drserif71 @ gmail.com

            Pankreas, midenin arkasında yer alan süngerimsi, sosis şeklinde, çengele benzer yapıda bir salgı bezi olup, kan şeker değerinin kontrolü, alınan protein ve yağların sindirilmesine yardımcı olan enzimlerin üretimi gibi önemli fonksiyonlara sahiptir. Asıl görevi, aralarında insülinin de bulunduğu hormonları salgılamaktır.

            Pankreas kanseri tüm dünyada en öldürücü kanser türlerinden birisidir. Batıda ikinci en sık gastrointestinal kanser olması yanında, kanserden ölümlerde dördüncü sıklıktadır. Dünyada kanser çalışmalarındaki en ileri gelişmelere rağmen bu kanserin süreci konusunda anlamlı bir adım atılamamıştır. Pankreas kanseri 45 yaşından önce nadir görülür ve genellikle ileri yaş hastalığıdır. Erkeklerde daha sık görülür. Kanser gelişimine genetik ve çevresel faktörler katkıda bulunmaktadır. En önemli çevresel faktör ‘sigara’ alışkanlığıdır. İkinci önemli çevresel faktör diyet etkisidir. Yağ ve et kompozisyonu yüksek diyet şekilleri bu kanser ile yakın ilişkili bulunmuştur. Bunun aksine genetik yapısı ile oynanmamış taze meyve ve sebze tüketiminin koruyucu yönü öne çıkarılmıştır. Özellikle yakın dönemde ve 50 yaş üzerinde yeni ortaya çıkan şeker hastalığında bu kanser olasılığı akla gelmeli ve belirgin karın ağrısı ve kilo kaybı şeker hastalığına eşlik ediyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Yoğun alkol tüketiminin de kanser gelişimine katkısı olmaktadır.

            Pankreas kanal hücrelerinden (duktal epitel) gelişen bu kanserde klinik belirtiler kanserin evresi ve pankreastaki yerleşim alanıyla ilgili olabilmektedir. Genellikle geç tanı konulabildiğinden dolayı pankreas kanserli hastaların sadece %20’si tedavi amaçlı cerrahi girişime uygun aday olabilmektedir. Pankreasın baş kısmı tümörleri tıkanma sarılığı bulguları vererek daha erken tanınabilir. Belirgin bir şikâyet gelişmediğinden (sessiz) pankreasın gövde ve kuyruk kısmının tümörlerinde tanı genellikle çok daha geç olmaktadır. Üst-orta karın bölgesinde hafif dolgunluk hissi ile beliren karın ağrısı en temel şikâyettir. Buna bulantı, halsizlik, vücutta sararma, kaşıntı, kilo kaybı, belirgin iştahsızlık eşlik edebilir. Yakın tarihte polikliniğimize 15 gündür var olan tüm vücut kaşıntısı ile başvuran bir erkek erişkin hastada kaşıntının pankreastaki kitlenin (kanser) safra yollarını tıkayıcı etkisinden kaynaklandığını saptadık.  

            Pankreas kanserinde tanı ultrasonografi, endosonografi, bilgisayarlı tomografi, magnetik rezonans, PET-CT, ERCP gibi yöntemlerle konulabilir. Kandaki tümör belirteçleri (CA19-9) katkıda bulunabilir. Pankreasta görülen kitleden biyopsi almak tanı için en kesin yöntemdir. İlgili radyolojik metodlarla tümörün evresi belirlenerek cerrahi için aday hastalar seçilir.

            Hastalığın tedavisi öncelikle cerrahidir. Maalesef tüm tıbbi gelişmelere rağmen tanı konulan olguların sadece %15-20’si cerrahiye uygun olabilmektedir. Çoğunlukla kanserin yayılım bulguları (karında su toplanması, karaciğer metastazı vb) nedeniyle kalıcı tedavi şansını yitirmiş olgularla karşı karşıya kalmaktayız. Radikal cerrahi yapılamayan olgularda saptanan sorunlara yönelik rahatlatıcı girişimler söz konusudur. Tıkanma sarılığı gelişenlere ERCP eşliğinde stent yerleştirme (merkezimizde güvenle yapılmakta), ağrıyı kesmek amaçlı sinir blokajları bunlar arasındadır. Kemoterapi ve radyoterapinin bilinen klasik pankreas kanserine katkısı oldukça sınırlıdır. Tedaviye alternatif tıp ürünlerinin (bitkisel) katkısı yoktur.