Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

Reklamcılık Sektörü ve İş Hayatında Kadın

İskenderun’a sekiz yıl önce yerleşen ve reklamcılık sektöründe mücadele eden Nur Tink İle konuştuk. Üniversite yıllarında DYP saflarında Süleyman Demirel’in talimatı ile siyaset eğitim alan Nur Tink İzmir ‘de Işın Çelebi’nin adaylığı döneminde siyaset arenasında mücadele verdiğini anlattı. İskenderun’da iş hayatına otomotiv sektörü ile başladığını söyledi. Reklamcılık şirketi Hür Ajansı kurarak reklamcılığın ne olduğunu, kurumlara ne kazandırabileceğinin mücadelesinde yaşadıklarını anlattı.  Reklamcılık ve sigortacılık sektörünün geleceğin meslekleri arasında bulunduğunu söyleyen Nur Tink, Acı ama gerçek olan bir konu varsa oda İskenderun’un her geçen gün geriye gittiğinin altını çizdi. Çalışma hayatında özellikle İskenderun’da çalışan kadın sayısının az olduğunu ve ciddiye alınmadığını açıkladı.

İlk sorum Bayan Tink’e kendisinden bahsetmesi olacak?

 Bağ kur da başmüfettiş görevi yapan babamın tayini nedeni ile Zonguldak ‘a gelmiştik. 1970 yılında burada ben dünyaya gelmişim. Dört kardeşten birisiyim. Burada üç yıl kaldıktan sonra babamın tayinini Ankara’ya çıkması ile taşınmak zorunda kaldık. Şimdiki Başkent Üniversitesi olarak adı değişen o zamanın Yanık Tedavi ve Organ nakil Merkezinde görev yaptım. Burada fazla dayanmadım. Çünkü yanık tedavisi ve organ nakli yapılan bu yerde insanların hayat hikayelerini ve yaşadıkları durumu, psikolojim kaldırmadı. Dayanamadım ayrıldım.

İşi bıraktıktan sonra başka bir iş yaptınız mı?

Ben boş duramam çalışmam lazımdı. Üniversite yıllarında DYP saflarında görev almıştım. Ve biz o zaman Genel Başkanı Süleyman Demirel’in talimatı ile diksiyon dersi aldık, halka kalabalığa karşı konuşma mikrofon dersi aldık. Bu eğitimler ile biz kendimizi çok iyi yetiştirdik. İşi de bıraktığım için zamanımda vardı. 1991 seçimlerinde Işın Çelebi İzmir de adaydı. Oraya profesyonel olarak bir grup kurarak çalışmak için gittik ve bir buçuk ay gibi süre çalıştık. Adnan kahveciden sonra tercihli oy ile Işın Çelebi kazandı. Görevimizi başarı ile tamamlamıştık ve Ankara’ya döndüm.

Ankara’ya döndükten sonra çalışma hayatınız oldu mu?

Ankara’ya gelince evlendim. Evlendikten sonra Eşim ve iki ortakla birlikte dört kafadar, Yetkin aracılık hizmetleri firması kurduk. Gece gündüz çalışıyorduk. Firmaların işlerini takip ediyorduk. Kişilerin devlet ile ilgili işlerini takip edip onları bitiriyorduk. Hac organizasyonu yapıyorduk. Bu arada bir firmanın Araç filosu işini aldık. Onu yürütüyorduk. Teşviklerini alıyorduk. İstanbul- Ankara No stop çalışan bir otobüs filosu kurmak istedik. Bu araç filosunda vip bölümü gibi çok lüks bir hizmet vermeyi planladık. Hosteslerin kıyafetlerinden, vip bölümündeki en ince ayrıntıya kadar düşünüp planladık. Yolcuları bulundukları yerlerden aldırarak yine gidecekleri noktaya kadar ulaşımlarını sağlamanın planının yaptık. Ama çok çalışmamıza rağmen bu mücadelemizde ekonomik nedenlerden dolayı istediğimiz seviye getiremedik. Bunun üzerine bırakmaya karar verdik. Ortaklar ayrılmak zorunda kaldık.

Eşimin İzmir’de Hakiki Koç firmasına Genel müdür olması ile birlikte İzmir’e taşındık. Bu arada Ankara’da İlayda isimli bir çocuğumda olmuştu. İzmir’de çalışmayarak çocuğumu büyütmeye karar verdim ve bu kararımı uyguladım.

İskenderun’a nasıl geldiniz?

Beş yıl İzmir’de kaldıktan sonra yine eşimin işi gereği İskenderun’a geldik. Uzun bir süre çalışma ortamından uzak kalmıştım. Artık bende dayanamıyordum. Çalışmam lazımdı. Bu sırada gelen teklif üzerine bilmediğim bir konu olan otomotiv sektörüne girdim.  Tosyalı Hundai Assam firmasından gelen teklifi kabul ettim. Satış müdürü olarak çalışma hayatıma yeniden başladım. Bu bölgede ilk bayan bendim. Servis müdürlüğü derken burada iş hayatında da yeni şeyler öğrendim. Bir bayan için otomotiv sektörü zor bir sektör. Ancak benim Ankara’da büyümüş olmam, ağzımın iyi laf yapması, bu tecrübe ve rahatlık, siyasi altyapımın olması benim için büyük bir avantajdı.

Neden bir bayan için Otomotiv sektörü zor dediniz?

İnsanların bir bayanın otomotiv sektöründe işi ne, anlamaz gibi yaklaşımları sonucu zorluklar yaşadım. Örneğin bir defasında firmanın yetkilisi benim. İçeriye bir bey geldi. Bende kapıda hoş geldiniz, buyurun size yardımcı olabilir miyim dedim beni görmezlikten geldi ve içeriye geçti. Orada bulunan çalışana buranın yetilisi kim diye sordu. Benim olduğumu öğrenince şaşırdı. Çünkü bayanlar otomotivden anlamaz. Evet, burada benimle birlikte sektör bayan ile tanıştı. Zor oldu insanların alışması ama başardık. Şuanda otomotiv sektöründe yetkili bayanlar görev alıyor. Bu da bana mutluluk veriyor.

Otomotiv sektörünü niye bıraktınız?

Aslında alışmıştım. Ancak bir dönem kriz oldu, dolar yükselmiş ve araç fiyatları artmıştı. . Bunun üzerine işyeri sahibi başka iş yapmaya karar verdiğini , kapatmak veya isteyene devretmeyi düşündüğünü söylemesi üzerine bende bırakmak zorunda kaldım.?

Reklamcılık işi nasıl başladı?

Kendi işimi kurmak istiyordum. Bunu isterken İskenderun gibi bir yerde ne yapabilirim araştırmasına girdim. Yaptığım tespitlerde Reklamcılık sektörünün bu bölgede zayıf birkaç ajans var ama onlar zor ayakta duruyor. Büyük bir ihtiyaç olduğunu görünce bana da uygun diyerek kolları sıvadım.

 Neden reklamcılık?

Üretmek, farklı bir şeyler yapmak hoşuma gidiyor. Reklam kişiliğime de uygun. Masa başında oturacak bir insan değilim. Sıra dışı bir şeyler yapıp uğraşmak bana daha çok zevk veriyor. Bu işin  eğitimini almadım ,kendimi yetiştirmeye çalışıyorum. Reklam ve sigortacılık sektörü, geleceğin popüler sektörü. Zor elde edilen şeyler insanı daha mutlu eder. Biz aslında karşımızdaki kişiye hayal satıyoruz. Hayali bir resim çiziyoruz ve bunu karşıdaki kişiye anlatmaya beğendirmeye çalışıyoruz. Bu nedenle reklamcılığı seçtim ve sevdim.

Bölgede reklamcılık nasıl, insanların bakış açısı  ne düzeyde?

Kocaman bir sıfır. Reklamcılığın ne olduğunu reklamcılığın ne işe yaradığını, kişiye, kurumuna ne kazandırdığını oturup anlatıyoruz. Çünkü insanlar buna yabancı bilmiyor. Dört yıl oldu hale oturtamadım. Bu bölgedeki büyük kuruluşlara dahi reklam ajansı anlayışını benimsetemedik. Ajans ne hizmet verir bunla ilgili bilgileri yok. Türkiye çapında isim yapmış, yüksek ciroları olan birçok firma var. Ama bir reklam bütçeleri yok. Bunu gereksiz olarak görüyorlar. Yaptığımız ikili görüşmelerde Ülker, Arçelik, vestel gibi bir çok büyük firmanın da reklama ihtiyacı yok gibi görünse onlar belirli bir reklam payı ayırarak her türlü imkanlarda reklamları ile insanların karşısında diye müşteriye söylediğim de. ‘Onların parası çok ondan. Benim reklama ihtiyacım yok. Bana ne kazandırabilirsiniz ki ‘ cevabını veriyorlar. Bu insanı üzüyor.

Peki, Neden Bu düşüncedeler?

Türkiye’de söz sahibi bu firmaların asıl sebebi büyürken mantıklı profesyonel olarak büyümüyorlar. Profesyonel bazda büyümedikleri için, bakkal defteri tutarak, büyüdüklerinden yabancılar. Ancak çok şanslılar, bağlantıları çok güzel yapıyorlar ama henüz profesyonel düşünemiyorlar. Fabrikalarda tek yetkili sahibidir. Genel müdür almıyor, genel müdür alanlarda imza atma yetkisi dahi yok. Harcamaya yetkisi yok. Çocuğunu fabrikanın başına oturtanlar ona dahi yetkiyi kısıtlı vermişler. Fikir üretmede dahi çalışanlar bir yere kadar üretebilir. Bugün bölgede Elli firmadan üç tane belki profesyonel düşünce ile çalışan çıkar.

Dört yıldır bu işteyim dediniz. Hiç mi ilerleme olmadı?

Tabi ki oldu. Yeni yeni öğreniyorlar. Ama zamana ihtiyacımız var. Başka bir kentte iki kat çalışmanız gerekiyorsa. Burada beş kat mücadele etmeniz gerekiyor. Umutlu musunuz gelişmelerden derseniz. Evet. Umutluyum. Çünkü yeni gençlerimiz. Reklamcılık sektörüne daha çok önem veriyor. Onlara anlatabiliyorsunuz. Frekansınız aynı ve sizi anlayabiliyorlar.

Randevu almakta güçlük çekiyor musunuz?

Reklamcılık. Ve sigortacılık Türkiye’de çok zor iş ama geleceğin umut veren önemli iki sektörü. Reklam ve sigortacılık konularında randevu almaya kalktığınızda  zorlanıyorsunuz. Size ilgi göstermiyorlar. Ama çevredeki yaptığınız işler ve tanıdıklarınız ikili ilişkileriniz sayesinde bu kapıları açabiliyorsunuz.

Müşteri geliyor mu?

Kimi zaman müşteri geliyor. Gelen müşteri ben bu bölgede ilan vermek istiyorum diyor. Olur, nasıl bir şey istersiniz diye sorarak bir bütçeniz var mı sorusuna yok siz bir şeyler hazırlayın diye cevap veriyor. Böyle yaklaşıma nasıl cevap verebilirsiniz . Bütce olmadığı için Neye göre çalışacaksınız. Kime ulaşacaksınız. Bunları araştırıyorsunuz, Çalışıyorsunuz, hangi reklamla etkilenir. Bunları değerlendiriyorsunuz. Ona uygun bir konsepti vermeye çalışıyorsunuz. Reklamın potansiyelinin çok geniş olmasından en önemli konu reklam verecek olan kişi veya kuruluşun bütçesini önce ayarlaması lazım. Ona karar vermesi gerekir. Aksi taktirde zorluklar yaşıyoruz.

Reklamda başarının ölçüsü nedir?

Reklamda bir sınır yok. Tüketiciye nasıl ulaşacaksınız. Onun projesini çalışmasını yapmalısınız. Ürününüz hangi kesime hitap ediyor ona bakmak gerekiyor. İnsanlar devamlı reklamı değil satışlarının azaldığı, krizlerin yaşandığı dönemde düşünüyorlar. Bu yanlış reklam devamlı olmalı. Reklamın en iyi gözlemcileri değerlendirmeleri çocuklardır. Çıkın sahile bir parkta oturun çocuklarla sohbet edin. Mırıldandıkları şarkılar popüler şarkılar. Veya reklam müzikleri hangi reklamın daha etkin olduğunu size gösterecektir. En iyi reklamı çocuklar takip eder.

Reklamcılık sektöründeki bu sıkıntı nasıl aşılacak?

Babamın müfettiş olması nedeni ile Türkiye’nin dört bir yanını gezmiş bir insanım. İskenderun hep geriye gitmiş, ileriye gitmemiş. Kayıpları çok fazla. Normalde sanayi şehri olmaması lazım. Ama olmuş. Güzel bir turizm merkezi olabilir, Deniz, güneş, kumsal, dağ, oksijen, inanç turizmi var. Yani turizmin 50 nin üzerindeki çeşitliliğinin büyük kısmına burada rastlıyorsunuz.  bu özelliklere sahip sayılı kentler vardır. Ama değerlendirememişiz. Turisti buraya sokamıyorsunuz. Sahil devlet dairelerin binaları ile dolmuş. Bir organizasyon yapsanız. Misafir edecek 5 yıldızlı oteliniz. Yok. Hiçbir şeyi değerlendirememişiz.

Bana göre en büyük hata sivil toplum örgütleri, siyasetçiler, idarecilerin bir araya gelerek bir şey yapamamalarından kaynaklanıyor. Yapılacak çok güzel şeyler var. Ancak birliktelik yok. İnsanlar bencilleşti. Bölgeye yapılacak yatırım, güzellik bu yine burada yaşayan insanlara dönecektir. İmkanların değerlendirilememesi çok üzücü. GAP projesi bittiği zaman % 120 kapasite ile çalışan Mersin limanına ekstra bir şey gelemez. Gemiler bekleyecek. İskenderun da büyük bir limana sahipken. Niye değerlendiremiyoruz. Bunlar bir insanın yapabileceği iş değil. Ticaret odası başkanı, oda başkanları, işadamları, belediye başkanı, sivil toplum örgütleri, siyasetçilerin bir araya gelmesi gerekir. Evet, bunun için sanırım buradakiler bir lider arıyor. Liderleri yok, bütünleştirecek, sürükleyecek, başı çekecek bir insan lazım. Gaziantep bölge için en güzel örnektir. Sanırım herkesin dikkatini çekmiştir.

Gaziantep’i hangi açıdan örnek gösteriyorsunuz.?

Son on yıldır Gaziantep iki üç kat büyüyüp gelişti. Nasıl mı? Bakın siyasetçisinden esnafına, işadamına kadar herkes birlik ve beraberlik içerisinde tek yumruk olarak işleri başarıyorlar. Adana’yı da Hatay’ı da solladılar Türkiye’nin önemli bir ticaret, sanayi merkezi oldu. Bakın Ben bir iş görüşmesi için Gaziantep’e gittim. Ancak oradaki kişiler bana şunu söylediler. Biz işlerimizi dışarıdan gelenlere vermiyoruz. Böyle bir karar aldık. Ama bakın ki burada böyle değil. Öncelik kendi esnafınız, çalışanınız, işadamınız olmalı. Ne yazık ki yok.

İş hayatınızda yaşadığınız aklınıza gelince güldüğünüz bir anınız var mı ?

Çok var da. Evet, hemen aklıma geleni söyleyeyim. Burada reklam anlayışı el ilanı, yerel TV ve gazetelere reklam vermekten başka akla bir şey gelmiyor.  Biraz sıra dışı olalım renk katalım diye müşterime teklifte bulundum. Teklifte şuydu Planör ile el ilanlarını havadan atalım. Biraz daha dikkat çeker. Bana müşterinin yaklaşımı. Gülerek şöyle oldu ; ‘ Ben bundan iki sene önce bunu bir firma aynı şekilde yapmıştı. Küfür etmiştim.’ Bu olay üzerine çok şaşırmıştım. Benim için unutulmayan bir olay. Ama şu var ki Yeni nesil çok farklı.

Konuşmanızda iyi bir siyasi eğitim aldık dediniz anlatır mısınız?

Üniversite yıllarında siyasete girmiştim. DYP saflarında siyaset yapıyordum. Bizim dönemimizde siyaset yapmak üstelikte Süleyman Demirel’in genel başkanlığında kolay değildi. Bizler genel merkezin talimatı ile diksiyon dersi aldık, halka Kalabalığa karşı konuşma, mikrofon dersi aldık. Bu nedenle eğitimimiz altyapımız iyi. Şimdiki siyasette bunu göremiyorum. Bugünkü gençlikte alt yapı yok. Hiçbir şey yok. Ben Ankara da Görken Ergenekon, İsmet Sezgin gibi kurt siyasetçilerin arasında yetiştik. Onların aldığı eğitimi de biz alamadık. Siyasetin bir okulu yok. Günümüze bakıyorum gençlik komisyonları, bayrak taşıyan, yemeklerde kalabalık oluşturan insanlar oldular. Partinin ideolojisini dahi bilmiyorlar.

Bayanların İş hayatındaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çalışan bayan sayısı çok az. Gelişmek için çalışa bayanların sayısı artmalı. Çalışan iş kadını olarak bakacaksanız. Bir elin parmakları kadar az diyebileceğim sayıda çalışan işkadını var. Türk toplumunda kadın yapısına göre beylerin kadınların çalışmasına sıcak bakmıyor. Kadının yeri evidir, çocuklarının yanıdır deniliyor. Yeni nesil üniversite ile lirlikte ekonomik özgürlüğünü eline almak istiyor. Bu durumda çalışan kadın sayısı artış gösterecektir. Ben sekiz yıldır buradayım ve kendimi zor kabul ettirebildim. Benim altyapımın olmasına rağmen ben çok zorlandım. Kadınsın diyorlar ciddiye almıyorlar. O gözle bakıyorlar. Elinin hamuru ile erkek işinde ne işin var. Bunu bana işadamları söylüyor. En büyük eleştiri ise. Her yere girip çıkıyorum. İnsanlarla sohbet ediyorum. Diye geliyor. Ama düşünün ki her iş adamı gezer. Arkadaşlarını ziyaret eder, firmaları dolaşır. Onlar ziyaret edince problem yok, siz edince problem çok. Sen niye çıkıp geliyorsun. Deniliyor. Kadını çalışma hayatında erkek ile aynı kategoriye koyamıyoruz.

Çalışmak zorunda mısınız dersem bana ne söylersiniz?

Bakın ben dört kardeşten biriyim. Babamız bizi zor şartlarda okuttu. Bana yapılan bu kadar yatırım karşısında benim çalışmam ülkeme, aileme ihanet olur. Bu emeğin yatırımın karşılığını vermek zorundayım. Eğer çalışmayacaksam,  mücadele etmeyeceksem niye üniversite okudum. Okumanı amacı sadece diploma olmamalı. Bir erkek her koşulda çalışır. Ama kadının muhakkak okuması lazım. Okuyup ekonomik bağımsızlığı elinize almanız lazım. Bunu alınca kendi, özgüveninizi kazanırsınız. Bütün gün evde oturup İskenderun da ne yapabilirsiniz. Günlere gidip mağaza mağaza gezerek alışveriş yapmak bana göre veya okumuş bayanlara göre değil diye düşünüyorum. İskenderun bu konuda kadını ve erkeği ile kendini geliştirmemiş. Bugün en fazla satışı olan ulusal bir gazetenin Hatay’da ki trajı on bin, kitap alınmıyor, gazete okunmuyor, haber izlenmiyor, insanlar merak etmiyor. Böyle bir duyarsızlık olmaz. İskenderun da iki kitapçı var onlarda kapatmak üzere.

Önemli sayabildiğiniz projeniz var mı ?

Reklamcılık sektörü zor gidiyor. Buna destek olsun insanlara bir noktada hizmet olsun düşüncesi çerçevesinde büyük bir organizasyon işine girdik. İnsanlara bir şeyler vereceksiniz ki alabilseniz. Hatay’a gelmemiş Anadolu Ateşi’ni getirmek üzere dört ay çalışma yaptım. Çünkü büyük bir iş ve bütçe gerektiriyor. Bunun hesabını ve anlaşmasını yaparak getirmeyi başardım. Eylül ayında Atatürk Anıtı’nda sahne alacaklar. Bu ilk olmayacak. Bunun için dahi çeşitli kesimlerden tepki aldım. Ne gereği var. Niye riske giriyorsun. Çoğu kişi gördü diye tepkiler de var. Ama bunun karşısında taktir eden insanda çok.

Evet, Nur Hanım gerçekten hoş ve güzel bir sohbet oldu. Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Sektörünüzde başarılı olmanızı daha güzel işlere imza atmanızı temenni ediyorum.

Ufuk AKTUĞ

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Pegem Akademi - İskenderun