dodicocuk @ hotmail.com

Merhaba Dostlar,

Bugün tıp bayramı, Türkiye’mde her bir doktora 572 hasta düşüyor,

Bugün tıp bayramı, Güzel Türkiye’mde 46 bin saldırı!   Sağlık çalışanlarına,

Bugün tıp bayramı, Güzel Türkiye’mde hiç bir gazete ’de,  sevgililer günü kadar yer almayan bir gün…!

Bilgi konusunda tıp tarihine hemen ulaşabiliriz; Ve ulaştığımızda insanlık tarihinin ilk zamanlarına kadar uzanan tıp insanları gözümüze çarpar…

Bir zamanlar şifacılar, büyücüler, cadılar, hocalar, din adamları ismi altında pek çok tıp insanı zamanın insanlarına hizmet etmişti.     

Onlar yaşama daha yakından bakan insanlardı. Gözlem yapıyorlardı. Doğa şifasını yaratmıştı; yine yarattığı zehire karşı…

Günümüzde öyle gelişti ki sağlık sektörü neredeyse ölmek mümkün olmayacak…

Her gün ve her gün yeni bir çalışma duymayalım…

Ağzımızda hep bir tabir dolaşır “Allah muhtaç etmesin, ama yokluğunu da göstermesin”

Pek çok defa en sevdiklerimizi Azrail’in pençesinden çekip alırlar… Tutunamıyorsa hastaları hayata en yakını kadar gözyaşı dökerler; önce onların omuzlarında yaşarız, en mutlu anlarımızı ve en büyük üzüntülerimizi…

Bazen bir mucize deriz sevdiklerimizin hayata dönüşüne, şayet işler ters gittiyse de doktorun ve hastahanenin hatasıdır, kızarız… Bir beddua ederiz, bize vermediği sevdiklerimizin hayatları için… Bazende yok sayar, yanından çeker gideriz…

Bazen bir ameliyata girerler 10-12 saat boyunca ayakta kalırlar. Sadece gözünü açması için hastaların başından ayrılmazlar; bir bağırsak hareketini neredeyse havayi fişeklerle karşılayacak şekilde mutlu olurlar..

Sadece çocukların yüzündeki bir gülücük için; bazen palyaço, bazen de şarkıcı olurlar.

Geceleri nöbettedirler; nefessiz gittiğimizde nefes olurlar, kan kaybında kanımız olurlar; her şey yolunda diyerek bize can yoldaşı olurlar…

Pek sıkıntıları vardır aslında; kadınsa doktorumuz!  Hem annelik, hem eşlik görevleri ile de aradadırlar; büyüdüğünü izleyemediği, çocukların yerine başka çocukların başlarını okşarlar. Memnuniyetsiz bakışlarla karşılaşırlar. Bitmek bilmeyen yazışmalar, gözlerinde morluk, kulaklarında hiç dinmeyen uğultuyla yaparlar sabahları…

Mucizeyi gerçekleşen parmakları ile yine hayat kurtarırlar…

Nöbetteki doktorumuz erkekse, yine bir baba ve eştir. Çoğu zaman bakamaz sevdiğinin gözlerine. Hep aceledir işi; çocuğunun doğumuna bile tanıklık edemez… Onun için özel günler mezuniyetler pek söz konusu değildir. Çünkü onun çok kutsal bir görevi vardır. Kurtarılacak hayatlar, dünyaya gelecek çocuklar vardır…

Bizim kalbimiz karardığından beri, güven duygumuzun yerini aldığından beri şüphe tohumları; bu kutsal görevi yerine getiren insanlara olan saygımızı da kaybettik…

Çünkü alım gücümüz arttı, onun söylediği doğrumu, beni kandırıyor mu? şüphesiyle araştırıp dururuz..

Bilmeliyiz ki; bazen eksik olabilir, tecrübeleri az olabilir. Ama onlar hayat kurtarır…

Eleştiren kişilere hadi gel bir kan al desek yok… Geliyor ya elinden eleştirmek gel de sen yap desek ameliyatı yok…

Öyle ise haddimizi tekrar hatırlamalıyız. Yapılan mesleklere kutsallığı ile güvenip saygı duymalıyız.

Ben tüm Tıp Doktorlarının önünde saygıyla eğiliyorum… Hayatımızda olduğunuz için size minnettarım…

Tıp bayramınız kutlu olsun…