hasankorkmaz68 @ mynet.com

Hepinizin bildiği üzere yerel seçim startı verilmiş durumda. Doğal olarak da birçok kentte olduğu gibi, şehrimizi de yönetmeye talip olan insanlar tek tek ortaya çıkarak, bu göreve talip olduklarını açıklamaya başladılar.

 

Bunlardan biri de uzun yıllardır İskenderun’da sağlık alanında görev yapan, Devlet hastanesinde çalıştığı dönemlerde yaptığı başarılı operasyonlar ve uyguladığı tedavilerle  halkın güveni ile birlikte sevgisini de kazanan, daha sonra Özel Palmiye Hastanesine  başhekim olarak geçip, hastaneye kademe atlatarak bölgemizin önemli bir sağlık kuruluşu haline gelmesinde başrol oynayan ve bu görevini halen başarıyla sürdüren Opr. Dr. Sn. YILMAZ ŞAHUTOĞLU.  

 

Uzun yıllardır politikanın içerisinde, halktan hiç kopmadan siyaset yapan ve her kesimden insana eşit mesafede yaklaşarak takdir toplayan Şahutoğlu, özellikle tabandan da aldığı önemli destekle aday adaylığı sürecini geçip, bu seçimlerde CHP’nin adayı olmak istiyor. Bununla birlikte İskenderun Belediyesini CHP’ye kazandırıp, bütün bilgi birikimini vizyonerliğiyle birleştirerek, şehrimizin daha yaşanabilir bir duruma gelmesini sağlamak için gece gündüz çalışacağını ifade ediyor.

 

Kuşkusuz ki şehrimizi yönetmeye talip bütün aday adayları kıymetlidir, bunda bir sıkıntı yok. İçlerinde kimin partiye daha çok hizmetinin geçtiğini, kimin sürekli sahada olduğunu herkes görüyor. Aday belirlenirken bu kriterlerin mutlaka göz önünde bulundurulacağını tahmin ediyoruz. Lakin benim üzerinde duracağım konu, İskenderun CHP’nin bazı kesimlerinde dönen çirkin kulisler. Tabanda bu kadar çok seveni ve desteği olan; dürüstlüğüne, çalışkanlığına, partisine bağlılığına hiç kimsenin toz konduramayacağı bir insanın, sırf etnik yapısı ve mezhebinden dolayı şansının olamayacağı dedikodusunun yapılması, aynı zamanda bunun yayılması için gösterilen çabalar…  Bu algı operasyonlarını yapmak, bu şehir için utanç verici bir durumdur. Özellikle CHP içerisindeki bazı lobicilerin, partiye bu kadar emek sarf etmiş, partinin değerli bir evladını, dedikodu veya saçma öngörülerle harcamaya çalışmasını kabullenmek mümkün değil. İnsanlar etnik yapı ve mezhep olarak azınlıktaysalar eğer, “Zaten kazanma şansı yok.” denilerek herhangi bir yere aday gösterilemeyecek olmaları sizce de çok büyük bir saçmalık değil mi?

 

Hayatımın bütün aşamalarında bu tip ayrımlardan hep nefret ettim. Birçok insan gibi sözde değil, özde nefret ettim. Görüyoruz ki bu hastalıktan bir türlü kurtulamayacak, hayatımız boyunca bu saçma sapan konularla uğraşacağız. Neymiş efendim; “ CHP’nin adayı şu mezhepten olursa, diğer mezhepten olanlar birlik olur, oy vermez ve biz bu seçimi de kaybederiz.” deyip, bunu her yerde dillendirip, algı yaratıyorlar. Bu insanlara yazıklar olsun! İnsanı, bu şehirde yaşadığına pişman ettirecek duruma getirdiler. Tabii ki uzayda yaşamıyoruz, bu tip ayrımcılığın yapıldığı birçok konuyu biz de biliyoruz. Fakat benim takıldığım nokta; bunun bizzat CHP’liler içerisinde konuşuluyor olması. Bu kendini siyaset mühendisi sanan aklıevvellerin bir şeyi unutmamaları gerekir ki, seçim kazanmaktan çok daha değerli insani ilkeler vardır ve ideolojisine sahip çıkan gerçek partililerle omuz omuza olmak gerekmektedir. Gerçek dava adamlarının, “ Bununla, mezhebi yüzünden zor seçim kazanırız.” diyerek önünü kapatmaya çalışanların, sürekli ithal adayların ismini telaffuz etmeleri, bilsinler ki aday adayı olan insana yapılan en büyük saygısızlıktır. Bu ilkellikten bir an önce vazgeçmeleri gerekmektedir. O etnik yapıdaki insanların oylarına talip olacaksın ama onlardan birinin, “Seçimi kaybederiz!” korkusuyla aday gösterilmesine sıcak bakmayacaksın. Olmaz öyle şey! Kimin hakkıysa, kimin liyakatı varsa, kim bugüne kadar emek sarf etmişse, tabanın çoğunluğu kimi işaret ediyorsa aday olma hakkını ona vereceksin. Bu kadar basit!

 

Sn. Şahutoğlu da bu şehrin ve bu partinin tartışmasız bir değeridir. Bütün  kriterler değerlendirildiğinde görülecek olan, bu adaylık için gayet uygun bir isim olduğudur. Karar mercilerinin ve üst seçicilerin, delegelerle veya üyelerle yapacağı bir ön seçimle, ya da bir anket çalışmasıyla da onun isminin öne çıkacağı görülecektir.


Bu olumsuz söylemleri dillendiren şahsiyetler de şunu akıllarından çıkarmasınlar ki; “Kendi canlarını, etnik yapısına ve mezhebine bakmaksızın teslim ettikleri bir doktora, yaşadıkları şehri mi teslim etmeyecek bu seçmenler!” Bunun dışında eğer kendi tezlerinin doğruluğunu kabul ettireceklerse, bunu önce kendi Genel Başkanlarını o koltuktan indirerek yapsınlar. Zira, etnik yapısı ve mezhebi yüzünden onun da o koltukta olmaması gerekirdi. Ülkemizdeki bu sakat anlayışa göre seçim kazanma şansı hiçbir zaman olmayacak olan bir liderle, neden halen devam ediyorlar o halde? Yani anlayacağınız, demem odur  ki; bu durumdan dolayı seçim kaybedilecekse varsın kaybedilsin. En azından hem ilkelerden ödün verilmemiş olur, hem de gelecekte siyaset yapmak isteyecek etnik yapısı, mezhebi ve dini farklı olan vatanseverlerin siyaset yapma hevesi kursaklarında kalmamış olur.

 

Son olarak, bu dedikoducu ve algı operasyonlarını yapmaya çalışan partililerin akıllarını başlarına almaları gerekmektedir ki, bundan sonraki kayıplar böyle saçma sapan konular ve söylemler yüzünden daha fazla olmasın. Eğer İskenderunlular, kaliteli, dürüst ve hizmet üretmeyi isteyen bir adayı, sırf etnik yapısı ve mezhebi yüzünden seçmeyeceklerse de, varsın oy vermeyip seçmesinler. Şehrin şu anki hali ortada. Daha kötüsü olabilir mi?  İnanın zannetmiyorum.  Zaten hemşehrilerimiz de bütün bunları görerek kendi değerlendirmelerini kendileri yapacaktır.