Palmiye Hastanesi Ramazan Bayramı  

 
Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

Tatlı Kraliçenin Acı Hayatı

Adana’da doğup büyümüş. Mardin hayranı bir kadın. Yoğun bir yaşam mücadelesinin arasından kendisini Türkiye reçel kraliçesi olarak tanıdı. Ama hemen unutuldu. O reçel kraliçesi olarak büyüyüp Avrupa’ya açılmışken istenmeyenlerin mücadelesi onu borç içerisinde İskenderun’da çalışmaya itti. 43 yaşındaki bir çocuk annesi Ülker Alhan doğada topladığı çiçekleri reçel, otları da bin bir çeşit yemek yaparak insanların damak tadına, sağlık sorunları olanlarında sağlığına çare oluyor. İskenderun Kocabaş Gıda da çalışırken bulduğumuz Ülker Alhan ile alkolik eşini nasıl alkol bağımlılığından kurtardığını, reçel kraliçesi iken nasıl oldu da bugün ki duruma düştüğünü, Tümör den kendisini nasıl tedavi ettiğini konuştuk. Dünyanın tanıdığı Türkiye’nin yeni yeni duyduğu Cinsel gücü arttırmasından, migren tedavisine kadar birçok rahatsızlık için birebir olduğunu söylediği KAPARİ bitkisini tatlandırarak üç çeşidini üretip 400 çeşit yemek yapıldığını anlattı.

Reçel Kraliçesine ilk sorum kendisini tanıtması olacak?

Adana’da doğdum. Evliyim. Bir kızım var.  Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ev Ekonomisi mezunuyum. Eşim şuanda Antalya’da Akdeniz Üniversitesi’nde görevli. Benim 17 yıllık memuriyet hayatım var. Bunun altı yılında öğretmenlik yaptım. Daha sonra Türkiye’de TURBAN Turizm İşletme Tesisleri vardı devlete ait.  Orada çalıştım. Oteller zinciri ve yurt dışı gezilerim oldu. Eşim Ethem ile evlendikten sonra ayrıldım.

Mardin’i çok seviyorum oraya hayranım diyorsunuz neden?

Ben evlendikten sonra Antalya’da kalıyorduk. Eşim alkol bağımlısı birisiydi. Evlenmeden öncede öyle idi. Eşimin alkolik olması bizi olumsuz etkiledi. Ben eşimi tedavi ederim dedim. Birlikte mücadele edeceğiz dedik işinden de alkol yüzünden olmuştu. Ölen kayınvalidemin Mardin Savur İlçesinde evi vardı. Oraya gittik. Mardin’e böylelikle ayak bastık.

Orda ne iş yaptınız, nasıl geçindiniz?

Oraya ilk gittiğimizde kötü günler geçirdik. Ben zeytinyağlı ve çeşitli ev yemekleri yaparak satıyordum. İlkbahar ayında Mardin’de bin bir çeşit çiçekler 150 çeşit otu sıcak meze soğuk meze yemek olarak yaptım pişirdim sattım. Kazancımızı böyle elde ediyorduk. Aynı zamanda doğadan topladığım çiçek ve otlarla da reçel yapıyordum.

Topladıklarınızın faydalı olduğunu nerden biliyorsunuz?

Doğada yetişen her bitki, herşey faydalı. Kimileri işlemden geçirilir tüketilir kimisi direk. Ben ineklerin, koyunların, keçilerin doğada gidip seçerek yediği otları toplayarak önce kendimde denedim. Araştırdım adı ne olduğunu ne işlere yarayabildiğini bulup ona göre değerlendiriyordum. Özellikle çiçeklerden yaptığım reçeller beğeniliyordu.

Eşinizin alkol kullanmasını engelleyebildiniz mi?

Evet, yoğun mücadele doğadan topladığımız otlardan yaptığımız doğal beslenme ve istikrar, belirli zamanlarda kaçamak yapsa da bugün geldiğimiz nokta alkol kullanmıyor ve Antalya’da işinin başında çalışıyor.

Reçel Üretmeye nasıl başladınız?

Yemek yapıp geçimimizi sağlıyorduk. Ama zaman zamanda sefilleri oynuyorduk. Ne borca bir şey alabiliyoruz, nede birinden borç para isteyebiliyoruz. Evde hiç bir şey yok. Kara kara düşünüyoruz.  O günü hiç unutamam, devamlı yemek yapıp götürdüğüm, et yemeyen sadece sebze tüketen Belediye Başkanı Eşref Ayaz telefon etti. Öğlen vaktiydi. Ülker Hanım Kaymakamın tayini çıktı. Akşam on bir de yemek vermek istiyoruz. 200 kişilik yemek yapabilir miyiz dedi. Ben tabi ki yaparım dedim. Malzemeleri yazdırdım. Hemen belediye zabıta ekipleri malzemeleri getirdi. Ve ben o gün akşama kadar 200 kişilik 30 çeşit yemeği yaptım. Kayınvalidemin büyük kazanlarında odun ateşi ile pişirdim. Büyük tepsilere koyarak süsledim ve açık arabalarla yemek verilecek olan yere götürülürdü. O zaman ilk kez davetlilerde Mardin’de açık büfeyi görmüş tanımış oldu. Yemekler çok beğenilmiş. Yüzbaşı ve eşi bu yemekleri kim yapmış diye merak edip sormuşlar. Beni görmek istemişler. Baktım yemekten sonra eve geldiler. Belediye Başkanı ve komutan ile birkaç davetli daha. “Burada mı yaptınız çok güzel olmuş elinize sağlık biz size bir yer açalım burada yemek yapın” dediler. Bu sırada ben reçel yaptığımı söyledim ve reçel ikramında bulundum. Reçellerimi yedikten sonra çok beğenerek boş verin siz reçel yapın diye konuştular. Ve bunun üzerine küçücük bir dükkanda birkaç kişi ile reçel üretmeye başladık.

Peki, o yaptığınız akşam yemeği için para aldınız mı?

 O zaman Belediye Başkanı Eşref Ayaz 100 milyon verdi. Çok paraymış gibi alarak, hemen markete koştum. Kızım başta olmak üzere hepimiz için çok fazla alışveriş yaptım. Ve düşündüm, demek ki ben çalışırsam para kazanabilirim. Onun için çok çalışmalıyım diyerek kendi kendime karar verdim.

Reçelleri üretmeye başlayınca satabildiniz mi?

Evde ürettiğimiz reçeller satılıyordu. Ama söylendiği gibi küçük bir yer açıp bu işi büyütebilirdim. TRT de bir yayın vardı. TKV yi gördüm Türkiye Kalkınma Vakfına nasıl ulaşırım diye araştırırken,  Kamer Diyarbakır’da Kadın Kuruluşuna müracaat ettim. Kamer bizi Türkiye Kalkınma Vakfı’na yönlendirdi ve ben oraya başvuruda bulundum. 4 milyar 600 milyon kredi alarak küçücük reçel imalathanesini kurdum. Beş kişi çalışıyorduk. Çok mutluyduk. Doğal olarak üretiyorduk, bunu bildikleri için çok beğeniyor ve tercih ediyorlardı. Mardinliler gelinimiz diyerek bana sahip çıktılar ve reçelleri kapış kapış alıyorlardı. Ürettikçe, beğenildikçe benim çalışma azmim daha da artıyordu. Açılmak istedik internet üzerinden yurt içi ve yurt dışına da siparişler almaya başladık.

Kraliçe unvanını nasıl aldınız?

Bütün bu çalışmalarımız doğal reçel üretip satmamız ve bu reçellerimizin beğenilmesi. Mardin Valisi, Kaymakamı, Belediye Başkanı her yerde benden bahsediyorlardı. Bir gün basın mensuplarını toplayarak konu hakkında bilgi verdiler. Benimle ilgili röportajlar yaptılar. Ulusal ve yerel gazeteler beni reçel kraliçesi olarak yazdı. Böylece ben kraliçe olmuştum.

Sonra ne oldu üretimi arttırdınız mı?

İnternet aracılığı ile yaptığımız satışlar sırasında Türk asıllı Danimarkalı bir iş adamından teklif geldi. “Birlikte bu işi yapalım” dedi. Bende olabilir dedim. Davet ettim kendilerini. Mardin e geldiler gezdirdim, düşüncelerimi ve projeleri anlattım. Kabul etti Tümay Gıda Limited Şirket adı altında kuruldu. Serbest bölgeden 3 bin 600 metre arsamızı da aldık.

 Fabrikayı kurdunuz mu?

Hayır, benim bu gelişmemi ve büyümemi istemeyenler oldu. Fabrikayı kuramadık. Ortağıma Mardin’de terör var diyerek birçok şey üstüne ekleyerek kafasını bulandırıp kaçırttılar. Bende tek kaldım. Borç içerisinde kendimi sıyıramadım. Her şeyi kapatıp elimdekileri satıp borçları ödedim. Halen borcum var.

İskenderun’a niye geldiniz?

Borçlarımı ödemek zorundayım bunun içinde çalışmam gerekiyor. Ahmet Kocabaş ile 1994 lü yıllarda çeşitli yemek yarışmalarında birlikte katılıp dereceler almıştık o zamanlardan tanışıyoruz. Kendisini telefon ile arayarak durumu yaşadıklarımı anlattım. Bana kapısını açtı. Gel burada birlikte çalışalım dedi. Bende geldim burada çalışıyorum. Üretim yapıyoruz. Benim mücadelem devam ediyor.

Ne düşünüyorsunuz bundan sonra?

Mardin’de Ülker Alhan’ın reçel kraliçesini bacası ya tütecek ya tütecek. Ben yaşadığım sürece bunu mücadelesini vereceğim ve son nefesime kadar oraya Hayran olduğum beğendiğim Mardin’e dönerek bacamı tüttüreceğim.

Tümör ile savaşmışsınız nasıl iyi misiniz?

Evet, yaşadığım olaylar beni çok perişan etti. Büyük stresler yaşadım. Bu kadar olaylar baş ağrısı düşmeler nedeniyle İstanbul da İnternesil ABD hastanesine çek-up tan geçtim beynimde tümör olduğunu söylediler. Araştırmalar iyi huylu olduğunu ama yinede ameliyat olmamı istediler. Bu arada Mardin de bulunuyordum. Yine aynı düşünceler ile doğanın şifalı bitkileri ile tedavi edebileceğime inandım. Araştırmalarımda KAPARİ yi keşfettim. Kapariyi yediğim zaman başım ağrımadı ve bunun üzerine düzenli olarak yemeye başladım. Geçtiğimiz yıl beynimdeki tümörün 1mm ye düştüğünü tespit ettik. Belki şuanda gitsem kontrole kalmamıştır. Artık başım ağrımıyor.

KAPARİ yi nasıl keşfettiniz?

Kapari TURBAN Turizm İşletmesinde çalıştığım dönemde yurt dışına gittiğimde balık yerken yanında sos olarak ikram ettiler. Orada merakımdan araştırdım. Bana kapari olarak dediler araştırdım. Nereden bulurum diye sordum restoranttaki aşçı bunu kitapçığını buldu gösterdi. Bizim tarlada pamuk toplarken ayağımıza batan diken ve yok etmek için uğraştığımız bir bitki her taraf kapari dolu. Bilenler keşfedenler var ama tam anlamı ile bilmiyorlar. Türkiye’den yurt dışına hammadde olarak gidiyor işleyenlerde salamura olarak yapıyorlar.  Beş yıl önce ilk kez ben Kapariyi reçel yaptım ama patentini alamamıştım. Belki o zaman soranlara söylemiştim üretenler vardır diye düşünüyorum ama piyasada görmedim yaratıcısı benim. Şifasını bilenler yiyor.

Kapari nerelerde kullanılıyor kaç çeşit üretim yapılıyor?

Bu bitkiyi özellikle yabancılar arasında İspanyollar tarihleri boyunca yiyorlar şifalı bir bitki. 400 çeşit yemekte kullanılıyor. Ben reçel, salata ve ezmesi olarak üç çeşit üretiyorum.  Ama daha çok çeşit üretebilirim.

Türkiye’de satılıyor mu değeri nasıl?

Türkiye’de tam anlamı ile bilen yok. 3 ile 4 ytl arasında satılıyor. Avrupa da aynısı 25 Euro alıcı buluyor. Bizim bunu tanıtmamız lazım. Türkiye için büyük bir döviz girdisi. Üretimi artırılıp şifası anlatılırsa üretici içinde büyük bir ekonomik getirisi var. Bugün Türkiye‘de 12 milyon dolar kapari ihracatı yapılırken İspanyollar 20 milyar dolar kazanç elde ediyorlar.

Gunies Rekorlarına da adaymışsınız?

Evet, dün olduğu gibi bugünde Kapari üretimimi ile buluşum ile ben adayım. Kendimi toparlayınca bu mücadelemden vazgeçmedim geçmeyeceğim. Kapari üretim çeşitleri ile müracaatımı yapacağım.

Kapari konusunda durduğumuzda Reçel Kraliçesinin acı hayatı yüzüne oradan da gözlerine yansıdı. Gözyaşları akmaya kelimeler ise boğazında düğümlenmeye başladı. Ne oldu rahatsız mısın dedim. Konuşamadı hemen Kocabaş Gıda da çalışanlardan su istedim ve bir yudum su Ülker Alhan’ı kendine getirdi. İyiyim kelimesi ağzından çıktı. Eğer iyi değilseniz bırakalım dinlenin dedim. Hayır, iyiyim dedi. Kapari olunca bir farklı duygu için kapladığını ve anlattıkça da yaşadığı iyi başarılı güzel günlerin etkisinde kalarak göz doldu.

Kapari’nin sağlık açısından ne gibi yararları var?

Açın internette yazıyor. Saymakla bitmiyor ki doğal viagra diyorum ben.  Cinsel gücü arttırıcı özelliğinden, migren rahatsızlığına ben beynimdeki tümörü kapari tüketerek yendim Buna inanıyorum. Kabızlık giderici, idrar söktürücü, Balgam söktürücü, solucan düşürücü, Ağrı kesici, romatizma, felç, iskorpit hastalığı, kan bozukluğu, gut hastalığı, antitimor, hemoroid, dalak büyümesi, kalça rahatsızlıkları, adet düzenleyici ve sancıları, diş ağrıları, karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici, etkileri olduğu bilimsel olarak ta belirtilmiştir.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

KAPARİ çok değerli şifalı önemli bir bitki. Buna sahip çıkılsın tanıtılsın ve ürünleri insanlar tarafından sağlığa faydalı olduğu için tüketilmesini istiyorum. Bayanlara bir mesajım olacak. Beni hazmedemediler hazımsızlık oldu. Benim paramın olmayışı bu duruma getirdi. Beni yıkamazlar. Bütün kadınlara mesajım; Asla yıkılmasınlar,  mücadeleyi asla bırakmasınlar, hiçbir kadın yılmasın. Beni daha çok kamçıladı bugün halen daha da mücadele etmeyi istiyorum.

Hayatında zor anlar yaşamış iyiyi başarıyı yakaladım dediği zaman bir darbe yiyerek kötü günlere düşmüş ama yılmamış mücadelesini devam ettirmek için çırpınan çabalayan özellikle KAPARİ deyip başka bir şey söylemeyen Reçel Kraliçesinin acı hayatının tekrar tatlıya dönmesini temenni ediyorum. Mardin’de veya Türkiye’nin başka bir yerinde bacasının tütmesini reçel kraliçesi tacının iade edilmesi dileğinde bulunmak istiyorum. Bu arada Tabi ki Kocabaş Gıda Sanayi’nin sahibi Ahmet Kocabaş’ında doğal ortamda ürettiği ve pazarladığı bu ürünler arasında Kapari’ye yer vererek Ülker Alhan’ın elinden tuttuğu için kendisini de kutluyorum.

 

Ufuk AKTUĞ

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Pegem
Pegem
Ercan Gida