Palmiye Hastanesi Ramazan Bayramı  

 
Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

İskenderun'un Gerilemesinde İl Faktörü Etken

            Yıllardır bankacılık sektöründe idarecilik yapan Fatin Bereketoğlu ile başta bankacılık olmak üzere, İskenderun’da yaşanan birçok sorunları irdeledik. Açtığı şirketle uluslar arası firmalara danışmanlık yapan Bereketoğlu ile yaptığımız bu sohbette, birçok kişinin konuşamadığını konuştu.

İskenderun Org: Sayın Bereketoğlu, siz yıllardır bankalarda müdürlük görevinde bulundunuz. İskenderun’da banka şubelerinin çokluğunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bereketoğlu: Bankalar için cazip şehirlerden biridir İskenderun. Çünkü kentimizde aynı anda birçok sektör faaliyet göstermektedir. Liman dolayısıyla taşımacılık, demir çelik sektörü, kömür, otomotiv yan sanayi(Filtre sektörü), tarım ve hayvancılık, ticaret, bunların başlıcalarıdır. Bu kadar faaliyetin bir arada olduğu bir şehir elbette ki bankacılar için oldukça caziptir ve cazip olmaya da devam edecektir. Yakında burada henüz şubeleri bulunmayan bankaların da birer birer şube açtıklarına beraberce tanık olacağız. Ancak bu artışın yanı sıra İskenderun’daki bankalar için önemli bir olumsuzluk da oluşmuştur. Bu da şubelerin yetkisizliğidir. Hemen yanı başımızdaki Adana şubeleri’ne verilen yetkiler ve tanınan imkânlar maalesef ki İskenderun şubelerine tanınmamakta ve bu durum şubelerin ellerini bağlamaktadır. İskenderun’daki bankalar tamamen İskenderunlulardan para toplayıp, bireysel ve mevduatçı Şubeler konumuna getirilmişlerdir. Dolayısıyla tüccar, sanayici gibi ticari faaliyetleri olan firmalara İskenderun’daki şubeler yanıt verememekte, bu tür firmalar projelerini bankaların Adana Şubeleriyle gerçekleştirebilmektedirler.

İskenderun Org: İşsizliğin olduğu ve yatırımların bulunmadığı bir kentte bankacılık sektörünün yaygınlaşması bir tezat değil mi?

Bereketoğlu: Buradaki şubeler, insanların bireysel birikimlerini değerlendirmek üzere genelde tali şubeler konumundadır. Aktif firmaların da tamamına yakını Adana Şubeleriyle çalışmaktadırlar. İskenderun’daki işsizlik oranı da Türkiye’nin İşsizlik ortalamasının üzerinde olmadığı için İskenderun’daki işsizliğin bankaların buraya bakış açısını çok değiştirmemektedir. Ancak İskenderun esnafı ve zanaatkârı, kentimizde sanayici, yatırımcı ve tüccar olarak faaliyet gösteren kesimden yeterli payı alamamaktadır. Çünkü banka ihtiyacını Adana’dan karşılayan bu kesim, maalesef alışveriş ihtiyaçlarını da Adana’dan karşılama alışkanlığını edinmiştir. Tabi bu durum banka genel müdürlükleri gözünde İskenderun’un vilayet olmaması ve daha halen ilçe olarak görünmesi nedeniyle, açtıkları şubeleri de yetki anlamında kısıtlamalarından kaynaklanmaktadır. Yatırımcı, sanayici, tüccar yetkili şubelerle çalışmak için Adana’ya kanalize oldular. Güney Bölgesinin en büyük şehri Adana havaalanının avantajını da kullanarak açtığı mega alışveriş merkezleri ile zaten Adana bankalarında işi olan veya havaalanına gidip gelen işadamlarını o günden beri aileleriyle birlikte Adana’nın mega alışveriş merkezlerine de çekmeyi bilmiştir. Bu zincirin halkaları gibidir. Bankaların İskenderun Şubelerinin yetkilerinin kısıtlanması dolaylı olarak İskenderun esnafını da etkilemiş ve işi azalan esnaf dolayısıyla istihdamını en aza indirmiştir. Bu durum son dönemlerde işsizliği tarihinde olmadığı kadar arttırmıştır. Ama bu işsizlik oranı da ancak Türkiye’nin ortalama oranlarını ulaşmıştır. Eski dönemlerde İskenderun’da işsizlik oranı Türkiye ortalamasının oldukça altında seyrederdi. Şu anki tablo 2 nedene bağlıdır. Bu da İskenderun vilayet olamaması ve bankaların İskenderun’u diğer ilçeler gibi görüp kurumsal anlamda yetkisiz şube açmalarıdır.

İskenderun Org: Bir ekonomist gözüyle İskenderun’un gerilemesini neye bağlıyorsunuz?

Bereketoğlu: Kentin gelişmesi için yapılacak en önemli etkenleri sırasıyla şöyle belirtebilirim. İskenderun’un vilayet yapılması. Ya İskenderun’daki mevcut havaalanının bazı istimlâklerle geliştirilip hava trafiğine açılması, ya da Topboğazı mevkiine, itirazlara rağmen kurulan havaalanının bir an önce faaliyete geçirilmesi. Mevcut Banka Şubelerinin ve yeni açılacak Şubelerin Kurumsal yetkili Banka Şubeleri olmasının sağlanması.

Yukarıda belirttiğim hususlar gerçekleşirse, zaten yatırım bakımından kısa sürede İsdemir’in yassı mamule geçmesiyle, bu sektörün yan kuruluşları mecburen şehrimizde mantar gibi yatırım yapmak zorunda kalacaklarından, İskenderun’un işsizlik diye sorunu kalmaz, yetkili bankalar ve valilik kadrosunun da İskenderun’da oluşmasıyla, işadamlarımız da komşu vilayetlere gitmez, bu sayede esnafın da yüzü güler.

İskenderun Org: Hatay’ın gelirinin yaklaşık yüzde 70’ni karşılayan İskenderun, bütçeden hak ettiğini alabiliyor mu?

Bereketoğlu: Kesinlikle alamadığı gibi, bir de cezalandırılmaktayız. Size Antakya-İskenderun çekişmesine çok çarpıcı bir olayı örnek olarak vereceğim. EGS Bank İskenderun şubesini (Yetkili kurumsal şube idi) ben Şube müdürü olarak açma aşamasında, şubenin açılışını yapmak üzere o zamanın Valisine hem davetiyesini vermek hem de açılışı kendisinin yaparak bizi onurlandırmasını rica etmek üzere ziyaretine gittim. Ancak aldığım çok garip yanıtla hayretlere düştüm. Hatay’ın Valisi bana Antakya’da Şubesi olmayan bankaların etkinliklerine katılmadığını söyledi. Bana neden Antakya yerine İskenderun’u tercih ettiğimizin de hesabını sordu. Buradan şu kanıyı edindim. İskenderun’un Vilayet olmasını, bütçeden hakkına düşeni almasını Antakya’nın hamiliğini yapan bazı Valiler de engellemişlerdir maalesef. Bu nedenledir ki İskenderun, bütçeden hakkını alamaz ve Vilayet olamaz. Bu nedenledir ki mevcut havaalanımız atıl duruma düşürülüp hiç de uygun olmayan Topboğazı mevkiine havaalanı yapılır, üniversite kampusu buradan alınır. Çünkü Devletin en yetkili ağzı olan bazı Valilerin İskenderun’a hakkını vermediğine o dönemin Valisinin yaklaşımından anlamaktayız. Tabi İskenderunlular belki 60 km uzaklarında bulunan Valimize ne derece yakınlaşmaktadırlar ve İskenderun’u iyice izah etme fırsatı bulmaktadırlar bilinmez ama Antakyalı kulisçilerin Vali üzerinde çok etkili oldukları da ortadadır. Bu nedenle İskenderunluların başta Valilerine sahip çıkıp ve yakın olup İskenderun’a daha fazla sahip çıkılmasını sağlamaları lazımdır. Artık her ortamda lobicilik çok büyük etkendir. Bundan da faydalanmamız lazım. Oyunu kurallarına göre oynamak lazım.

İskenderun Org: Gerek merkezi ve gerekse yerel iktidarlar kentin gelişmesi için yeterli derecede etkin uğraş veriyor mu?

         Bereketoğlu: İşte bu noktada kentin gelişmesi için yerel yönetimlerden, iktidarlardan ve mülki amirlerden gelecek olumlu yaklaşım, merkez iktidarları harekete geçirebilecektir. Bu rüzgârı arkamıza alabilirsek İskenderun’un gelişmesi kaçınılmazdır. Zaten stratejik önemi dolayısıyla mevcut yatırımlarının artması kaçınılmaz olan şehrimiz, eğer yerel yönetimleri ve tüm Hatay vekillerini arkasına alırsa İskenderun için düşünülen olumlu gelişmeler (Vilayet olma gibi) bir bir gerçekleşir.

İskenderun Org: Sizce İskenderun’un geleceğini nasıl buluyorsunuz?

Bereketoğlu: İskenderun’un çok yakın geleceği oldukça parlak görünmektedir. Yassı ürünlerle ilgili yan sanayi yatırımları Şehrimizi adeta sarhoş edecektir. 2. Organize Sanayi Bölgesi de çok kısa süre de faaliyete geçecektir. Bundan sonra iş Vilayet olmak ve Kurumsal Yetkili Banka Şubeleri diye 2 maddeye kalmaktadır. İskenderun’u vilayet yapacak siyasi kişi veya her kim olursa olsun İskenderun’un Atatürk’ü olarak tarihe geçecektir.

İskenderun Org: Size göre İskenderun’un kimliği ne olmalıydı? Yani sanayi, turizm veya tarım mı olmalı? Bundan sonra yeni bir kimlik kazanabilir mi?

Bereketoğlu: İskenderun’un kimliği artık bu saatten sonra değişemez. Sanayi ve ticaret kentidir. Ama benim gönlümden geçen de keşke bu sanayi yatırımları (İSDEMİR v.s) yapılmadan önce bu kenti bir turizm şehri yapabilseydik.

         İskenderun Org: Sizin bakış açınız, bilgi ve birikiminizle İskenderun il olur mu?

Bereketoğlu: Evet İskenderun il olur ve olmak zorunda. Geçenlerde gazetelerde çıkan bir haberde Maliye Bakanlığı verilerine göre Hatay toplanan vergilere göre kendine yeten 19 vilayetten biri konumundadır. Hatay bu başarısını ağırlıklı (% 60) İskenderun’dan sağlamaktadır. Tabiî ki hiçbir vilayet bu kadar verimli bir ilçeyi kaybetmek istemez. Yani Hiçbir Hataylı İskenderun’un vilayet olmasını istemez. Tam tersine vilayet olmasın diye İskenderun’un mücavir alanı ufaltılır (nedeni de Antakya’yı katlayan nüfusu gerçek anlamda ortaya çıkmasın diye). Ama İskenderun vergi geliriyle, bu gayri safi milli hasılaya katkısı ile bu yatırımlarla ve bu stratejik önem, bu nüfusu ve en önemlisi bu kadar modern, insancıl ve okumuş halkıyla il olması kaçınılmazdır.

İskenderun Org: Siz yıllardır Suriye ile iş bağlantısı olan işadamı olarak Türkiye-Suriye yakınlaşmasını Ortadoğu açısından ne gibi öneme sahip? Dengelerde bir değişikliğe yol açtı mı?

Bereketoğlu: Elbette ki açtı. En azından ticari anlamda çok önemli bir gelişmedir bu yakınlaşma. Tabi dünya siyaseti bakımından daha da önemlidir. Hemen yanı başımızdaki sınır komşumuz Suriye ile o kadar ortak noktamız var ki. Düşünün bayramda 30.000 kişi birbirini ziyaret edecek. Çoğu Türk’ün Suriye’de akrabaları var ve onların da burada tabiî ki. Siyasi anlamda biliyorsunuz Ortadoğu nedense bazı güçler tarafından devamlı kötü olması için ellerinden gelen tarih boyunca yapılmış ve yapılmaya da devam etmektedir. Bu durumdan rant sağlayan bazı dünya devi güçler bu bölgenin devamlı karışık olmasından mutluluk duymaktadır. Türkiye-Suriye yakınlaşması Ortadoğu’nun barışı açısından önemli bir adımdır. Kaldı ki bu yakınlaşmanın getirilerini iki ülkede şu anda oldukça önemli boyutta yaşamaktadırlar. Önemli olan bu yakınlaşmanın tüm Ortadoğu ülkelerine sirayet etmesi ve bölgenin kalıcı çözümlerle sağlam temellere oturtulmasıdır.

İskenderun Org: İki ülke arasında yaşanan olumlu ilişkiler, özellikle ekonomik yönden Hatay’a nasıl yansıyor? Sizce beklenen noktada mı?

Bereketoğlu: Türkiye ve Suriye arasındaki iyi ilişkiler Hatay’a özellikle ekonomik yönden olumlu etkisi olmaktadır. Ancak yine siyasi nedenlerle pek de rahat olmayan bu ilişkiler istenen düzeye henüz gelememiştir. Bu yakınlaşmanın kaymağını korkusuz yatırımcılara sahip Gaziantep yemektedir. Şuan 10 kadar Gaziantepli sanayici tekstil sektöründe Suriye’de yatırım yapmak kaydıyla mükemmel teşviklerinden faydalanmaktadırlar. Her şeyin çok ucuz olduğu yanı başımızdaki komşuya yatırımlarını yapan Gaziantep’teki iş adamları maliyetlerini oldukça aşağılara çekme şansını yakalayarak yatırım yaptıkları sektörlerde Çin ile de rahatlıkla rekabet edebilmektedirler. Suriye’de Devlet yatırım yapandan 7 yıl vergi almıyor. Ayrıca bir işçinin işverene maliyeti bizim Türkiye’dekinin % 10’ nu kadardır. Bir işçinin yıllık sigorta maliyeti $.100.- dır. (Yani aylık $.8.- ) Ayrıca elektrik ve mazot maliyetleri de burada açıklamak istemiyorum ama bize göre oldukça düşüktür Yani sözün doğrusu Suriye yatırım cazibesi olarak yanı başımızdadır. Ama ne yazık ki hiçbir Hatay’lı her nedense Suriye de olamıyor. Gaziantepliler yaptıkları yatırımların başına Hatay kökenli Arapça bilen insanları maaşlı müdür olarak atayarak Hatay’lılar aracılığıyla Suriye’de akıl almaz teşviklerle mükemmel yatırımlar yapıyorlar. Teşvik ve yatırım aşamasında da yine Hatay’lı iş bilen insanlardan faydalanmaktadırlar.

İskenderun Org: Suriye’ye sınırı olan kentler, Suriye ile iş bağlantılarına girerken, Hatay ve özellikle İskenderun neden bunun gerisinde kaldı?

Bereketoğlu: Hatay’lıların Suriye ile iş bağlantılarında bir Gaziantep’e nazaran geride kalmasının en büyük nedeni siyasidir. Çünkü vaktiyle Suriye ile yakınlaşan Hatay’lılara devletimiz vatan haini gözüyle bakmıştır. Sırf bu eski siyasi bakış nedeniyle, baskıyı yaşamış Hatay’lılar, şu anda bile Suriye’ye temkinli yanaşmakta ve akıllarındaki acaba sorusunu bu geçmiş olumsuz deneyimlerinden dolayı atamamaktadırlar. Bu noktada o tür olumsuzlukları hiç yaşamayan Gaziantepliler daha rahat ilişki kurmaktadırlar Suriye ile. Bakın bunun en büyük örneğini Gaziantep’e açtırdıkları Suriye Elçiliği de kanıtlamaktadır. Günde 5.000 aracın giriş çıkış yaptığı Cilvegözü kapısına sahip Hatay dururken Gaziantep’lilerin kulis çalışmaları ile elçilik Gaziantep’e yönlendirilmiştir. Suriyeli bürokratlar başlangıçta 3. elçiliklerini Hatay’a açma niyetiyle yola çıkmışlardır. Ancak Gaziantep’li Devlet Bakanı Tüzmen’in liderliğindeki Gaziantep’li iş adamları Suriye’de yatırım yaptığını, Hatay’lıların hiç bulunmadığından hareketle elçiliği Gaziantep’e açtırmalarıdır. Her gün Suriye’ye giriş çıkışlardaki Hatay’lı oranının çok yüksek olmasına rağmen rota Gaziantep’e dönmüş ve Suriye’ye vize için her gün Gaziantep’e Hatay’dan giden otobüs ve dolmuşun haddi hesabı yoktur. Gaziantep’teki Suriye Elçiliği önü resmen Hatay otobüs seferlerinin durağı haline gelmiştir ne yazık ki.

İşte baştan beri anlattığım gibi İskenderun (hatta Hatay’ın tümünde) lobicilik eksikliği çok büyük bir handikaptır. Öncelikle bu eksikliği gidermenin yollarını aramak lazımdır. Antakya’lı milletvekilleri İskenderun’un il olmasını engelliyor diye, bizim milletvekilleri de Antakya’lı meslektaşlarının istek ve taleplerinde onları yalnız bırakıyorlar. Sonra da Hükümet bir bakıyor Hatay milletvekilleri kendi içinde bir konsensüs sağlayamamış. Onun için ne İskenderun ne de Antakya Hükümetten hiçbir zaman umduğunu alamıyor. Çok basit, Gaziantep’li vekillerin birbirine bağlılığını ve tek yumruk olmalarını örnek alsalar aslında olayı çözecekler. Nasıl ki Gaziantep’li tüm milletvekilleri Kilis’in ve Adana’nın tüm milletvekilleri Osmaniye’nin vilayet olması için tek yumruk oldularsa ve bu birlikten doğan aynı gücü bizim Hatay’lı milletvekillerinin gözleri önünde Suriye Elçiliğinin Hatay yerine Gaziantep’e alınmasını düşünürlerse, belki tüm Hatay’lı milletvekilleri de İskenderun’un vilayet olması için tek yumruk olup bundan sonra birlikten doğacak gücün farkına varmalarını temenni ediyorum. Neticede Gaziantep Kilis’in ve Adana’da Osmaniye’nin vilayet olmasından oldukça kazançlı çıktı. Bölgeye yapılan yatırımlar katladı. Adana ve Gaziantep’e bir ödenek geliyorsa şimdi aynı bölgeye 2’şer ödenek geliyor. Köy gibi olan ilçeler vilayet olduktan sonra gelen ödenekler ve yatırımlarla tanınmaz hale gelmeye başladılar. İstihdam arttı.

İskenderun Org: Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bereketoğlu: Ben her şeye rağmen umutluyum İskenderun’un geleceğinden. Bu arada İskenderun Fenerbahçeliler Derneği Başkanı olarak tüm Fenerbahçelilerin de 100. yılını kutluyorum ve bana İskenderun’un gözü kulağı olan bu kaliteli sitede yer ayırdığınız için sizlere teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Pegem
Pegem
Ercan Gida