kocagazi @ gmail.com

Sahip olduğu petrol ve doğal gaz rezervleri yüzünden bir türlü huzur göremeyen Ortadoğu bölgesi yine artan gerilimlerin merkezi olma yönünde ilerliyor.

 

Amerika’nın nükleer antlaşmadan çekilerek, ilan ettiği ağır yaptırımlar İran’ı zora sokarken, Suudi Arabistan Yemen’deki sivil katliamlar ve ‘Kaşıkçı Cinayeti’ ile tüm dünya kamuoyunda büyük oranda gözden düşüyor. Trump Arabistan üzerinden elde ettiği çok yüksek menfaatlerini kaybetmemek adına Suudi yönetiminin hatalarına ılımlı bir şekilde yaklaşsa da, Amerikan senatosu ve Amerikan medyası Suudileri yüksek oranda eleştiri eksenine yerleştirmiş durumda. Avrupa ülkeleri ise daha yoğun bir şekilde ambargoya uzanan bir seri yaptırımlar koymayı dillendiriyorlar. Amerika İran’ın Ortadoğu da güç kazanıp, nüfus bölgesini genişletmesini önlemek için Suudileri organize ediyordu. Suudi Arabistan’ın geleceğini de kendisine çok yakın bulduğu prens Selman’a emanet etmeyi planlarken Kaşıkçı olayı ortalığı karıştırdı. Başka bir ülkenin elçiliğinde böyle bir cinayet gerçekleşmiş olsa tüm resmi ve sivil gücüyle hücuma geçebilecek olan Amerika petrol ve silah gelirleri yüzünden olayı yavaşlatarak askıya alma modunda. Demek oluyor ki süslü püslü insanlık, eşitlik, demokrasi gibi erdemler ulusal menfaatlerin ön plana çıktığı anda yok sayılıyorlar.

 

İran ise Rusya ve Çin’in desteği ile yaptırımlara karşı artan bir direnç İvmesi kazandı. Ayrıca son yaptırım kararlarından Avrupa ülkeleri de rahatsız. Bütün bu gelişmeler Ortadoğu kazanının daha da fazla kaynayacağının bariz işaretleri oluyor. Olaylar bu şekilde sürüp giderse bölge büyük bir kaosun pençesine düşebilir. Belki de bölgeye kaos, bana petrol siyasetini çaktırmadan uyguluyorlar.

 

Irak Saddam’dan sonra bir türlü devlet sistemini yerine oturtamadı. Iraklı idareciler her ne kadar Amerika’nın etki ve yörüngesi altında olsalar da, Şii inancının yaygınlığı nedeniyle İran etkisi her noktada ağır bir şekilde kendisini hissettiriyor. Olayın farkında olan Amerika bu yüzden İran’da rejimi değiştirmeye kadar uzanacak planlar yapıyor. Mollalar ise iktidarı bırakmak istemiyorlar. Molla rejimini baskıyı artırarak dağıtmak isterken İran’a petrol ve ürünlerini satamazsın kararını uygulayınca Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeyi petrol tedariki açısından zora sokuyor. Bilindiği gibi doğal gaz ihtiyacımızın büyük bir kısmını İran’dan temin ediyoruz. Rusya’dan aldığımız miktar bize yetmez, Katar’ın gemilerle gönderdiği doğal gazı stoklayacak kara stok sahalarımız yeterli kapasitede değil.Keza bir çok Avrupa ülkesi de İran’la yaptığı ticarete sekte vurulmasından dolayı çok rahatsız.Çeşitli

alternatifler deneniyor, milli para ile ticaret gibi ancak bunun gerçekleştirilebilmesi mümkün olabilecek mi, halen belirsiz. Önümüzde oldukça zorlu günler var. Son günlerde yumuşama sürecine giren Amerika ilişkileri neticesinde Türkiye ambargodan etkilenmeyen ülkeler listesine geçici de olsa girerek biraz rahatlamış oldu. Ancak İran meselesi Demokles’in kılıcı gibi bölgenin başında sallanmaya devam ediyor.

 

Suriye, Türk devletinin gayretleriyle kısmi bir sükûnete kavuştu ancak ülke içindeki aykırı dinamikler hala pusuda. PKK ve PYD yapılanmasını göz ardı edemeyiz. Türk ve Amerikan güçlerinin ortak yürüttüğü kontroller hedefine ulaşıp teröristleri pasif hale getirebilirse olay büyümez. Yoksa ikinci bir zeytin dalı operasyonu daha geniş ve kapsamlı olarak başladı başlayacak. Hiç bir şekilde Türkiye’ye tehdit olabilecek bir çakma devlet oluşumuna müsaade edemeyiz. Bu bir var olma savaşıdır.

 

Güçlü ülkeler sadece zenginlikleri elde etme çabasından vazgeçmedikçe bölge rahatlamayacak. Ne yazık ki Türkiye’den başka olaylara insani açıdan yaklaşan başka bir ülke yok. Bölgenin acil olarak düzen, intizam ve güvenliğe ihtiyacı var. Türkiye bir insanlık mücadelesi veriyor hiçbir şekilde bir menfaat duygusu da gütmüyor. Bilakis büyük paralar harcıyor. Güçlü olanların ezip sömürdüğü bu günlerde aslında manevi bir ders veriyor. Emperyalistlere orta doğuya birazda insani yaklaşın bölge halkını da düşünün diyor. Allah dünyanın sonunu hayretsin.