Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

BALIK ADAMIN MADALYALI GÜNLERİ

İskenderun’un ünlü dalgıcı Kemal Akgüner, Levreklerin, lahosların peşine düştü, boyu kadar ceylan balıkları yakalayarak ününe ün kattı. İskenderun'un ünlü Dalgıcı Kemal Akgüner ile görüştük. Akdeniz’in tuzlu sularında zıpkını ile bir daldı mı, bir süre sonra çıktığında yakaladığı balıkları göstermesi çevrede balık tutmak için gelen oltacıların moralini bozuyordu. Nefes tutarak indiği 40-50 metre derinlikte balık avlayarak yarışmalarda madalyalar kazanan Kemal Akgüner iş üstünde sohbet ettik. Kemal Akgüner’e balık tutma merakının nasıl başladığı sorusu ile başlamak istiyorum?

Babam Demirçelik Fabrikalarında çalışan bir işçiydi. Balık tutmayı çok severdi. Bu sevgisi banada yansıdı. Ben 11 yaşlarında onun maskesini, şinorkelini ve paletini alıp kaçar, balığa giderdim. Müthiş zevk alırdım. Balık yakalama mücadelesi beni çok mutlu ederdi. Okul zamanında dahi fırsat bulup boş zaman yarattığımızda hep zıpkınımı alıp İskenderun körfezinin sularında dalarak avlanırdım.

Dalış tekniği veya balık vurma becerisini nasıl kazandın?

Kimse bana bir şey göstermedi. Bende kimseye bir şey sormadım. Tüm becerimi kendi başıma, deneye deneye edindim. Kimseden malzeme veya dalış tekniği bilgisi almaya gerek duymadım. Birkaç yıl boşa çabaladım. Dalıyordum. Balıkların peşine düşüyordum. Yüzüyordum. Ama onları vuramıyordum.

Peki İlk ne zaman balık vurdun hatırlıyor musun?

Hatırlamaz olur muyum on üç yaşında levrek vurmuştum o günü hiç unutamam ‘İskenderun yakınındaki Denizciler kasabasında kamptayken zıpkını aldım suya daldım. Ama hangi yöne dönsem balıklar arkama dolanıyor. Sola dönüyorum kaçıyorlar, sağa dönüyorum kaçıyorlar. En sonunda çözümü buldum: Öne eğilip zıpkını bacak aramdan geçirerek şişi geriye doğru attım ve bir levrek vurdum.’ O gün eve 5-6 büyük balıkla döndüm. Evin akşam yemeğini neredeyse tek başıma çıkardım. Tüm balıkları benim vurduğuma da kimse inanmadı. Kendime göre Uygun tekniği keşfettikten sonra her gün suya dalıp balık peşine düştüm. Levreğin yanı sıra üç metrelik lahoslar vurmaya başladım.

Sualtında tüpsüz ne kadar süre ve ne kadar derinliğe inebiliyorsun?

Evet altı dakika kalıyorum. 40-50 metre derinliğe tüpsüz inebiliyor. ‘40 metrelerde rahatlıkla balık avı yapabiliyorum. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de bu derinlikte avlanabilen benden başka kimse yok. İtalya, İspanya ve Fransa’dan birkaç sporcu var. Birçok dalgıç 20-25 metre derinlikte avlanıyor. Balığın daha bol bulunduğu ve kaçmadığı’ derinliklere  tüpsüz olarak, yani oksijen desteği almadan iniyorum.

Peki bunun bir sırrı var mı tehlikeli değil mi ?

Derinliğe tüpsüz ve kendi nefesinizle inecekseniz bu işin en önemli sırrı sakin olmak. Nefesinizi iyi kullanmak. Tabi ki tehlikesi de var yok değil. Hata kabul etmez. Benim için derinlere  inmek ve yüzeye geri çıkmak yaklaşık iki dakikamı alıyor. Hedef derinliğe yavaş yavaş inip 10-15 saniye içinde balığı vurarak yine aynı yavaşlıkta geri çıkıyorum. Su altında kalmak sorun değil. İki yıl önce Bodrum’daki serbest dalış yarışmasında tam altı dakika su yüzeyine çıkmadım. Birkaç yıl önce Ovacık’taki Türkiye Şampiyonası’nda 9 kilo çeken yedi balık vurdum.

İlk yarışmaya nerde katıldın?

1996 yılında Karataş’ta düzenlenen şampiyonada ilk kez kendimi gösterdim. Burada kendi becerimi konuşturdum. Bilmediğim konularda vardı. Hatta yarışma öncesi antrenmanda sudan çıkmak bilmeyince iki kişi kolumdan tutup beni dışarı çıkarttı. Avladığım balıklar karşısında herkes şaşkına döndü. Bu ilk şampiyonluğum oldu.

En son ne zaman şampiyonaya katıldın?

2004 Eylül ayında Sinop’ta yapılan Türkiye şampiyonasına katıldım. Zıpkınla balık avlama yarışmasında 7. kez birinci oldum. Bu birincilikler Türkiye’de 2 si serbest dalışta 5 i avcılık dallarında kazandım. Yaklaşık altı saat boyunca Sinop kıyısında rakiplerimden daha fazla balık vurmaya çabaladım ve yarışma sonunda bireysel kategoride şampiyonluğa ulaştım. 2550 puanla birinci olurken en yakın rakibime de 450 puan fark attım.

Bunları bize anlatan şampiyon dalgıç Kemal Akgüner ile İskenderun’da bir tura çıktık. Tabi ki bu tur kendisinin ne kadar iyi avcı olduğunu görmemizi, neler yakalayabildiğini bize gösterecekti. Bunun için İskenderun balıkçı barınağına gittik. Dalgıç kıyafetlerini giyinirken Kemal gelen geçen, kim gördüyse ava mı hiç balıkların şansı yok diye söylenenler oldu.

Fenerin yanına geldik ve kemal tüpsüz olarak Akdenizin serin sularına daldı. Suda kaldığı süre uzadıkça ben tedirgin oluyorum. Ve nerede diye bakınırken suyun üzerinde kabarcık arıyorum. Çıkınca rahatlıyorum ama hala balık olmadığını görünce vuramadı herhalde diyorum. Tabi ki Kemal’i tanıyanlar. O seçiyor şimdi. Büyüklüğü ve türü hoşuna gitmez ise vurmaz diyorlar. Bir den suda çırpınan bir şey evet bu kezde şişin uçunda bir kilogramın üstünde levrek. tıpkı on üç yaşındaki yakaladığı ilk balık gibi. Tekrar dalıyor, tekrar dalıyor derken 15 dakikalık bir sürede Kemal Levrek, lagos tan oluşan ve birer kilogramın üzerinde altı balık ile kıyıya geliyor. Oltacılar ise hadi biz oltamızı toplayıp ayrılalım bize burada kısmet yok demekten kendilerini alamıyorlar. Yakalanan balıkların etrafına toplanan oltacılar. Başlıyor balık muhabbetine

Kemal ile burada üzerini değişirken kaldığımız yerden sorularımıza devam etmeye başlıyoruz.

Başka bir şeylerle uğraşıyor musun?

 İskenderun’da hafta içi dalış kurslar veriyor, zıpkın tasarımı yapıyorum. Geçimimi sağlamak için ağabeyim ile beraber gözlükçülük ve saatçilik yapıyorum. Eğer yarışmalardan haberim olur da katılabilecek imkanı bulabilirsem. Gidiyorum. Federasyonun bu konuda daha duyarlı olması çeşitli imkanlar tanıyarak yurt dışında da temsil edeceğimiz yarışmalarda bizlere destek olması durumunda iyi dereceler Türkiye ‘ye gelir.

Türkiye’de başka yarışmacılar da var mı?

Zıpkınla balık avlama Türkiye’deki en eski sualtı sporu. 1970’lerde henüz ortada bir federasyon yokken İstanbul’da ve Gökçeada’da şampiyona düzenleniyordu. 1980’de Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu kurulunca bu şampiyonalar resmileşti. 25 yıldır da Türkiye’nin çeşitli noktalarında düzenleniyor. Resmi kayıtlara göre, lisanslı balık avcısı sayısı 200 Türkiye’de lisanslı veya lisanssız 10 bine yakın zıpkınla balık avcısı var.

Çok istediğin bir şey var mı?

Evet en çok istediğim yapmayı hayal ettiğim Türkiye’yi, ülkemi temsil edeceğim uluslararası yarışmalarda iyi birer derece almak. Bayrağımızı en iyi yerlerde dalgalandırmak.

Zıpkınla balık avlamada kimler daha iyi, Türkler ne durumda?
Dünya ve Avrupa zıpkınla balık avlama şampiyonaları iki gün, Türkiye’de ise bir gün sürüyor. Yarışmada puanlama avlanan balığın ağırlığına bağlı. 400 gram altı değerlendirmeye alınmıyor. Örneğin 2,5 kiloluk lahos, avcıya 2 bin 500 puan kazandırıyor. Bazı yarışmalarda avlanan her balık için ekstra 500 puan veriliyor. Türk zıpkıncılarının dünyadaki yerini kıyaslamak için 2003’te Nijerya’nın Lagos şehrinde düzenlenen Avrupa ve Afrika Şampiyonası örnek verilebilirim. Şampiyon İspanyol Pedro Carbonel iki günde toplam ağırlıkları 97 kilo 940 gram olan 64 balık vurdu. 24. sırayı alan Türk sporcu ben Kemal Akgüner ise toplam 26 kilo 575 gram balık avladım. Dünyada en iyi zıpkıncılar genelde İspanya’dan çıkıyor.

Uluslar arası yarışmalara hazırlanabiliyor musunuz?

Kendi imkanlarımız ile hazırlanıyoruz. Ben kendi olanaklarım ile dalıyorum. Uluslar arası yarışmalarda Biz Türk takımı olarak uçağa binişyoruz. İndiğimizde yarışma yerine gidiyoruz ve yarışma başlıyor. Dier ülkenin takımları bir iki ay önceden gelerek bölgeyi, suyu dalarak tanıyıp ona göre hazırlanıyorlar. Yinede biz bunlara göre iyiyiz. Bu imkanlar bizlere de tanınsa yetenekli bir çok arkadaşımla iyi derecelerle ülkemize döneriz.

 

Türkiye’nin gururu dalgıç, avcı bu işin ustası Kemal Akgüner ‘e bize zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum. Temennim bundan sonra Federasyonunda konuya daha duyarlılık göstererek Kemal gibi cevherlere sahip çıkarak planlı programlı antrenmanlarla Türkiye’de ve uluslar arası arenalarda iyi mücadele çıkartmalarını sağlamak olacak. Herkesin kendini yetiştiren Kemallere sahip çıkması dileği ile…

Ufuk AKTUĞ

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Doğru Cevap