haber @ iskenderun.org

Askeri acemi eğitimimi 1991 yılında ikinci tertip olarak Denizli’de yapmıştım. Giderken ‘Kızı, Horozu ve Tozu’ meşhur dediler. Şehre geldiğimizde betondan dev horozu, kızı, tozu gördüm. Üç ayım geçen kentte ne hikmetse meydana dolaşan o meşhur horozun canlısına rastlamamıştım ama buna rağmen tüm belleklerde Denizli denince akla hep uzun ötüşüyle meşhur horoz vardır…Bir defasında da Konya’da Gazeteciler Cemiyeti’nin bir seminerine katılmıştım, Türkiye’nin dört bir yanından davetli meslektaşlarımızla bir araya geldik. Sohbet ederken; soruldu İskenderun’un neyi meşhur diye, ilginçtir biraz düşünsem çok özelliğimizi aktaracağım ama direkt akılda kalan bir yönümüzü söyleyemedim. O zaman çok tuhaf olmuştum. Düşündüm acaba eksikliğim miydi, yoksa yaşadığımız kenti en iyi şekilde tanıtan bir özelliği bugüne kadar İskenderunlular olarak insanların belleklerine kazıyamamış olmamız mıydı beni bu duruma düşüren…

Türkiye’nin belli başlı şehirlerine baktığımızda; bu günlerde 7,2 şiddetinde yaşanan depremle akıllara acı yönüyle kazınan Van veya Ankara denince hiç düşünmeden Kedisiyle meşhur olduğunu herkes bilir. Gaziantep ya da Siirt denildiğinde ise; direkt düşünmeden fıstığıyla anılır…

Halen aklım Konya’da…

İskenderun ne ile anılır sorusuna bir çırpıda; Denizli’nin Horozu, Ankara ve Van’ın Kedisi, Sivas’ın Kangal’ı Isparta’nın Gülü gibi benim de aslında bin yılı aşkın bir geçmişe sahip, aynı zamanda kentin ismiyle ünlü “İskenderun Güvercini” olduğunu söyleyebileceğimi bir kaç yıl sonra öğreniyorum. Makedonyalı Büyük İskender’in haberleşmede kullandığı İskenderun Güvercini meğer çok meşhurmuş da bizim haberimiz yokmuş! Dünya güvercin meraklılarının yakından tanıdığı bu türü, güvercine meraklı İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Halil İbrahim Kocadölü kent gündemine taşıdı.

Önceleri bana da itici geldi bu durum, koskoca Ticaret Odası kuşla-güvercinle uğraşır mı demekten kendini alamamıştım. Şöyle üzerinde biraz düşünülüp fikir jimnastiği yapıldığında tanıtım için mükemmel bir obje olduğu ortaya çıkıyor aslında. Güvercin evrensel dilde barışı simgeliyor. İskenderun’un sosyal dokusunu da eklediğimizde kenti simgeleyecek, akılda kalacak en doğru özeliğimiz güvercin olsa gerek diye düşünüyorum.

Şimdi işin can alıcı noktasına değinmek istiyorum; İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası güvercin üzerinde çok iyi bir çalışma yaparak güzel bir proje hazırlamış. İşin çok iyi tarafı projenin finans bölümünün AB hibe fonlarından karşılanacak olması, 600 Bin TL’si hazır, ancak onun bir zemine oturması gerekiyor. Yani Belediyenin projeyi özümsemesi, kavraması, kucaklaması hatta sahiplenmesi için, sahilde yapılması düşünülen, güvercinlerin toplanabileceği alanın basit bir tavuk kümesi olmayacağı, peyzajıyla heykelleriyle dünyaya örnek bir meydan yaratılacağı Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’e ve Belediye Meclis Üyelerine çok iyi anlatılmalı. Güvercinlerin toplanacağı, insanların bir araya gelebileceği ayaküstü bir yer olmalı ki, uçması, konması seyri, görselliğiyle meydan, bir bütün oluşturmalı.

Bu projenin uluslararası boyutu da kademeli olarak ağır ağır, sindirile sindirile zaman içerisinde boyutları geliştirilerek uygulamaya girdiğinde Hatay, İskenderun güvercininin kanatları altında turizmden yıllardır alamadığı aslan payına daha kısa sürede kavuşacağına inanıyorum.

Bir de Hatay Valiliği güvercini amblem olarak belirlemişken, üzerinde çok iyi çalışılmış organizasyonlarla İskenderun Güvercini kullanılarak yapılacak tanıtımlar Hatay’ı turizm açısından daha yükseklere uçuracağını söyleyebilirim.

Filmi geriye sarma şansım olsaydı; Konya’da İskenderun Güvercin’i meşhur diyebilirdim. Geçmişi bir kenara bırakıp, şimdi ve gelecek için, bugün İskenderun’un en meşhur özelliği güvercin olduğunu söylemek mümkün, çünkü gerçekten de dünya tanıyor ama biz yeni keşfettik. Bize kalan; var olan dünyaca ünü ‘o İskenderun güvercini bizim kentin güvercini’ diyebilecek ve de dedirtecek kadar sahiplenmektir.