Palmiye Hastanesi Ramazan Bayramı  

 
Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

İskenderun' un Sorunları

İTSO Meclis Üyesi Erol Aygen'le başta, 6 Eylül'de batan Ulla Gemisi başta olmak üzere, birçok konuyu konuştuk. İşte İTSO Meclis Üyesi Aygen'in çarpıcı açıklamaları. 

İSKENDERUN ORG: Sizce Kentimizde çözüm bekleyen ve gündemde yer almayan sorunlar nelerdir?

AYGEN: Bölgemizde işsizlik artık doruk noktada. Çare nasıl bulunmalı? Toplu Konut İdaresi projelerinden vekillerimiz 2005 yılı için niçin İskenderun'a bir pay çıkartamadılar? Meclisimizde geçmiş aylarda bu konu görüşüldü. Pay ayrılamadığını bugün soru sorarak konuşmama başlamak isterdim. Enflasyon düştüğü halde fakir,fukara halkımızın, esnaf ve kobi’ lerimizin tüketim ve ticari kredi faizleri düşürülmemekte bilinçli davranılıyor. Bankalar keyfi ve acımasız yaptırımlarına dur diyen çıkmamaktadır. Yaşadığımız dönem bankacılık sektörü için mükemmel bir iklim olarak görülüyorsa da, KOBİ’lerimiz için bu iklimin Tsunami öncesi sessizliği andırdığını tartışmak istiyorum. 

İSKENDERUN ORG: Hemen hemen her konuşmanızda MKÜ'yü eleştirir durursunuz. bunun gerekçesi nedir?

AYGEN: Mustafa Kemal Üniversitemizin niçin hala Bölge kobilerimizle iş birliğine giremediklerini, dolayısıyla bölgesel AR-GE ve Teknopark konularında öncü olamadıklarını kimlere şikayet etmemiz gerektiğini hangi ortamlarda konuşmamız gerekirdi? Kentin gelişmesi konusunda MKÜ hiçbir çalışma yapmıyor. Ülke genelinde bulunan birçok üniversite, bulunduğu kentin ekonomisinin gelişmesi için projeler üretir, araştırmalar yapar. Ama MKÜ'den bu güne kadar böyle bir çalışma görmedik. 

İSKENDERUN ORG: Ulla gemisinin batışının ardından kentte belirsizlik sürüyor. Yapılan tahlilleri nasıl karşılıyorsunuz?

AYGEN: Ulla gemisi, bir ihmal yüzünden battı. Gemi Cezayir'den kovuldu. Eğer Bergama'da deniz olsaydı oaya gitmezdi. Çünkü oradaki halkın siyanürle altın aranmasına karşı gösterdikleri tepkiyi izliyoruz. Geminin batışından sonra batığın bulunduğu yerden hep numuneler alınarak analiz edildi. Yani krom altı arandı. Ben buradan soruyorum, niçin krom 6 ile ilişkilendiriliyor. Mevcut atığın içeriği belirsizdir. Bu nedenle arsenik, kurşun, siyanür aranmıyor da krom 6’da ısrar ediliyor. Aklı başında olanlar bu soruma cevap veremeyeceklerini buradan iddia etmekteyim. 

İSKENDERUN ORG: Hatay'ın teşvik kapsamına alınmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

AYGEN: Hatay'ın teşvik kapsamına alınmamasını bir ceza olarak değerlendiriyorum. Hatay, bu kararla cezalandırılmış durumda. Bölgemiz müteahhitlerine ve kobilerine verdikleri taahhütlerle inanılmaz zorluklar çıkartan İsdemir ve açıkta elleçleme yaparak toplumun değer yargılarını hafife alan Termik santral kuruluşları bölge kobilerimize bırakınız destek olmayı, sırtımızda yük olarak durmaktadırlar. Onların varlığı nedeniyle Hataylı Kobiler olarak Teşvik kapsamı dışında kaldığımızı bizlerden önce İSDEMİR yöneticiler çok iyi bilmektedirler. Elbette bu bölgemizle ilgili anlattığım sorumsuzlukların muhatabı meclisimiz ve meclisimizi temsil eden yönetimimiz olamaz. Ancak ikrar etmekte yarar görmekteyim. Muhalefetiyle, iktidarıyla bölgemiz milletvekilleri ve yerel yönetim seçilmişleri beklentilerimize yeterli performansı veremedikleri için bedel öder duruma getirildik. Nitekim esas itibariyle anlatacağım teşvik uygulama olayları iddialarıma mesnet oluşturacaktır. Ben buradan bu teşvikin rekabet kanununa aykırı olduğunu söylüyorum ve Tüm halkımızın dava etmesini bekliyorum. İskenderunlular ve tamamıyla Hataylılar, kendi haklarını aramalıdırlar. Bununla birlikte bu şekilde yapılan teşvik, bölge ekonomisini canlandıracağı yerde geriye atmaktadır. burada yapılacak tek şey sektörel bazda teşvik olmalıdır.

29 Ocak 2004 Tarihinde 36 ili kapsayan 5084 sayılı teşvik yasası daha çıkmadan önce tahminime göre Kasım veya aralık./2003 tarihlerinde hatırlanacağı üzere İTSO Meclisi'nde gündem dışı söz alarak Gayri Safi Milli Hasıla geliri 1500 doların altıda kalan 36 ile getirilecek teşvik yasasının Hatay sanayi ve Ticaretinin sonunu getirecektir cümlesini kullanmıştım. Ne oldu bu taleplerimiz. Ne mi oldu? Nasrettin hocanın fil hikayesine döndü. 36 il kapsamını az gördüler. Bu kez Hatay ilimizi tekrardan dışlayarak siyasi bir tasarrufla, teşvik edilen illerin toplamına ilaveten, içlerinde K.Maraş, Kilis ve Niğde’yi de dahil ederek 13 ili daha bu teşvik kapsamına alarak, Hatay ilimizi Teşvik edilmeyen il kapsamında getirdiler. Burdur ve Denizli Ticaret ve Sanayi odaları örneklerinde olduğu gibi getirilen teşvik tedbirlerinin rekabet hukukuna aykırı olması nedeniyle, Rekabet kuruluna dava açalım. Ayrıca yatırıma yönelik getirilen teşviklerin hemen hemen tamamı siyasi bir tasarruftur. Ülkemiz sanayisinin kapasite kullanım oranları ortalama % 40 ila % 50 seviyelerindedir. Ülkemizin dış ülkelerle rekabet edebilme gücündeki sıkıntı, teknolojiyi takip etme ve İşletme aşamasında görülen dar boğazlardır. Sadece burada mıdır dar boğaz elbetteki hayır. Öncelikle; Teşvikler sektörel bazda düşünülmelidir. Örneğin Hatay için, deri, tekstil, konfeksiyon, Otomotiv, filtre, pres kömür, sebze ve meyve paketleme, sıcak çekme sektörleri ve gıda sektörleri derhal teşvik kapsamına alınmalıdır. Enerji kanunu çıkarılmalı, sanayicilerimizin tükettikleri enerjinin (Elektrik, Akaryakıt, LPG) içersinde bulunan TRT ve buna benzer anlamsız giydirilmiş vergiler derhal kaldırılmalıdır. İhtisas gümrükleri vakit geçirilmeden kurulmalıdır. TCDD Yollarının ihracatta navlun ücretinde sınır dışında uygulanan ücret esas alınmalıdır.  Bankalar, üreticilerimiz ve KOBİ’lerimizin menfaatlerini ön planda tutularak, yeniden kendilerini disipline edilmelidirler. 

İSKENDERUN ORG: Sizler, yeni İş Kanunu ve İşçi Sağlığı İş Güvenliği kanununa da muhalefet edenler arasındasınız. karşı çıkmanızın gerekçeleri nelerdi?

AYGEN: Eski 1475 Sayılı İş kanunu, 22.05.2003 tarihinde değişerek yerini yeni 4857 sayılı iş kanununa bırakmıştır. 4857 sayılı iş kanununa istinaden yeni işçi sağlığı iş güvenliği yönetmenliklerin tamamı işverenlerimizin ticari sağlıklarını ve güvenliklerini ortadan kaldırtacak boyutta erişmiştir. Elbetteki işçilerimiz bizlerin can parçamızdır. Elbette İşçilerimizin sağlık ve iş güvenlikleri sağlanacaktır. Ancak yasa yapılırken eşitlik ilkesine önem verilmelidir. İş kazası veya meslek hastalıkları olayında üç sorumlu taraf vardır. Birincisi İşçi, İkincisi İşveren , üçüncü taraf ise Devlet timizdir. Devletimiz tarafında yer alan SSK kurumu 506 sayılı yasasıyla İşverenlerimizin korkulu rüyası haline gelmiştir. İşverenlerimiz her bir işçisi için İş kazası, Maluliyet, analık gibi bir çok primi ödediği halde SSK karşısındaki Sorumluluktan kurtulamamaktadır. Yeni İşçi sağlığı iş güvenliği yönetmenliğine göre işçiye eğitim verme zorunluluğu getirilmesine rağmen, İşverenlerimizden prim toplayan SSK teşkilatına hiçbir yükümlülük getirilmemiştir. SSK’ nın yanlış tedavi uygulamalarından kaynaklanan maluliyet veya ölüm tazminatlarını ödeme adresi işverenlerdir.  Madem ki SSK prim topluyor, bizim iş verdiğimiz işçilerimize de eğitim vermelidirler ve yükümlülüğü üstlenmelidirler. Ayrıca SSK teknolojilerini ve alt yapılarını geliştirmede kusursuz olmalıdırlar. Ortaya yasa olarak konulan yükümlülüklerde, SSK’ya üzerine düşecek görevler yönetmenliklerde yer verdirilmesi hususunda TOBB üzerine düşeni yapmalıdır.  

İSKENDEUN ORG: Teşekkür ederiz.

AYGEN: Ben de sizlere teşekkür ediyor, başlatmış olduğunuz bu güzel faaliyetinizde başarılar diliyorum.

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Pegem
Pegem
Ercan Gida