Palmiye Hastanesi Ramazan Bayramı  

 
Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

İskenderun' un İlk Belediye Başkanı

Hatay Devleti'nin anayurda ilhakı sırasında Albay Şükrü Kanatlı, Fransız Koleji mezunu Arapça, Fransızca ile İngilizce’yi ana dili gibi konuşan, Remzi Cerrahoğlu’nu daha henüz 18 yaşında İskenderun Belediye Başkanlığı görevine atadı.

Tarihin Tozlu sayfaları arasında unutulan, Hatay Devletinin Türkiye’ye dahil olması sırasında 18 ay İskenderun  Belediye Başkanlığı yapan Remzi Cerrahoğlu fotoğrafının diğer başkanların arasında olmamasına sitem etti.

         Ankara’da yaşayan, yılın belirli zamanları İskenderun’a gelen 86 yaşındaki Remzi Cerrahoğlu  66 yıl önce 5 Temmuz 1939 tarihinde Türk Askerinin Hatay'a girişinden, Albay Şükrü Kanatlı ile arasında geçen diyaloglar ve o günün şartlarını konuştuk.

Türk Askerinin Hatay’a girdiğinde yaklaşık 5 bin yabancının İskenderun’u terk ettiğini anlatan Remzi Cerrahoğlu, Belediyede başkatipliğe kadar terfi ettikten sonra, çok genç olmasına karşın Albay Şükrü Kanatlı tarafından üç dil bildiği için Belediye Başkanlığı görevine getirildiğini söyledi.

Tarihin tozlu sayfalarına 18 yaşında Belediye Başkanlığı görevi yaptığı notu düşen Remzi Cerrahoğlu ile geçmişe bir yolculuk yapık. Tarihin canlı tanığıyla yaptığımız sohbetten büyük zevk aldık...  

 

Hatay Devleti'nin Türkiye'ye ilhakını, o günlerin canlı tanığı ve İskenderun'un ilk Belediye başkanı olarak tarihe geçen Remzi Cerrahoğlu, Karayılan köyünde 1920 yılında doğmuştu. Mektep okumak daha iyi bir gelecek için 8 yaşında İskenderun'a taşınmak zorunda kalmıştı. Üçüncü sınıfı okumuş tahsiline burada devam etti.

Tarihin canlı tanığı Remzi Cerrahoğlu gerisini şöyle anlattı “O zamanlar İskenderun'da 8-11 bin gibi nüfus yaşıyordu. Türkler burada pek tahsil yapamıyordu. Amerikan, Fransız ve İtalyan kolejleri vardı. Bugünkü İskenderun Lisesinde Fransız Kolejiydi; 180 talebeydik, tek Müslüman ve Türk bendim. Nüfusun  ancak 2 bin Türk ve Müslümandı. Geri kalan İtalyan, Fransız, Ermeni, Yahudi, Arap kökenli karma karışık bir topluluktu. O zamanlar Türkler; ‘yabancıların okulunda ne işleri var’ düşüncesiyle kolejlere çocuklar gönderilmezdi. Kolejde 4 yıl okudum. Arapça'yı Fransızca'yı bir miktar da İngilizce'yi ana dilim gibi  konuşmayı öğrendim. Hatay, İskenderun'dan Halep'e kadar Fransız mandası altındaydı.  Türkçe eğitim verilmezdi. İskenderun ise Halep'in limanı konumundaydı. Antakya-Halep ve havarisine her türlü ticari mal İskenderun Limanından taşınırdı. Bu arada Hatay'ın bir çok bölgesinde Milli mücadele faaliyetleri de devam ediyordu. Babam Karayılan ve İskenderun'da nüfuslu biriydi. Tahsilimi tamamladıktan sonra, İskenderun Belediyesi'ne 16 yaşında katip olarak girmemi sağladı”

5 BİN YABANCI  KAÇTI

O dönemler idarede çalışanların tahsilli ve Arapça, Fransızca bilmesinin şart olduğunu, ifade eden Cerrahoğlu, belediyede her geçen gün tecrübe kazanarak bir bir kademe atladığını kaydetti. Cerrahoğlu, “Hatay Devleti kuruldu ve dokuz ay sonra Türkiye'ye ilhak olunmuştu. Türk Askeri İslahiye ve İskenderun olmak üzeri iki koldan Hatay'a giriş yapmaya başladı. Bu sırada 11 bin nüfuslu bir kent olan İskenderun'da yaşayan  başta Ermeniler olmak üzere yaklaşık 5 bin yabancı kenti ve ülkeyi terk etti. Türk hükümeti, Hatay'da yaşayan yabancıların istedikleri takdirde gitmeyip, canları, malları, mülkleri konusunda güvence vererek ülke vatandaşı olarak yaşayabileceğini tebliğ etti. Hiçbir tehdit olmamasına karşın, korkularından kendi istekleriyle 5 bini aşkın yabancı ülke dışına kaçtı.  Bu arada Türk hükümeti bu yabancıların ülke dışına veya gitmek istedikleri ülkeler konusunda  her türlü kolaylığı sağladı” dedi.

Cerrahoğlu, 5 Temmuz 1939'da  Türk Askeri İskenderun’da büyük bir coşkuyla karşılandığını, lağvedilen Belediyesi binasına gelen Albay Şükrü Kanatlı’nın    her türlü doküman, evrak, kayıtların Arapça ve Fransızca olduğu için bunları devralacak, işlemleri yapabilecek, dil bilen tahsilli Türk Müslüman birini aradığını belirtti.  

ADAMIN YOKLUĞUNDAN BENİ SEÇTİLER

Anlatmaya devam eden Cerrahoğlu “O zaman 18 yaşında daha sakalı çıkmamış bir delikanlıydım. Babamdan dolayı Albay Şükrü Kanatlı ile daha önce görüşmüşlüğümüz vardı. Seçim için zaman yoktu. Bu ara dönemi yürütecek bir belediye başkanı arandı. İstenilen kriterlerde kimse yoktu. Albay Şükrü Kanatlı Belediye ye girdiğinde göz göre geldik. Omuzlarıma elini attı, “Seni Belediye Başkanı olarak atıyorum. Bu işi sen yaparsın ” dedi. Ben 18 yaşında toy bir delikanlıyım, yapamam dedim. Çok heyecanlanmıştım. Kalbim duracak gibiydi. Ben nasıl bu görevi yerine getiririm diye düşünürken, “Sana güveniyorum, bu işin altından sen kalkarsın” diyerek başkanlık makamını teslim etti ve gitti. Adamın yokluğunda beni başkan seçmişlerdi” dedi.

OTERİTERLİK SINAVI. 

Belediyede 76  personelin çalıştığını, 18 yaşında olmam nedeniyle yaşça çok büyük insanlara emir vermekten utandığı için bir süre çekingenlik yaşadığını sözlerine ekleyen Cerrahoğlu “Çaycıya çayı dahi söylemeye çekiniyordum. Bir ay sonra makamıma alıştım. Bir zabıta müdürüm vardı, Halep’de Jandarma komutanlığı yapmış emekli olduktan sonra belediyeye girmiş 65 yaşında. Esnafı haraça bağlamış şikayetler artık ayyuka çıkmıştı. Makama çağırdım. Olayın iç yüzünü sordum. İnkar etti. O an istifasını istedim. Bu olay bir anda belediyede  yayıldı. Otoriterlikte ilk sınavımı,  başarıyla vermiştim” 

ŞÜKRÜ KANATLIYA JEST

İskenderun’un komuta ve  idaresinin Albay Şükrü Kanatlı’da olduğunu, çalışmalarını kışlada sürdürüp, Ankara Palas’ta  bir odayı karargah olarak kullandığını aktaran Cerrahoğlu  “Aldığım tahsil ve terbiye ile bu vatana,  büyük hizmetleri geçen Albay Şükrü Kanatlı’ya bir jest yapmam gerektiğini düşündüm. Fransızların yaptığı o günün koşullarında İskenderun’un en modern binası, boştu. Bugünkü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yerini Belediye Meclisinden bir karar çıkartarak konak olarak tahsisatını yaptım.  Albay Şükrü Kanatlı ‘Ben sana demedim mi? Bu işi senden iyi kimse yapamaz. Bu ne jest. Hayatımda bu kadar mutluluğu tattıran bir insan bulamam. Bu ne zeka,  bu düşünce. Sevincimden gözlerim yaşarıyor. Çok isabetli bir başkanı buraya getirdim. Seni taktir  ve tebrik ederim. Minnetle teşekkür ederim’ Aynen bu cümle geçti aramızda geçti” diye konuştu.

BELEDİYEDE FOTOĞRAFI YOK!       

İskenderun Belediyesi’ndeki panoda fotoğrafı bulunmadığı belirlenen  Cerrahoğlu,  “Mete bey İskenderun’a geldiğimde araba gönderdi makamına gittim. İskenderun’da belediyede başkalığı yapanlar arasında fotoğrafımın olmadığını gördüm ve üzüldüm. 18 yaşında belediye başkanlığı yapan, İskenderun’un ilk Başkanının fotoğrafı orada olmalıydı. Sitemimi Başkan Mete beye ilettim. Meclis kararı olması gerektiğini söyledi. Bu konu için meclis üyelerini gezip, benim fotoğrafımı İskenderun Belediyesindeki panoya koyun diye tek tek gezip uğraşmam. Ben kendi fikrimi söyledim gereğini belediye başkanı ve meclis yapsın” şeklinde  sitemde bulundu.

80 ÇİFT EVLENDİRDİM

Cerrahoğlu, aynı dönemde Medeni Kanun gereği resmi nikahın zorunlu hale geldiğinin altını çizerek “18 yaşında bir genç olarak nikah kıymam isteniyordu. Bu konuda da çok çekinmiştim. Adana’ya bir haftalığına kursa gönderdiler. Geldiğimde İskenderun’da ilk resmi nikahı, Kahveci Hanifi’nun oğlu Mustafa ile Çay Mahallesi’nin muhtarının kızı Meryem arasında kıymıştım, dün gibi hatırlıyorum. Benim için büyük bir heyecandı. Sonra alıştım görevim süresince tam 80 çift nikahladım. 18 ay görev yaptıktan sonra seçimlere gidilmek üzere görevi bıraktım. Ben de bu arada Askere gittim. Belediye  Başkanlığı maceramız burada noktalandı”

İskenderun.Org olarak tarihe bir ışık tutmak istedik. Şimdi yaşayanların büyük bir bölümünün unuttuğu ve tarihe 18 yaşında İskenderun’un ilk Belediye Başkanı olarak not düşen Remzi Cerrahoğlu’na  bilgilerini paylaştığı için teşekkür ediyoruz.

 

Ufuk AKTUG

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Pegem
Pegem
Ercan Gida