Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

FUTBOLDA “UTANMAK” ZAMANI

 

           İsmi olan ama gerçekte var olmayan bir kayıp kenttir İskenderun…  Önemli iş adamlarına sahip olmasına, birçok alanda ciddi altyapıya, güzel ve kapasiteli konumuna  hatta  bazı sıkıntılara rağmen yaşanabilir bir şehirdir aslında. Fakat gelin görün ki, dümene geçilmiş olan bütün noktalarda önemli bir yönetememe beceriksizliği mevcut.

 

          Hangi alana baksanız sapır sapır dökülüyor. Üzülüyoruz belki de ama kimsecikler bir şey yapamıyor, öylece seyrediyor. Tıpkı bağıra bağıra gelen Körfez İskenderunspor’un ligden düşüşüne hiç kimsenin bir şey yapmaması, hatta kılını bile kımıldatmaması gibi.

         

     Bu şehrin profesyonel liglerde oynayan tek temsilcisinin, bu şekilde gidişi eminim ki birçok kişiyi memnun etmiş ve “Oh olsun… ” demelerini sağlamıştır. Canları sağ olsun demekten başka diyecek bir şey yok. Yalnız unutmasınlar ki; eden bulur ve bir gün kendi başarısızlıkları içerisinde kendileri boğulup giderler.

 

      Evet, Körfez İskenderunspor düştü. Hatay’ın futboldaki  lokomotifi,  amiral gemisi İskenderun’un artık profesyonel liglerde temsilcisi yok. Nüfus ve altyapı gücü olarak bu şehrin yanına dahi yaklaşamayacak olan Payas’ın, Erzin’in ve Kırıkhan’ın takımları profesyonel liglerde cirit atarken, sizler amatör kümede sürüneceksiniz. Utanmak için daha neyi bekliyorsunuz ?  Aslında sadece takım düşmedi, bu takımla beraber şehrin tüm dinamikleri ve özellikle kendini taraftar sanıp daha liglerin bitmesine 4-5 maç varken bile kendi futbolcusuna hakaret ve küfür edip, onları yarı yolda bırakan bazı çığırtkanlar da düştü. Ve bu şehir futbolda dibi görmüş oldu.

 

    Önümüzdeki yazılarda bu başarısızlıklara neden olan ayrıntılara daha kapsamlı yer vereceğim. Şimdi sadece bu başarısızlıkta etkin rol oynayan arkadaşların bir kamu görevi olarak ortaya çıkıp, açıkça İskenderun halkına hesap vermesi gerektiğini vurgulamak istiyorum.  Başta, en tepedeki yetkili olarak sezon ortasında elini taşın altına koyup, hem zamanını hem parasını harcayarak, bu çabasının çöpe gitmesine neden olan Başkan Bekir Tufan, arkasından “Hep yalnız bırakıldık.” sitemleriyle isyan eden ama hayati bir hata yaparak, düşen takımın hocasıyla tekrar yola çıkıp, onun berbat bir takım kurmasına seyirci kalan, kulübün en etkili ismi Kazım Aydın.  Ve tabi ki kendilerine o kulüpte yönetici listesinde yer bulmuş olan fakat gerçekte yönetememiş olan diğer arkadaşlar!...

 

      Şunu açıkça söylüyorum; eğer yukarıda saydığım ilçelerin takımlarının yöneticileri kadar bu takımı yönetememişseniz,  şapkayı önünüze koyup iyice bir düşünün. Daha önemlisi, yaptığınız şahsi işlerinizde de ne kadar başarılı olduğunuzu bir sorgulayınız. Şahsen benim kafamda hiç de başarıyla ilgili bir şeyler belirmiyor.

 

       Yöneticilik; bilgi, birikim, deneyim, yüksek kapasite, kültür, çalışkanlık gibi temel unsurları içerisinde barındırır. Bunların hepsi, yöneticiliğin yapılacağı ve başarının gelmesi istenilen alanlarda olmazsa olmazdır. Fakat gelin görün ki,  “benim adamım” , “bizden” , “ beraber yürüdük biz bu yollarda”, “bu şuna yakın” anlayışıyla bir ekip oluşturuluyor ve kulüp idare ediliyor. İşte bu anlayışla buralara gelinir. Başkan Bekir Tufan da kusura bakmasın. İyi niyetinden bizim kuşkumuz yok, zaten çocuklarının rızkını böyle sosyal bir alanda çöpe atmış bir insana teşekkür etmekten başka diyecek bir şey olmaz aslında; lakin ben biraz düşünmesini sağlayıp şeytanın avukatlığını yapayım.

 

       Sayın Başkan, hadi bu işi zorla kabul ettiniz. İskenderun’da bu kadar güçlü ama umursamaz, zengin insan varken siz yüreğinizle bu işe giriştiniz. Peki yönetimdeki insanların o ana kadarki süreçte, başarısızlıklarını nasıl görmezsiniz?  Hem paranızı koyacaksınız hem etki altında kalıp direksiyonu  başkalarının eline  bırakacaksınız. Böyle bir saçmalık nasıl olur? Görüntü  apaçık ortada. Siz kendi şahsi iş yerinizde ve yaptığımız ticari çalışmalarda, bu kadar başarısız bir yönetimle çalışır mısınız ? Tabii ki çalışmazsınız, peki neden bu hataları burada yaptınız? Yazık olmadı mı zamanınıza, paranıza ve heyecanınıza?  Adınıza üzüldüm ama altını çizmem gerekiyor ki, bu takımın düşmesindeki yönetememe beceriksizliği, sonradan gelmiş olmanıza rağmen öncelikle sizi ve ardından Kazım Aydın’la birlikte diğer gedikli yönetici arkadaşları bağlamaktadır.

 

    Böyle  “Parayı biz koyduk, hesabını ne vereceğiz?” anlayışına sakın girmeyiniz. Zira bu takım şehrin takımı ve siz bir yerde kamu görevi yapmış sayılıyorsunuz. Lütfen bu takımın bu sürece nasıl geldiğini, şehrin futbolunun Payas’ın, Erzin’in, Kırıkhan’ın nasıl oldu da gerisinde kaldığını, daha doğrusu bu şehirde profesyonel futbolun nasıl bittiğini ortaya çıkıp tüm çıplaklığıyla anlatınız. Anlatınız ki,  bu şehirde bundan sonra bu işe soyunacak insanlar, ne tür entrikalarla karşı karşıya kalabilirler, bir düşünsünler ondan sonra bu işlere girişsinler.

 

      Sonuç olarak; Körfez İskenderunspor  küme düştü belki de. Doğrudur düştü;  ama beraberinde İskenderun, şehir olarak da küme düştü. Kaymakamıyla, Belediye Başkanıyla, siyasi partileriyle, iş adamlarıyla, kurum ve kuruluşlarıyla, diğer kulüpleriyle, esnafıyla ve bir gün o turuncu –mavi formayı giymeyi hayal eden bir yığın genç çocukla, kısacası tüm kent halkıyla küme düştü. Yazık hem de çok yazık oldu.


hasankorkmaz68mynet.com 03.05.2016

Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yazdır
Yorum (0)
  Doğru Cevap