşamaları, genellikle belirti vermezler. Bu yüzden kırk yaşından itibaren mutlaka alt sindirim sistemi endoskopisi (kolonoskopi, rektosigmoidoskopi) ve dışkıda gizli kan testi yapılmalıdır. Rektal muayene, yani makattan parmakla yapılan muayene ile kalın barsak polipleri ve tümörü için ipucu yakalanabilir. Kolonoskopi/Sigmoidoskopi uygulamasında özel alet ile makattan rektum bölgesine girilir ve ışık kaynağı yardımıyla bölge ayrıntılı olarak incelenir. Dışkıda gizli kan testi, belirti vermeyen ve sinsice kanama yapan poliplerin veya tümörlerin tanınmasında kullanılır. Erken tanı yöntemleri (özellikle 40 yaştan sonra); her yıl dışkıda gizli kan araştırması, beş yılda bir rektal muayene ve rektosigmoidoskopi; her 10 yılda bir rektal muayene ve tam kolonoskopi; her 5-10 yılda bir çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi ve rektal muayene şeklinde yer alır.

 

Erken dönemde tanı konulan kolorektal kanserlerde iyileşme oranı yüksektir. İyi huylu poliplerin, yani et parçalarının zamanla kanserleşmesiyle oluşan kalın barsak kanserinin önlenmesi için, poliplerin endoskopik veya cerrahi yöntemlerle çıkarılması gerekmektedir. Kalın barsak kanseri, cerrahi yöntemle tedavi edilir. Kanserin evresine göre kemoterapi veya radyoterapi uygulanabilir. Anüse çok yakın tümörlerde anüs iptal edilerek kolostomi torbaları ile (karından) dışkılamaya geçilebilir. Metastaz (diğer organlara yayılma) görülen hastalarda cerrahinin yanı sıra kemoterapi ve radyoterapi de uygulanarak hastanın yaşam süresi uzatılmaya çalışılır.

           

Kolon kanserinden korunmada fazla lifli gıdalarla ile beslenme etkili olabilmektedir. İnsanlarda bol miktarda lifli besinlerin tercih edilmesi kolon kanseri görülme sıklığını azaltmaktadır. Çünkü bu maddeler ile barsak hareketleri artmakta, kanserojen maddelerin barsaktaki yoğunluğunu azaltmakta ve atılmaları kolaylaşmaktadır. Yağlı besinlerle kolon kanseri arasında doğrudan ilişki vardır. Kırmızı et ve yağlı besinler kolon kanseri ihtimalini arttırdığından bu besinlerin az miktarlarda tüketilmesinde fayda vardır. Kolon kanserinden korunmanın bir diğer yolu ise düzenli kontroller yaptırmaktır. Yapılan muayene ve kolon görüntüleme yöntemleri hastalığı önlemek veya erken tanı koymak için gereklidir. Özellikle ailesinde kolon kanseri olanların ve risk altındaki kişilerin yaptırması gerekir. Bunların dışında egzersiz yapmak, kilo kontrolünü sağlamak, sebze-meyvelere yönelmek, yeşil çay tüketmek barsak düzenini sağladığından dolayı koruyucu olabilmektedir.