Palmiye Hastanesi Ramazan Bayramı  

 
Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

50 Yılını Gemilerin Üzerinde Tespit Yaparak Geçirdi

Dünyanın dev şirketlerinden LLOYD’s sigorta şirketinin İskenderun şubesinde 50 yılı aşkın süre çalışarak hizmet veren ve başka bayan örneği bulunmayan Hınd Koba ile konuştuk. Körfezdeki gemi trafiği nedeni ile günde on iki saat çalışan, işleri yetiştiremediği için evine götürüp sabahladığı günleri anlatan Bayan Hınd Koba, hazırladığı her rapor için gemilere çıktığını bir bayan olarak zaman zaman insanların görünce şaşırdığını anlattı. İngiltere kraliyet ailesinden liyakat madalyası ile ödüllendirilmiş Hınd Koba, 50 yıllık mesleki hayatının yoğunluğundan evlenmeyi bile unuttuğunu anlattı. 40'lı yılların İskenderun’u ile bugünü anlatırken duygulu anlar yaşadı. Koba, İskenderun’un dünü, bugününün güzelliklerle dolu olduğunu, yarınlarının da aynı güzellikte olacağına inandığını söyledi.

Hınd Koba’nın kendisini tanıtması ile sohbetimize başlamak istiyorum.

İskenderun’da 1926 yılında doğdum. Çiftçilik ile uğraşan bir ailenin altı çocuğundan en küçüklerindenim. İlkokulu İskenderun’da okudum. Şuan ki 5 Temmuz İlköğretim Okulunun arka kısmındaki binasında liseyi tamamladım. O zaman bu liseye Biritish High School deniyordu. Daha sonra kolej okumak üzere Beyrut’a gittim ve eğitimimi tamamladım.

Yabancı dil ve eğitiminiz konusunda bilgi verir misiniz?

Kolejde okuduğum için İngilizce olarak on parmak daktilo kullanabiliyorum. İngilizce, Fransızca, Arapça ve Türkçe biliyorum.

İş hayatına nasıl başladınız?

Beyrut’tan gelince Catoni firması bünyesinde yürütülen LLOYD’S sigorta şirketinde çalışmaya başladım. Catoni firmasında daktilo kullanmasını bilen yabancı dili olan bir elemana ihtiyaçları vardı. Ailece görüştüğümüz için ailemin izni alınarak. Ben işe başladım. Israrcı bir tutum içerisinde çalışmamı istediler. Çünkü o zamanlar daktilo ve yabancı dil bilen iş yapabilecek kalifiyeli insan yoktu. Benim böylece iş hayatım başlamış oldu.

O dönemlerde İskenderun’da az firma vardı. Catoni firması da acente okulu gibiydi. Bu firmada çalışmak ayrıcalıktı. Gemi trafiği fazla olduğu için eleman sıkıntısı çekiliyor. İhtiyaçlarda Catoni’de yetiştiriliyordu.

İşi öğrenmeniz zor olmadı mı?

Zaten işe hemen başla dediklerinde gemi ve sigortacılık hakkında hiç bir şey bilmiyorum beni l ay denersiniz dedim ve öyle işe başladım. Sonra bir baktım ki,50 yıl olmuş.

Sigorta işinde ne ile uğraşırdınız?

Dünya genelinde tanınan bilinen Lloyds şirketinin sigortaladığı gemiler ile ilgili hasar zarar ziyan tespiti yapardım. Bu çalıştığım şirketin dünyanın dört bir yanında temsilcileri vardı. Catoni’nin bünyesinde İskenderun’da bulunan bu şirkette çalıştığım için bölgede çalışmaları ben yapardım. Bizim hazırladığımız raporlar çok önemlidir.

Örneğin Irak yolu açıkken Irak a giden mallar İskenderun’dan geçerdi. Her gelen gemiye çıkardım mal hasar tespiti yapardım ve raporu yazardım. Bu hasar meselesi bazen malda değil gemide olurdu. Sedat Kaptan isimli bir kaptanımız vardı. Sedat Kaptan ile gemi hasarlarını tespit yapardık.

Gemiye sizde mi giderdiniz?

Evet, her tutulacak rapor için bende gemiye giderdim. Gemiye çıkar kendi gözümle malları gemiyi görüp incelemem gerekirdi. Çünkü raporu yazan bendim. Görmeden duymayla rapor yazılmaz. Ben yazmazdım.

Gemide o dönemlerde bir bayanı gördüklerinde şaşırmazlar mıydı?

Tabi ki şaşırırlardı. Benim orada hasar tespiti yapmam. Önceleri onlara tuhaf gelirdi. Bana,” Bir bayanın gemilerde ne işi var. Git yazıhanede otur. Bir gün bu gemiden düşeceksin. Erkek çalışanları gönder notları alsınlar, incelesinler sende raporunu yazarsın.” Derlerdi Ben yinede kabul etmezdim. Kendim incelememi yapardım. Gece gündüz bu nedenle çok çalıştım. Ama zamanla insanlar bana alıştı.

Bu sigortacılıkta yaşadığınız ilginç bir anınız var mı?

Oooooo çok anılarım varda hangi birisini anlatsam.

Aklıma şuanda gelen; Vehbi koç’un Lloyd’s kısmında sigorta işi vardı. Bunun çözülmesi gerekiyordu. Bende bu sorunu çözüp raporu yazmak için kaldım. İngilizce on parmak daktilo kullanan birsiyim ilk kez on parmak İngilizce daktilo ile Türkçe rapor hazırladım. Bunun için gece geç saatlere kadar çalıştım. Eve de geç saatte gittim. Bu gecikmemden dolayı annem bana çok kızmıştı. Artık dayanacak gücü kalmamış ki bana bir daha işe gitmeyeceksin dedi. Bunun üzerine Catoni de umum müdürü Balic Catoni annemle konuşarak bir daha geç olmaz dedi ama. Ne sekizler, nede on ikiler çok çalıştım.

Birde Fahri konsolosluk göreviniz var. Ondan bahseder misiniz?

İngiltere, Fransa,  fahri konsolosluğu görevlerini yaptım. İskenderun Adana, Gazinatep Çukurova ve Güneydoğu bölgesinden sorumlu fahri konsolos olarak görev yapıyordum. Adana da, mersin’de İngiliz, İtalyan, Fransız uyruklu gelen vatandaşların bir problemi odlumu, bir şeye ihtiyaçları oldu mu? Beni bulurlardı. Polislerde yabancılarla ilgili bir sorun olduğunda bana ulaşır birlikte çözerdik. Çok fedakârlık isteyen bir görev çünkü bu işi karşılıksız özveri ile yapmaktasınız.

Bıraktınız mı şuanda fahri konsolosluk görevi sürüyor mu?

1920 yılında Jozef Catoni İngiltere fahri konsolosu oldu. Çok çalışmış. 1956 yılında da görevi joys aldı.  joys çok yoğundu işe bakmadı. Bana görev verdi. Ben baktım. Maksel Balic Hollanda ve Fransa’nın fahri konsolosu (Catoni’nin umum müdürü ) onun yerinede ben baktım. Üç konsolosluğa yıllarca baktım. Ancak bir süre sonra üçü birden ağır olduğu için Lyonel Makzume’ye Ankara’ya giderek Fransa ve Hollanda fahri konsolosluğunu devrettim. Sadece İngiltere Fahri konsolosluğu görevini yürüttüm. Bu görevimden dolayı üstün hizmet ödülü olan İngiltere Kraliçesi tarafından Liyakat madalyası ile ödüllendirildim. Konsolosluk görevi iki yıl önce kapandı.

Evlendiniz mi?

Evlilik olmadı. İşlerim yoğundu. Beyrut’ta meslekte görev yapanların onuruna Avrupa yıllık olağan toplantısında bir araya gelinmişti. Bu gecede bana mesleğimde 45 yılımı doldurduğum için ödül verildi. Ödül verirken Jonathan burada konuşurken, o kadar yoğun ve çok çalışıyordu ki evlenmeyi unuttu dedi. Doğruydu. .Günde on iki saat çalıştığım çok oldu. Bisküvi, süt masamıza koyardık öğlen yemeğinde onu yerdik. Özellikle Irak transiti buradan giderken çok yoğunduk. Harp çıktığı zaman her gemide hasarlar çıkardı. O zamanda hasardan dolayı yoğunluk olurdu. Ve eve işleri götürür birde evde hazırlardım. Sabah raporlar hazır olduğu için ofise uğrar uğramaz limana gemiye göreve çıkardım. Ben gözümle görmediğim bir malın, hasarın tespitin yazamazdım. Başkasının gözü ile yazamam. Mesleğimi çok seviyordum severek gemiye çıkardım.

Sizin gibi böyle gemilerde çalışan bir bayan var mı?

Türkiye’de gemicilik işinde aktif olarak çalışmış olan vardır. Ama 50 yıl çalışan bir bayan zannetmiyoruz yoktur. Aralıksız çalışmış bir insan yoktur.

Evlenmek için karşınıza teklif ile çıkan olmadı mı?

Olmaz olur mu? Çevremde ve oturduğumuz yerlerde hatta Beyrut tan bir çok kişi benimle evlenmek için çok uğraştı. Taliplim çok oldu. Ama ben işimi çok sevdiğim için işimden kopmamak için evlilik tekliflerini geri çevirdim. Hiçbirini kabul etmedim. Değerlendirme gibi bir düşünce içerisine dahi girmedim.

İngiltere Kraliçesinden liyakat madalyası aldım dediniz. O ödül nasıl oldu?

Bir gün çalışıyorum. İngiltere’nin Ankara elçiliğinden geldi. Kraliçe liyakat ödülü verecek. Bu ödüle layık görüldünüz dediler. Çok şaşırmıştım. Çünkü bu ödül sayılı kişilere ve çok özel kişilere layık görülürdü. Bende bunlardan birisi olmamın gururunu yaşadım.

22 Eylül 1986 ‘da Ankara’ya gittim ve İngiltere elçisi Mark Rasil elinden elçilikte aldım. Düzenlenen törenle aldım. 4 yıl sonra kraliçe beni İngiltere’ye davet etti, Sen Peater Kilisesi’nde bütün ödül alanlar toplanmıştı. Düzenlenen törende Türkiye’den tek ödül alan bendim.

İskenderun o zamanlar nasıldı?

İskenderun 50 yıl öncesi küçük şirin, herkes birbirini tanırdı. Şimdi büyüdü şehir oldu Ama o günkü yaşam daha sakin emniyette ve güzeldi. Herkes birbirini tanıyor bir aile gibiydi. Şimdi, Bulvarların oluşumu, temizliği yolların düzenlenmesi, astsubay orduevinin kaldırılması güzel gelişmeler.

Yaşadınız o günlerden özlediğiniz bir şey var mı?

İskenderun’un bugünleri de çok güzel. Ama benim en çok özlediğim. Burnumda tüten işimdir. İşimi çalışmayı özlüyorum.

İskenderun ‘a eskiden çok gemi geliyordu şimdi az, siz ne söylemek istersiniz?

Körfezdeki gemi trafiği eskiden çok fazla deniyordu. Hâlbuki sadece İskenderun halkı ve limanı faydalanıyordu. Şimdi potansiyel dağıldı. Denizciler, Payas, Dörtyol Ceyhan yumurtalık gibi bölgelere de dağılınca azaldı. Bugün İskenderun Körfez olarak baktığınızda gemi trafiği artmıştır.

Boş zamanlarınızda neler yapardınız?

Boş zamanım olmaz gibiydi. İzine dahi iki yılda bir ayrılabilirdim. Onda da gezmeyi çok sevdiğimden ABD ‘ye İngiltere’ye, İtalya ya giderdim. Gitar çalmayı severim. Kilisede çalardım. Kitap çok okur aynı zamanda resimleri çok severdim. Şimdi yaş ilerleyince fazla dışarıya da çıkmıyorum.

Beyrut’ta eğitim aldınız. Oradaki savaş ile ilgili bir şey söylemek ister misiniz?

Orta doğuda olanlardan hiçbir şey anlamıyorum. Üzülüyorum, neden böyle oluyor. Savaş olunca boşu boşuna insanlar ölüyor. Bir şey söyleyemiyorum çünkü neden savaş anlayamıyorum. Anlam veremiyorum. Barış içinde yaşamak en güzel yaşama şekli.

Bayan Hınd Koba sağlık probleminizin de bulunduğu bir sırada sohbetimiz için zaman ayırdınız. Size teşekkür ediyorum. Aynı zamanda Bizim sizinle görüşmemizi sağlayan zaman ayıran değerli Catoni şirketi sorumlu müdürü Mahmut Zeytinoğlu’na da teşekkür ediyorum.

UFUK AKTUĞ

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Pegem
Pegem
Ercan Gida