Palmiye Hastanesi Ramazan Bayramı  

 
Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

Eğitimde Siyasi Kadrolaşma ve Eğitim Sorunları

 

İsmet İnönü ilköğretim okulunda Matematik öğretmeni Halis Keleş, 6 yıldır İskenderun Eğitim sen şube başkanlığı görevini başarılı bir şekilde yürütüyor. 1990 yılında Belen İlçesine bağlı Sarımazı da öğretmenlik yaptığı dönemde sendikaya üye olarak sendikal faaliyetler arasında kendini bulduğunu söyleyen Halis Keleş ile bugünkü eğitim sistemini masaya yatırdık. Ezberci eğitim sisteminden, her yıl mezun olan binlerce eğitimci kadrosunun çokluğundan dershanelerin faydalandığını söyledi. Denetim Mekanizmalarının işlemediğinin üzerinde duran Halis Keleş bugünkü yapılan uygulamaların paralı eğitime geçiş için yapılanlar olduğuna dikkat çekerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

Halis Keleş’e ilk sorum sendikanızın üyeleri kimler. Sendikal çalışmalarınız ne zaman başladı?

Sendikamıza sadece öğretmenler değil, eğitim ve bilim iş kolunda yani Üniversite de öğretim görevlileri, memur, hizmetliler de üye olabilmektedirler.

Öğretmenlik mesleğine bakarsanız yıllar geçtikçe öğretmenlerin hakları, elde ettikleri kazanımları son yıllarda kötüye giden bir süreç yaşadık ve yaşıyoruz.  1990 yıllarda özellikle ekonomik koşulların düzeltilmesi taleplerin sendikal örgütlülükle aşılabileceğine inanılarak başlayan sendikal mücadeleler sonrasında Beş yılda kuruldu.

 

Şimdi öğretmenlerin durumları nedir. İstedikleri haklarını alabiliyor, rahat bir çalışma ortamı var mı?

Sendikanın kurulmasıyla birlikte eğitimcilerin sorunları başta olmak üzere anlatılmaya ve çözüm yolları önermeye başlandı. Ancak Türkiye’de öğretmenlerin sorunları Özlük hakları, Ekonomik ve demokratik hakları ile ilgili talepleri, istekleri yönetimlerde kalıyor. İdare sizi önemsemiyor. Baskın yasalarla engelleniyor. Eğitime yönelik söz hakkınız yok. Merkezi olarak Milli Eğitim Bakanlığına izlenecek yolu çizer. Öğrenci çıkış saatlerinden giriş saatlerine kadar, panoların asılacağı yerlere kadar onlar karar verir. Öğretmenler sürekli denetim ve baskı altındadır. Ekonomik olarak Türkiye de öğretmenler görevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getiremezler. Yabancı ülkelerde çalışan öğretmenler Türkiye de çalışan öğretmenlerin 10-12 katı maaş alıyor. Demokratik olarak yönetime katılma hakları da hiç yoktur.

 

Eğitim de siyasi kadrolaşma var mı?

Her iktidar döneminde baştan bakanlık olmak üzere ilçe müdürlüklerine, müdür yardımcılarına kadar değişim devam etmektedir. Öğretmenlerin yönetenlerin oluşmasında hiç kimsenin söz hakkı olmamaktadır. Okullardaki öğretmenler kurulu sembolik olarak vardır. Siyasi iktidar yönetimi belirliyor.  Senede iki defa toplanırlar insanlar düşüncelerini söylerler. Ama konuşulanlar dört duvar arasında orada kalır.

Türkiye’de gelen her siyasi iktidar siyasi kadrolaşma yaratmıştır. Ancak bugünkü siyasi iktidar kadrolaşmayı çok farklı boyutlarda yapmıştır. Eskiden sadece okul müdürlerine kadar kadrolaşma varken. Bugün müdür yardımcılarına hatta öğretmenlere kadar yer değiştirilmelerle karşı karşıyayız. Talim Terbiye Kurulu, ders kitaplarının incelendiği yerde kadrolaşma hızla artmaktadır. Öğrenci yurtlarında kadrolaşma artmaktadır.

Eğitimde yeni müfredat programı kendi anlayış çerçevesinde oluşturulmaya çalışılmakta uygulamalar başlatılmak istenmektedir. Bu çok tehlikelidir.

Bir ülkede siz demokrasiye inanıyorsanız, hukukun üstünlüğüne inanmanız gerekir. Aykırı davranmanız haksız kadrolar yaratmamanız gerekir. Atamalar yaratmamanız gerekir. Atamalarla ilgili Genel Merkezimiz Danıştay da yürütmeyi durdurma davası açtı. bu girişim ile önü kesilmiştir.

Talim Terbiye kurulundan 200 insan sürülmüştür. Ne yazık ki hukuk davaların sonuçlarına karşılıklı başka şekillerde bozmaya çalışıyorlar. Eğitimdeki sorunlar bu şekilde gelişen kadrolaşma ile bitmez.

 

Kadrolaşma neden büyük tehlike?

Asıl tehlike müfredattır. Eğitim müfredatı bilimsel verilere göre hazırlanırsa laik bir eğitim nitelikli bir eğitim anlayışı ile varsa tehlike olmaz. Bunlardan uzaksa paralı eğitimi öne geçiriyorsa o zaman tehlike buradadır.

Kendimize ait bir eğitim sistemimiz yoktur. İyi bir eğitim sistemini kurmamız için akademisyen, bilim adamları öğretmenleri olduğu velilerin katıldığı geniş kesimlerden sağlan katılımcılıkla oluşturabilirsiniz.

 

Eğitimci yetiştirme sistemi hakkında neler söyleyeceksiniz?

Türkiye de öğretmen yetiştirme sistemi bozuk.

Türkiye’de bilinçli bir şekilde öğretmen sayısı azaltılmaktadır. 120 bin öğretmene ihtiyaç var deniyor. AB standartlarına göre Türkiye de sınıflar 30 kişilik olur normal eğitime geçilecek olursa 150 bin öğretmene ihtiyaç var. Ama 9 binin üzerinde öğretmen alındı. Eğitim fakülteleri başta olmak üzere mezun olan öğretmenlerin sayısı 50 bin civarında açıkta kalan 40 binin üzerinde öğretmen boşta. Bu ne demek devlet rekabeti yaratmak için bu açığı ortaya çıkartıyor. Çalışanlar arasında rekabeti yaratmak için yapılan bu uygulama özel okullar ve dershaneler için kullanılıyor.

 

Türkiye de uygulanan dershane sisteminin Avrupa da bir örneği var mı?

Avrupa’nın hiçbir ülkesinde özel dershane sistemi yok. Bu Türkiye de var. Paralı eğitime geçiş araçlarından bir tanesi bugün dershaneye gitmeyen ve üniversiteyi kazananların sayısı çok azdır. Bunun nedeni okullarda verilen eğitim üniversiteyi kazandıracak şekilde olmadığından, on bir yıl boyunca devletin eğitim-öğretim kurumlarında test üzerine bir çalışma olmamaktadır. Büyük kentlerde dershane ücreti 3-4 milyardır. İskenderun’da ise l milyar 200 milyon civarında, altı ay gidiyor öğrenci ayda 200 milyon ödeme yapması gerekiyor. İşsizleri bir tarafa bırakalım 300 milyon lira asgari ücretin olduğu ülkemizde asgari ücretli bir aile çocuğunu nasıl dershaneye göndersin. Test kitabının maliyeti 25 milyon nasıl alsın. Devlet okullarında eğitim verenlerde zor durumda kalıyor. Sonuçta çocuğunun dershaneye gönderme zorunluluğunu aile hissediyor.

 

Dershanelerde çalışan eğitmenlerinde zor şartlar altında çalıştıkları hatta haklarını alamadıkları gibi kullanıldıkları belirtiliyor bu konuda neler söyleyeceksiniz?

İş imkanı arayan eğitimcilerimiz dershanelere, özel okullara yaptıkları müracaatlarda, işsiz eğitimci kadrosu çok olduğundan seni deneyeceğim yaklaşımı içerisine giriyorlar. Asgari ücret vereceğim diyerek resmi belgelere de dayandırmadan, staj göreceksin, memnun kalırsam yılsonunda seninle sözleşme imzalarım. Teklifleri karşısında çalışıyorlar. İstediği zaman iş haklarını fes etme imkanına sahip olan dershane yönetimleri ağır çalışma şartlarını da getiriyorlar. Bu olumsuz şartları ortadan kaldırmak çalışanların haklarını verebilmek için eğitimci arkadaşlarımızın çalışmamaları gerekir. Karşı çıkmaları gerekir. Konu çok önemli olduğu için Konfederasyonumuz bu konu ile ilgili tartışılacak çözüm yolları aranacak bir konferans düzenliyor. Büyük illerde bu sorunla ilgili olarak sözleşmeli çalışan eğitimcilere karşı örgütlenme çalışmaları başladı.

Peki, bu sektörü denetleyecek kimse yok mu bu kadar çok şikayetin olduğu bir sektörde?

Denetim Mekanizması çalışmıyor.

Teftiş sistemi var. Ama şikayet gittiği zaman iki müfettiş gelir incelemeler yapılır gidilir.

Kayıt dışı burada da var. Dershane sahipleri sosyal hakları eğitimcilere vermediklerinden kayıt dışı çok fazla özellikle yeni göreve başlayanlar üzerinde. Biz zaten dershane sistemine zaten karşıyız.

 

Kaliteli eğitimci yetiştirebiliyor muyuz?

Üniversitelerde yetişen eğitimciler geçmişi olan iyi kadrosu olan üniversitelerden yetişenler iyi birer eğitimci. Ancak yeni kurulan üniversiteler daha kadrolarını iyi kuramadılar. Buradan yetişen eğitimciler için aynı şeyleri söyleyemem.

 

Eğitim sistemimiz de ne yapılmalı?

Maalesef eğitim sistemimiz ezber sisteme dayalı. İnsanların yeteneklerine göre kabiliyetlerini ortaya çıkartarak eğitimlerine yön vermek gerekir.

Eğitim sistemimizi değiştirmemiz

Ezberci sistemden kurtulmamız

Normal eğitim sistemine geçilmesi

Öğretmen yetiştirme sistemini değiştirme ve donanımlı hale getirilmesi lazım

Okulların altyapılarının geliştirilmesi araç gereçlerini arttırmak, görsele önem verilmesi

Öğrencilerin kabiliyetlerini test edip ortaya çıkartacak

O zaman nitelikli kaliteli insan yetiştiririz.

 

Halis Keleş ‘e derslerinden ve sendikal çalışmalarının arasından zaman ayırarak bu güzel sohbete katıldıkları ve sorulara açık yüreklilikle cevap verdiği için teşekkür ediyorum.

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Pegem
Pegem
Ercan Gida