dodicocuk @ hotmail.com

Onu ilk gördüğümde bu yüz gerçek bir dünyaya ait değil demiştim…  Sanki saydamdı. Zorlasan sanki gerisini görebileceksin gibi… Sapsarı saçları, bir sakinlikle yanaklarına dökülüyordu. Gözleri öyle güzel bir yeşildi ki; küçük derelerin dibindeki yosun gibiydi… Sakin bir sesi vardı; fısıldar gibi konuşuyordu. Pamuk gibi minik eliyle, dağ gibi bir kadının elini tutuyordu…

Bu küçük melekten gözümü ayırıp tuttuğu ele baktığımda meleğin yüzünü gördüm bu kadında… İnsanın içini sıcacık yapan gülen gözleri vardı. Öyle sıkı tutmuş ki küçük meleği… O zaman bu meleğin, bu gülen gözler için dünyaya indiğini anladım. Belki geldiğinde alıp götürecekti onu cennetine ama bu gülen gözlere dayanamayıp onun küçük yaşayan meleği olmuştu…

Tutabildiği kadar; gücünün yettiği kadarda tutmuştu hayatta onu. Ta ki gitme zamanı gelinceye kadar. Hayattı bu yolculuğun adı zamanı o seçiyordu alıp götürmek için. Arkasında kalanların başına ne geleceğini bilmeden çıkılan bir yolculuktu.

Ölümün adı farklı farklı gelir bize… Bazen hastalık, bazen kaza, bazen yaşlılık bazen de insanın seçtiği yoldur ölüm…

En acısı zamansızlık… Planlar yaparsınız mutluluk ve umutla gelecek adına… Gidilecek yerler vardır planda, yapılacak düğünler, büyütülecek çocuklar…

Umutlarla gelir çocuklar. Tıpkı melekler gibi… Dünyada ki meleklerini bulurlar, birbirlerine sıkıca tutunurlar… Çıkıp gelir hastalıkla, umutla tutunur hayata gülen gözlü kadın… Hayır, ölemem der. Küçük melek elini öyle sıkı tutmaktadır ki bu eli bırakamam diye ızdırap çeker! İşin en kötüsü de geride bırakacağı meleği içindir üzüntüsü, hayata olan öfkesi… Şimdi kime emanet edecektir onu. Biraz daha büyümesine izin vermedi ömür. Doldu zaman…

İçimizdeki isyanlarla giden dostların arkasından yaktığımız ağıtlar, döktüğümüz gözyaşları döndüremez onları geri.

İşte bu anlarda kalan dostlar hep birlikte küçük meleğe ilaç olmalıyız. Tutmalıyız onun pamuktan yumuşak elini. Okşamalıyız ipekten yumuşak saçlarını. Kararlılıkla ve umutla bakmalıyız yaşlar akan güzel gözlerine…

Rahat uyu cennetinde! Yolculuk sırası bize geldiğinde seni görmek üzere…

Zamansız giden bir dostun, ARDINDAN