Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

KİAD ve İskenderun Ekonomisi

İskenderun, sivil toplum örgütleri bakımından çok zengin bir kent. Hemen her alanda birden çok dernek veya oda faaliyet gösteriyor. Bunlardan biri de kısa adı KİAD olan Körfez İşadamları Derneği. 2002 yılında birkaç girişimci tarafından kurulan bir dernek. Derneğin kuruluş amacını ve faaliyetlerini, geleceğe yönelik hedeflerini ve İskenderun’un gelişmesine yönelik hazırladıkları kurtuluş reçetesini Başkan Mehmet Tamer Eker ile konuştu.

            Sayın Başkan, sohbetimize, KİAD’ın tarihçesinden söz ederek başlayalım.  KİAD ne zaman kuruldu ve bağlı bulunduğu bir kuruluş var mı?

Eker: Öncelikle iş hayatında bulunanlara kentimizin işadamlarına hayırlı gün ve işler idileriz . Derneğimiz adına yönelteceğiniz sorulara şahsım olarak elimden geldiğince cevap vereceğim. KİAD, 2002 yılında kurulmuş bir STK, yani sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz, kısa adı GÜNSİAF olan Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Federasyonu üyesi olup, aynı zamanda toplamda 9500 üyenin ve 124 dernekten oluşan TUSKON (Türkiye Sanayici ve İşadamları Konfederasyonu) üyesidir.

Derneğinizin üye sayısı ve ana gayesi nedir?

Eker: Üye sayımız şu anda 42 dir. Derneğimizin amacı: Bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlamak üye ve işadamlarına ufuk açmak. Doğal olarak onların teknoloji, sermaye, fikir alış-verişi ve koordinasyonunu sağlayarak daha ileri bir düzeye ulaşmalarına yardımcı olmaktır.

Bugüne kadar neler yaptınız? Bunu sorarken, İskenderun’un ekonomisini canlandırmak adına olacak.

Eker: Son bir yıl içinde İskenderun için yaptığımız faaliyetler: İskenderun’un bir sahil şehri olması nedeniyle balıkçılıktan ciddi bir gelir elde edilmesi, bunun bir sektör haline gelmesi için Denizde Kafes Balıkçılığı projesini bu dalın uzmanlarıyla Su Ürünleri Kooperatifi üyelerine ve dernek üyelerimize proje olarak sunduk. Ciddi olarak bu işi düşünen müteşebbislere rehberlik hizmeti verdik. Şu anda yatırım çalışmaları devam ediyor. Yakın bir gelecekte bu bölgenin kafes balıkçılığının önemli bir merkezi haline geleceğini şimdiden söyleyebiliriz. İskenderun’un sanayi ve üretim şehri olması nedeniyle TUSKON’un organize etmiş olduğu 8-9 Mayıs Türkiye-Afrika ve 17-18 Eylül Türkiye-Avrasya dış ticaret köprüsü adı altında yapılan organizasyonlarda o ülkelerden gelen işadamları ile bölgemiz işadamlarını buluşturduk. Hatta Afrika’dan gelen işadamlarını İskenderun ve çevre illerde iş ziyaretleri ve görüşmeleri yaptırdık. Yine Avrasya programına gelen Rus işadamlarının İstanbul’dan sonra Gaziantep’te de iş adamlarımızla görüşmelerini sağladık. Bölgemizdeki işadamları ile karşılıklı iş görüşmeleri yaptırdık.

İskenderun’da İSSİAD, İSGİAD gibi dernekler varken, KİAD’ı kurmanızdaki amacınız nedir? Bu derneklere bir alternatif olarak değerlendirebilir miyiz?

Eker: İskenderun ve bölgesi nüfus olarak ekonomik ve sanayi olarak oldukça kalabalık ve yoğun bir şehir. Bu sebeple iş hayatı derneklerinin,  STK’ların fazla sayıda olması gayet doğaldır. Bu çok sesliliğin, İskenderun olarak sesimizin gür çıkmasına katkıda bulunacağını düşünüyoruz. Bölge ekonomisine katkı sağlaması için proje sayısının artmasına, ufkun genişlemesine fayda sağlayacağını düşünüyoruz. Bu nedenle kendimizi diğer STK’lara alternatif olarak görmedik ve görmüyoruz. Bölge menfaati için diğer STK’lar ile beraber ortak projeler üretmek ve bunları hayata geçirmeye her zaman hazırız.

Dernek olarak İskenderun’da gördüğünüz ve çözüm öncelikli sorunlar nelerdir? Sizce söz ettiğiniz sorunların çözümü nasıl olur?

Eker: İskenderun’un sorunları deyince aklımıza herkesin de malumu olan limanın özelleşmesi, İskenderun kampusu inşaatının bir an önce inşaatının başlatılması ve bir an önce hayata geçirilmesi, kamu kurumlarının başka bölgelere alınması, çevre yolunun İskenderun sanayi sitesine bağlanması projesi ve turizm sayılabilir. Coğrafik olarak dar bir alanda yerleşen şehrimize mevcut alanların ıslahı ve yeni alanlar oluşturulması da belirlediğimiz sorunlar arasındadır. Çözüm için federasyon olarak Ankara’da Sanayi ve Ticaret ile Bayındırlık bakanlarıyla görüşmelerde bulunduk. Görüşme öncesinde İskenderun Limanı Müdürlüğü’ne yapılan ziyarette limanın bir an önce değerini en yüksek seviyede tutarak özelleşmesini veya özelleşmeyecekse realize edilip İskenderun’a kazandırılmasını ve halkımızın atıl durumdaki işletmenin faaliyete geçirilmesi isteklerini bu makamlarla olan görüşmemizde güçlü bir şekilde dile getirdik. Kampus meselesinde ise milletvekilleri ile olan görüşmelerimizde daha bir gayret göstermelerini beklediğimizi her fırsatta dile getirdik. Son zamanlardaki gelişmelerden STK’ ların ve kamu ve özel kuruluşların bu amaç doğrultusunda gösterdikleri gayretlerin netice vermeye başladığını memnuniyetle görmekteyiz.

Hatay’ın teşvik kapsamına alınmaması bir dezavantaj mı? Bazı ekonomistler hükümetin uyguladığı teşvik politikasını eleştirerek, teşvikin  sektörel bazda uygulanması gerektiği üzerinde fikir yürütüyor. Sizin değerlendirmeniz ne olacak?

Eker: Hatay’ın teşvik kapsamına alınmaması ilin ve ilçelerin gelişmesine olumsuz etki ettiği şüphesizdir. Aynı yatırımı komşu ilde teşvikle yapabileceğini gören ve alan sıkıntısının da daha az olacağını düşünen müteşebbis ister istemez yatırımını o bölgeye yapıyor. Hükümetin uygulamış olduğu teşvik politikasının sektörleri kapsayacak şekilde olmasının gerektiğine inanıyorum. Mesela sanayi gelişmesinin güç olduğu bölgelerde gelişmeye müsait alan hangisi ise (tarım, hayvancılık, turizm gibi) bu alanlarda teşvik verilmelidir. Sanayinin gelişmiş olduğu yerlerde katma değeri az olan sektörlere teşvikin  verilmesi pek mantıklı değildir.

Kısa bir süre sonra faaliyete girecek olan 2. Organize Sanayi Bölgesi mevcut sorunların çözülmesine yeterli olacak mı?

Eker: Yakın zamanlarda kurulacak olan 2. OSB (Organize Sanayi Bölgesi)’nin İskenderun’un alan sıkıntısını tamamen çözeceğini düşünmüyoruz. 2. OSB’de, arza karşılık talebin çok fazla olması alan sıkıntısının olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Bu da yatırımcının başka OSB’lere yönelmesine neden oluyor. Yatırımcının burada kalması ve yenilerinin de gelmesi için hem onlara uygun imkanların sağlanması hem de doğabilecek sorunların giderilmesi için çaba sarf edilmesinde buradaki STK’ ların, siyasetçilerin, bürokratların, kısacası bütün halkın sağduyu ile birlik ve beraberlik içerisinde tek yürek ve tek vücut olarak İskenderun’umuzun gelişmesi adına lobiciliği beraberce yapmalıyız.

Bu arada İskenderun çevre yolunun İskenderun sanayi sitesine bağlanması projesinin biran önce hayata geçirilmesi ve bunun da İskenderun sanayi sitesi ve kobileri için hayati katkı sağlayacağına inanıyoruz.

İSDEMİR’in 2008 yılında yassı üretime geçmesi bölgeyi nasıl etkileyecek?

Eker: İSDEMİR’in özelleşmesinin bu bölge için  büyük bir şans olarak görüyorum. Çok büyük yatırımlara imza atıyorlar. 2008 yılında yassı üretime geçmesi beklenen İSDEMİR’in yan sanayi kuruluşlarına ev sahipliği yapacağı bu nedenle de bölgede ekonominin ve gelirin artacağı, istihdamın maksimum seviyeye çıkacağı, işsizliğin azalacağı ve pozitif yönde bölgeye katkı sağlayacağına inanıyorum.

Sohbetimizin sonunda ortaya koyduğunuz görüşlere siz neler ekleyeceksiniz?

Eker: Son olarak iş adamları sıfatıyla veya bu bölgede yaşayan bir vatandaş olarak ülkenin ve bölgemizin kalkınması için çok çalışmamızın, az veya çok demeyip istihdam sağlamamızın, elde edilen gelirlerden de ülkenin kalkınmasında temel taşlardan biri olan eğitim-öğretime pay ayrılması gerektiğini, bu şekilde de ülkenin kısa zamanda kalkınıp güçlü bir devlet olacağını düşünüyorum.

Böyle bir fırsatı da bana verdiğiniz için şahsınızda İskenderun.org’ a en derin şükranlarımı sunarım. Kentimizde teknolojiyi takip ederek ilk kez internet haberciliğiyle İskenderun basınına ayrı bir renk ve heyecan kattınız. Bundan dolayı sizleri de kutlarken, başarılarınızın da devamını diliyorum.

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Doğru Cevap