Palmiye Hastanesi Ramazan Bayramı  

 
Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

Düşün...

 

Ben hangisine yanam? Anama mı, halama mı?

Yoksa gözlerinden kanlı yaşlar döken analara mı?

 

Sevgili dostum, yine uzun süre yazamadım. Hep bu “son” diyorum ama ne yazık ki, eski tabirle “elim kaleme gitmiyor”, özgünüm… Bundan yaklaşık bir ay önce, 23 Ağustos 2015 günü, akşam 22.15’te anam Hakk’ın rahmetine kavuştu… Bu hafta da, 18 Eylül 2015 günü öğlen saatlerinde halamı annemin ardından ahirete yolcu ettim… Ben bu acıları yaşarken güzel yurdumun dört bir yanında analar kanlı gözyaşları döküyordu… Anamla halam yüreğimi dağlarken, o analar da akan gözyaşlarımı coşturdu…

Doğduğum günden beri anamdan ayrılmadım. Hep onunla beraberdim… Her akşam eve geldiğimde yanına uğramadan evimden içeri girmezdim. Biraz geciksem, “Nerede kaldın, nereye gittin” diye hesap sorardı. Şimdi onun o hesap sormalarını özlüyorum… Akşam eve geldiğimde gözlerim mahallerin her yanında onu görüyor, onu arıyor… İbrahim Dizlek’in dediği gibi;

 

‘GÖNLÜMÜN ÇİÇEĞİ ANAM’

 

“Ey ruhumun güneşi güzel anam

Can da sensin, canan da sensin

Her derdime yanan da sensin

Sen benim şah damarımsın güzel anam

Ömrüm senin ömrün olsun

Gadan alam güzel anam”

 

Ne yazık ki ben ona ömrümden ömür vermeden o bizleri bu dünya ile baş başa bırakarak gitti… Gerçekten onun yokluğu beni ve kardeşlerimi perişan etti.

 

“Anam anam garip anam

Gönlümün çiçeği anam

Anam anam dertli anam

Ömrümün gerçeği anam”

 

Evet… O bizim ömrümüzün gerçeği idi… Bizleri bir arada tutan, birbirimizden kopmamamız gerektiğini, kardeşlerin birbirine sırt vermesi gerektiğini hem davranışlarıyla gösterir, hem de her fırsatta bize anlatırdı… Biz onun dediklerine uyabildik mi, bilmiyorum. Ama elimizden geldiğince birbirimizden kopmamaya çalıştık, çalışıyoruz…

 

‘ŞEHİT ANALARINA SORUN BAKALIM’

 

Evet, sevgili dostum…

Ben bu acılarla kıvranırken Anadolu’nun dört bir yanında anaların yürekleri de kan ağlıyordu. Ben anama ağlarken, onlar da evlatlarına ağlıyordu. Geçtiğimiz günlerde yazı işleri toplantısında iken şehit analarının feryatlarını televizyondan dinledim ve ben de onlar gibi gözyaşlarına boğuldum.

Sözcü Gazetesi’nin Şık ilavesinde Leyla Alaton’un bir paylaşımını gördüm:

“Annelerin vatanı çocuklarıdır. Şehitler ölmezmiş, gidin sorun bakalım anasına; ölüyor mu, ölmüyor mu?”

Okudum, yüreğim bir kez daha yandı. Öbür yandan bir şehit babası da, “Analar ağlamasın. Ağlayınca bizim de ciğerlerimiz yanıyor” diye feryat ediyordu.

 

ARTIK ANALAR AĞLAMASIN

 

Artık yeter!..

Akan kan dursun, analar ağlamasın, yürekler dağlanmasın…

Binlerce yıldır kardeşçe yaşadığımız bu topraklarda yine kardeşçe yaşayalım. Aramıza nifak sokulmasına izin vermeyelim…

Ankara’daki Meclis’e de, “Artık çıkar hesaplarını bir kenara bırakın, bu memleketin, bu milletin huzuru için elinizi taşın altına koyun. Akan kanı durdurun. Artık evlatlarımız canlarından olmasın” diyorum…

 


ramazan.guntaygmail.com 20.11.2015

Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yazdır
Yorum (0)
  Pegem
Pegem
Ercan Gida