Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

“Ellerde Bıçak Değil; Kitap Görmek İstiyoruz”

Türkiye’de son dönemlerde gündeme gelen okullardaki şiddet, eğitimin kalitesi ve bunların nedenleri konusunu 40 yılını eğitime adamış, çocuklarla velileriyle içli dışlı olmuş, doktorundan, avukatına, mühendisinden, öğretmenine kadar, binlerce kişi yetiştiren Eğitimci Canan Gencer ile konuştuk.

Okulların dününü, bugününü,  öğretmen, öğrenci ile veli üçlüsünün karşılıklı diyaloğunu değerlendiren eğitimci Canan Gencer, eğitim sisteminin değişmesi ve temelde çocuklara kitap okumayı sevdirmenin önemine vurgu yaptı. Birçok öğrencinin, anne-babanın ve bu uğurda görev yapan insanları yakından ilgilendiren eğitim konusunda çarpıcı yorumlar getiren Gencer, özellikle Okullardaki idarecilerin öğretmenler başta olmak üzere öğrencilerle gerektiği kadar ilgilenemediklerini, günümüzdeki gençlerin okullarda yaşadığı aşkları cinsellikle karıştırdığını, ailelerin ise çocuklarına sahip çıkarken ilgi alaka dozunu ayarlayamadığını söyledi.

 Canan Gencer’e ilk sorum kendisini tanıtmak olacak?

1948 Ankara doğumluyum. Ailemin İskenderun’a yerleşmesi ile birlikte ilk orta ve lise tahsilimi İskenderun’da yaptım. Kilis Öğretmen okulunu bitirdim. 40 yıl sınıf öğretmenliği görevi yaptım. Çalışmak istiyorum ama ortam ve çevre durumuna bakılırsa eğitimin seviyesinin düşük olması beni rahatsız ettiği için emekliye ayrıldım. Ama bu ayrılık beni rahatsız ettiği için tekrar eğitime katkım nasıl olur, araştırması içerisinde bir süre özel bir dershanede çalışmak istedim. Ama sistem ve düzenden dolayı orayı da bırakmak zorunda kaldım. Türk Kadınlar Birliği İskenderun Şube Başkanlığı görevini yürütüyorum. Bu çerçevede faydalı olmaya çalışıyorum.

Babanız ne iş yapıyordu kardeşleriniz var mı?

Babam da, annem de terzi idi. Tüccar terziydi babam. Dört kardeşiz. İki kız iki oğlan benim iki kızım bir oğlum var, bir kızım öğretmen hepsi evli. Eşim İskenderun Demir Çelik Fabrikalarından emekli.

Ailede öğretmen var mı?

Ailemizde öğretmen çok. Örneğin Emel Akçay ilköğretim okulunu yapan benim teyzem.  Teyzelerim öğretmen. Mesleğimizi çok seviyoruz. Teyzelerimizin öğretmen olması belki beni etkiledi. Kızımda benden etkilendi. Öğretmenlik mesleğini seçti. Emel Akçay teyzem Fransızlar zamanında Fransızca öğretmeniydi. Dedem çok zengindi babadan kalan malını teyzem okul yaptırdı. Bugün İskenderun’da binlerce gelecekte de bir o kadar çocuk Emel Akçay ilköğretim okulunda eğitim öğretim görecek. Bu bizim için büyük bir mutluluk kaynağı.

Sizin sıralarda aldığınız eğitim ile şimdiki eğitimi değerlendirebilir misiniz?

Ben Kız Meslek lisesinde okumuştum. Sınıf öğretmeniyim. Bizim zamanımız da öğretmen öğrenci arasında bir sevgi ve saygı çerçevesinde öğrenmeye dayalı bir sistem vardı. Öğretmenler bizlerin üzerine öyle bir titrerdi ki tüm sorunlarımızı bilir hatta bizlerde kimse ile paylaşamadığımız dertlerimizi onlara anlatırdık. Okumayı, ders çalışmayı severdik bize çünkü sevmeyi öğretmişlerdi. Ama şimdi göremiyorum. Öğretmen öğrencisinden öğrenci öğretmenden gerekli ilgi alakayı göremediğini düşünüyorum. Her şeyden uzak birbirinden kopuk kişiler. Bende öğretmen olunca aldığım eğitim çerçevesinde öğrencilerime yaklaştım. Onlarla ilgilenip velileri ile geceleri saatlerce telefonda sorunlu çocukların problemlerini çözmek için mücadele ettim. Ama günümüzde Bizim yaptığımız çalışmaların  % 10 unu yapmıyorlar.

Şimdiki gençlik nasıl, iyi yetişiyor mu?

Zamanın gençliğini iyi görmüyorum. Olaylardan da duyuyoruz. Okullardaki bu şiddet olayları her geçen gün atıyor. Bunlar üzücü şeyler. Çünkü bu gençlere siz gelecekte bu ülkeyi teslim edeceksiniz. :Böyle bu psikoloji ve eğitim sistemi ile yetişen gençlere nasıl güveneceksiniz. Bu sorun hepimizin sorunu herkes elinden geldiğinin fazlasını yaparak bu sorundan kurtulmalıdır.

Peki neden bu sorun her geçen gün büyüyor. Gençleri olumsuz etkileyen konular neler?

Hakikaten bize öğretmenlerimiz okulda büyük ilgi gösterirlerdi. Örneğin coğrafya öğretmenim vardı. Tek tek bizimle ilgilenir, ailevi sorunlarımıza kadar sorardı. Yüzümüzün asık olduğunu görse hayırdır niye, neden diye bunu sorar ilgilenirdi. Bizde çekinmeden onunla oturup ailemizle konuşmayacağımız konuları paylaşırdık. Okul müdürlerimiz öğretmenlerimizle oturup sorunları paylaşır. Birlikte hareket ederlerdi. Bir kaynaşma, bir paylaşım bununda devamında yapılanlardan heyecan duyulma zevk alma vardı.

Bütün bunların temelinde bence idareci yatıyor. İdareciler okulların müdürleri müdürlüklerde görevli amirlerin üzerlerine düşen en büyük görev öğretmenlerin sorunları ile ilgilenmek paylaşımcı olmalarını sağlamak. Ardından öğretmenlerinde öğrencilerle bu sıcak diyalogları, ortamları yaratmasını sağlamaktır. Bu taktirde çocuklar yönlendirilebilir doğru bilenler yaptırılabilir. Aksi taktirde çocukları şekillendiremezsiniz. Şimdi bu diyaloglar mücadeleleri göremiyoruz. İdarecilerimiz okula milli eğitim, devlet yardım etmiyor. Elektriği suyu, boyası bir sürü gideri var bunlar bizim için büyük problem. Hayır bunları büyütmemek, abartmamak lazım. Çünkü bizim zamanımızda da aynı sorunlar vardı. Aynı sorumluluklar idarecilere yüklenmişti.

Siz öğretmenlik görevine başladığınızda idareciniz bu söylediklerinizi yaptı mı?

İlk görev yerim Yayladağı’nda ilkokuluydu. Ben görev yerime gittiğim zaman okul müdürü önce beni karşısına aldı. Sorumluluklarımı anlatarak yeni olduğum için üçüncü sınıfta göreve başlamamı ve buradaki belirli bir noktaya gelmiş öğrencilerle birlikte benimde pişeceğimi söyledi. Gözünün de üstümde olduğunu belirten müdürüm ile yıllarca karşılıklı diyalog, yönlendirmeleri, yapılan toplantılar ve karşılıklı sorunların paylaşılma öğretmenlik hayatıma yön verdi. Benim iyi bir idareci ile çalışma şansım olmuştu. Ama günümüzde gençlerimiz üniversite mezunu oldukları için hayat tecrübesine gerek duymadan her şeyi çok iyi bildikleri gözle bakarak rahat çalışmak istiyorlar.

Teknoloji ve imkanlar sizin döneminize göre çok gelişti bunun hiç faydası olmadı mı?

Tabii ki olmuştur. Ama bu işin temelini bahsettik. Okuma ve başarma ruhunun, birlikte paylaşma sorunları çözme ruhunun kazandırılmasını anlatmaya çalıştık. Günümüzün tehlikeli ama ihtiyacı olan Internet teknolojisi iyi kullanılmadığı zaman çocukları köreltiyor. Başarısız kılıyor, hazıra konduruyor. Benim torunum ilkokula gidiyor üzülüyorum. Kendilerine ödev veriliyor Internet’ten indirin getirin deniliyor. Böyle eğitim anlayışı olmaz. Grup çalışması, öğretmenin yönlendirmesi ve paylaşılması lazım ki, öğrenci dersi iyi algılasın, ezbercilik istemine gidilmesin.

Ailelerin hatası var mı?

Olmaz olur mu? Ben gençken çok çektim. Çocuğum çekmesin. Her şeyini eksiksiz yapacağım diye aile düşünmemeli. Bu çocuğu köreltiyor. Siz çocuğunuza çektikleriniz anlatacaksınız. Zaman zaman hayırı olmazı, elindekini paylaşmasını öğreteceksiniz. Asıl önemlisi Çocuklara Türk devletinin tarihini, bu ülkenin nasıl bağımsızlığını kazanmış ne gibi zorluklar çekerek bugünkü noktaya gelinmiş bu zorlukların öğrenmesi bilmesi lazım. Bunları unutturmamak lazım. Yesin içisin harçlığını verelim. Böyle gidiş iyi değil tarihini ailesini geçmişini bilmeyen çocuk gelecek için tehlikeli. Annesi ve babasının nereli olduğunu bilmeyenler var.

Anne ve baba çocukların karşısına alıp konuşmuyor. Aralarındaki mesafe uzadıkça çocuk güveneceği, sorununu paylaşacağı kişileri okulda da bulmayınca dış çevrede temin etmeye çalışıyor ve kötü alışkanlıklar kazanmasına neden oluyor.

Okullardaki bıçaklı, uyuşturuculu ve aşk olaylarının olması sizce neden arttı?

Televizyon, bilgisayar Internet sisteminde çocuk erken yaşlarda her şeyi öğreniyor. Bizim yaşlarımızda da sevgi vardı. Bizim yaşlarımızdaki sevgi arasında v  ark vardı. Şimdiki çocuklar seni seviyorum demeyi bilmiyor. Seviyorum demek güzel, ama anlamını bilmeden konuşuyor. İnsanın doğasında vardır erkek ve kızın birbirine ilgi duyması, ama bunda bir sınır ve saygı vardı. Onu bile saygılı yaşardık yaşanırdı. Şimdiki gençler sevgi denince daha farklı düşünüyor. Çünkü Düşünceler farklı zihniyet cinselliğe kayıyor. Bunun için daha kötü şeyler yaşanıyor. Çocuklar çok erken yaşlarında zamanından önce veriler veriliyor. Psikolojik olarak etkileniyorlar. On yaşındaki öğrenmesi gereken bilgileri daha küçük yaşlarda öğreniyor. Kitap okumayı bilmiyorlar gençleri yönlendirmek lazım.

Emekli olduktan sonra Dershanede de görev yaptınız. Bu kurumlar nasıl?

Ben dershanede görev yaptım dershaneye sıcak bakmayan insandım. Ama gidip bir dönem görev aldım. Ama fazla bu görevi sürdüremedim. Dershanelerde bilgi bazında belirli eğitimler verilebiliyor. Ama buralarda ticaret kapısı olduğu için çocukları yönlendirirken zorlanıyorsunuz. Örneğin gençleri Dershanelerde sigara içmemeleri için yönlendirmeye çalıştım. Uyarıları bundan zarar görüyorsunuz diye yaptım. Ancak kurucu arkadaş boş ver hocam diyor. Siz böyle ben böyle konuşursam olmaz. Çocuklar ikilemde kalır. Tabi ki para gelecek, ticaret düşüncesi ile cazip geliyor. Hem öğretmen, hem idareci böyle eğitim veriliyor. Bilgi veriliyordur ama sonuçta serbestlik çocukları farklı eğitilmelerini sağlıyor. Bende bu nedenlerden dolayı dershane olayını da noktaladım.

Anne ve babalar ne yapmalı?

Şiddetin geldiği nokta da yine aile etken, aile çocuklarını yakın takibe almalı. Okulu idareciyi, öğretmeni onlarda takip etmeli. Uyuşturucu, gibi kötü alışkanlıklarla şiddeti seven gençler genelde fakir aile çocukları ile anne ve baba ayrı sorunlu ailelerin çocukları olduğu görülüyor. Bu nedenle ekonomik nedenlerden dolayı kafasını kuma gömmüş işten güçten başka bir şey düşünmeyen aileler çocuklarının var olduğunu unutmamalıdırlar. Parasını, ihtiyaçlarını alıyorum tamam dememeli onlara da hayatlarının içindeki yerini, değerini, ilgisini göstermeli vermelidirler.

Bu kadar kötü tablo çizmeyelim. Çocukları ile dengeli ve alakalı olan örnek verilecek çok sayıda ailelerde var. Bu ailelerin çocukları mutlu, huzurlu ve başarılı olmuşlardır. Ama toplumun bu kanayan yarasına merhem olmak için herkes mücadelesini vermeli. Günümüzde Taşkınlığını dışarıya vuran çocuğu kapacak tehlike odakları çok. Emniyet. İlgililer, kurulmuş olan komisyonlarla her şey takip edilmeli. Devletin statülerinde kurulmuş yerler var. Tedavi, adaptasyon gibi merkezleri,  tam çalışmıyor çalışmış olsa bu gün eğitim yuvalarında bu sorunları görmezdik.

Siyasetin Eğitimdeki rolünü nasıl değerlendirirsiniz?

Siyasetin eğitimde çok payı var. Siyasi atamalarda daha çok karışma var. Bunun olmaması lazım. Bizim zamanımızda mecburi hizmet süremiz vardı. Köylerde yapardık ve doğu batı dağ taş demeden çalıştık. Şimdi öğretmenin can güvenliği yok, öyle olunca batı tarafına kaymaya çalışıyorlar ve siyasileri kullanıyorlar. Siyaset eğitimin içinde fazlasıyla var. Bizler öğretmenler birlik olsak çoğu siyasetçilerden daha güçlü oluruz ve işlerimize karıştırmaya biliriz. Ama bu birliktelik yok.

Şuanda ne yapıyorsunuz?

Sosyal hayattan kopamıyorum. Bu nedenle uzun süredir Türk Kadınlar Birliği İskenderun Şube başkanlığı görevini yürütüyorum. Bu çatı altında topluma insanlığa faydalı olmaya çalışıyorum.

Hedefiniz de ne var ?

Eğitim öğretimdeki aksaklıklardan dolayı, faydalı olabilmek için Belediye Başkanı olmayı düşünüyorum. Geçtiğimiz dönemlerde düşündüm. Ama şartlar uygun olmadı. Ama Belen ilçesine belediye başkanı olarak siyasetteki yerimi alıp eğitime güçlü bir insan olarak destek vermek istiyorum. Çocuklara ailelere bilgi ve tecrübelerimi aktarmak yol göstermek istiyorum.

Şuanda sohbet ederken aklınıza gelen bir anınız var mı?

Erkek kardeşim, Ankara’da yanına gitmiştim. Ayağımda da o dönemde bir yara vardı. Gitmişken Hacettepe üniversitesinde ayağımdaki yarayı göstererek ne olduğunu öğrenmek istedim. Yoğunluktan dolayı Annem bir hafta sürer geç kalırız dedi. Ben olsun gideyim dedim. Gittim öğleden sonraya muayene sırası geldi. Bir genç geldi. Doktor olduğunu sonradan öğrendim içeri geçerken bana bakıp tebessüm ediyordu. Tanıyamadım ben. Bana sıra geldi, geçtim içeriye hocam beni tanımadınız mı? dedi. Hayır evladım diye cevap verdim. Kendini tanıttı. Şimdi Hacettepe yi bitiriyorum dedi. Sorunumu sordu söyledim. İçeride profesör hocasının bulunduğunu ona göstermek istediğini söyledi. İçeri geçtik. Beni tanıttı hocası da bana çok yakın ilgi gösterdi. Hakancığım hemen hocamı rahatlatalım sorununu giderelim dedi. Ve kısa sürede beni yatırdılar ameliyat masasına öğrencilerde toplandılar etrafıma böyle bir tedavi oldum. Ummadığım, beklemediğim bir ortamda bir öğrencimle karşılaşmak ve bana sahip çıkması benim için unutulmayacak anılardan birisi. Yetiştirdiğimiz böyle öğrenciler bizlere insanlara böyle davranıyorsa doğru eğitim vermişiz diyoruz.

Evet Canan Hanım bu sıcak günde sizi çok terlettim. Zaman ayardınız, tecrübeleriniz ve deneyimleriniz bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Bundan sonraki yaşamınızda sağlık ve başarılarınızın devamını temenni ediyorum.

Ufuk AKTUĞ

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Pegem Akademi - İskenderun