Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

İskenderun İl Yapılmayacaksa

İskenderun’da sorunlara alternatif çözümlerle yaklaşıp geliştirdiği projeleri hayata geçirerek vatandaşın gönlünde taht kuran, sosyal yönüyle de halkla iç içe olabilen Kaymakam Cengiz Horozoğlu ile eşi Semahat Horozoğlu konutlarının kapılarını İskenderun. Org’a açtılar. Horozoğlu çiftinin konuğu olan arkadaşımız İdris Aydoğan, sıcak bir sohbet ortamında; bugüne kadar konuşulmayanı konuştu, Kaymakam Horozoğlu bilinmeyen yönler anlattı, kentin geleceğine ışık tutacak görüşlerini aktardı.  İskenderun.Org ziyaretçilerinin büyük bir keyifle okuyacağı, buram buram Anadolu’yu hissedeceğiniz işte Kaymakam Horozoğlu ile eşinin ağzından hayata dair kesitler…

İskenderun ORG: Sayın Kaymakamım, isterseniz eşinizle başlayım Sohbete…Bayan Horozoğlu, özgeçmişinizden biraz söz eder misiniz?

Bayan Horozoğlu: Van’da doğdum. İlk orta ve lise eğitimimi Van’da tamamladım. Üniversiteyi tamamlayarak 1972 yılının 1 Haziran’ında mezun oldum, aynı yılın 1 Temmuz’unda da öğretmenlik görevine yine memleketimde başladım.

İskenderun ORG: Sayın Horozoğlu ile nasıl tanıştınız?

Bayan Horozoğlu: Babam Van Vilayeti’nde Yazı İşleri Müdürü iken babamın yanına gidip geliyordum. O sırada Cengiz Bey’i gördüm ve tanıştım. Babam da çok sevmişti Cengiz beyi.  Cengiz Bey, çok çalışkan, özverili ve araştırmacılık yönü, öncelikle babamı, sonra da beni etkiledi. Cengiz bey’in görev yerinin değişmesinden dolayı yıldırım nikâhıyla evlendik. Nikâh şahidimiz de Hatay’ımızın eski valilerinden Yener Rakıcıoğlu idi. Görev icabı Türkiye’nin birçok yerini dolaştık ve sonunda İskenderun’a geldik. Bundan sonrasını siz biliyorsunuz.

İskenderun ORG: Sayın Horozoğlu, sizden özgeçmişinizi alabilir miyiz?

Kaymakam Horozoğlu: 1952 yılında Sivas Divriği’de doğdum. Babam banka memuru olduğu için ülkemizin birçok yerini dolaştık. İlkokulu Tokat’ta başladım, Van Çatak’ta devam ettim. O dönemlerde Çatak’ta yol yok, su yok, elektrik yok. Hatta Amerikalıların barakadan yaptıkları bir yapıda okuyorduk. O dönemlerde bizlere hep marş ezberletirlerdi. En iyi bildiğim marş. Harbiye Marşı’dır. Sivas Zara’da İlkokulu, Samsun Çarşamba’da ortaokulu, liseyi de Tirebolu’da bitirdim. Stajyer kaymamak olarak ilk görev yerim Van Çatak oldu. Tabi ki kendi isteğimle. Staj dönenim üç yıl sürdü. O dönemlerde hâkimliği de kazanmıştım ama ben kaymakamlığı tercih ettim. Bu sırada eşimle tanıştım ve yıldırım nikâhıyla evlendik. Kaymakam olarak ilk görev yerim Gümüşhane Kelkit oldu. Aradan geçen yıllar sonrasında Ş.Urfa Bozova ilçesine atandım. Terör olaylarının en hareketli olduğu döneme rastlamasından dolayı ben kaymakamlıktan hakimliğe dönüş yapmak istedim. Adalet bakanlığı’na yaptığım müracaat kabul edilmesine rağmen, fikrimi değiştirerek yeniden kaymakamlığa devam ettim. Ş.Urfa Bozova ilçesine geldiğimde 12 Eylül 1980 askeri darbenin öncesindeydi. Çok sıkıntılı dönemler geçirdik.

BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPTIM

Askeri darbe sonrası o dönemler şartlar gereği bulunduğumuz Şanlıurfa Bozova’da kaymakamlık ile birlikte belediye başkanlığı görevini de yapmak zorunda kaldım. 2.5 yıl hem kaymakam, hem de Bozova’da Belediye Başkanlığım süresince Belediyecilik anlamında birçok hizmetler gerçekleştirdim. Halen şu ana kadar benim yaptığım kaldırımlar ve yollar mevcut. Şimdi tecrübeli bir belediye başkanlık yapmış kaymakamım.

Elazığ Vali yardımcılığı, sonrasında Çorum Sungurlu’da kaymakamlık oradan da Belçika’da yabancı dil ve bilgi mahiyetinde dış görevde bulundum. Gittiğim her yerde ciddi hizmetlerde bulundum. Özellikle köylere hizmet ettim. Orta ve liseyi okuduğum Çarşamba’ya atandım. O dönemki arkadaşlarım, öğretmenlerim mesai arkadaşım oldu. 4 yıl çalıştım, hatta yılın idarecisi teklifi geldi. O dönem bu uygulama kalktığı için seçim yapılmadı. Ardından Fethiye’ye atandım. Turizmin yanında 80 köyü olması, Göçek ve Ölüdenizin olması cazibeli hale getirdi. Turizm altyapısı yoktu, ama her şeyi vardı orada. Orman yangınları belli başlı sorundu. Bunlar yetmiyormuş gibi bakanlar, valiler ve devlet erkânlarının gelişi psikolojik baskı yapıyordu. Tekrar Eskişehir vali yardımcılığı yaptım. O zamanda oğlum uçak mühendisliğini, kızım da birkaç yıl sonra Hacettepe kimya bölümünü kazandı. Eşim 24 yıl sonra benim hızıma yetişemeyerek yoruldu ve Fethiye’de emekli oldu. Her konuda örnek olması gerekiyordu. Hakikaten kaymakam eşi olmak zordu.

Bayan Horozoğlu: Kaymakam eşi olarak her şeye dikkat etmek gerekiyor. Giyiminize, duruşunuza, kısacası her alanda bir örnek olmalısınız. Benim de zaten yetişme tarzım böyleydi. Her konuda titizimdir.

Kaymakam Horozoğlu: Sürpriz bir tayinle Aliağa’ya gittim. Pektim Gemi söküm, SEKA, Tüpraş, Demirçelik olması ilçeyi çok aktif hale getirmişti. Ticaret merkezi İskenderun nasıl deniz ticaretinde zorluk çekmiyorsa Aliağa’da kendi alanında tecrübeliydi.

Bir idareci daha önce İskenderun gibi bir yerde çalışmadıysa zor intibak eder. Sanayicilerin ve hayırseverlerin zengin oluşuyla, huzurevi, 112 acil, köyler birliğine hiç araç yokken her türlü aracı aldık. Bunları yaparken devletten tek kuruş almadık. 19 köyün kanalizasyonunu yaptık. ENKA’nın kapalı spor salonu yapmak istediğini söyleyince, ben, belediye başkanı ve belediye avukatları ile birlikte vakıf kurduk ENKA’nın bize verdiği 1 milyon dolarla 8 ay gibi bir sürede kapalı spor salonu yaptık. Geçtiğimiz aylarda yapılan Akdeniz oyunlarına da ev sahipliği yaptı. Aliağa’da Belediye başkanlığına teklif ettiler. Belediye başkanlığı farklı bir hizmet anlayışı siyaseti farklı. Aliağa’dan sonra Bartın gibi küçük bir yere atanmam beni üzdü. O dönemki vali, “Haksızlığa uğradığını biliyorum, sana söz en kısa zamanda iyi bir yere tayinini yaptıracağım” demişti. Sözünde de durdu ve İskenderun’a atandım. Bundan sonrasını da biliyorsunuz.

Bayan Horozoğlu:  İyi ki geldik.

İskenderun ORG: Keşke eşim kaymakam olmasaydı dediğiniz anlar oldu mu?

Bayan Horozoğlu: Kendim yapı olarak disiplinliyim Yetişme tarzım da böyle, ölçülü olmayı severim. Böyle düşündüğüm olmadı diyebilirim.

İskenderun ORG: Yıllardır birliktesiniz. Bugüne kadar nasıl bir yaşantınız oldu?

Kaymakam Horozoğlu: Yaşantı itibariyle mazbut ailelerin çocuklarıyız. Halk arasındaydık. Kaymakamlık mesleğinde her türlü kültürle bir arada olduk. Ne benim ne de eşimin zorlama veya telkin etme gibi konular olmadı. Pazarımıza kendimiz gittik. Eşyalarımızı biz taşıdık. Birlikte dondurma yaladık. Kol kola girdik. Toplum sizden bunu istiyor. Neysek o olduk.

İskenderun ORG: Ama bazı yerlerde toplum bu gibi hal ve hareketlere şaşırır!

Kaymakam Horozoğlu: Bizim özümüzde normali bu aslında. Bir şeyi itiraf edeyim. Toplum garip görmezse makama bisikletle gider gelirdim. Gazipaşa’da bisikletle makama giderdim Ama şimdi yapamam.

İskenderun ORG: Göreviniz süresince birçok kültürlerle tanıştınız. Gerek yöresel gerek genel yaşantı farklılığı oldu. Başka bir şehre giderken uyum sağlamada zorundaydınız mı?

Kaymakam Horozoğlu: Hiç zorlanmadım. Çünkü bu zorluğu öğrencilik yıllarımda yaşadım. Babamın memuriyetinde çektim İlkokulu başka yerde ortaokulu iki ayrı yerde Liseyi de iki ayrı yerde okudum. Öyle ki ortaokulda eğitimimin ortasında tayin çıkıyordu. Kültür farklı, yaşantı farklı Bugünkü gibi değil, kitaplar da farklıydı.

İskenderun ORG: Cengiz Bey evde nasıl?

Bayan Horozoğlu: Eve gelir gelmez hemen kıyafetlerini çıkarır. Yemek yer, ardından çıkar dışarı 45 dakikalık yürüyüşünü yapar. Eskiden mutfakta salata yapma görevi veriyordum. Şimdi yaptırmıyorum. Çünkü çok yoruluyor ve mutfağı çok dağıtıyor.

İskenderun ORG: Fazla iş mi çıkartıyor size?

Bayan Horozoğlu: Evet, iş çıkartıyor, eve geldiğinde dinlenmesini istiyorum artık.

İskenderun ORG: Mutfağa girişi yasak mı?

Bayan Horozoğlu: Sadece bir şeyler atıştırmak için girer. Çalışmayı, okumayı çok seviyor. Bir araya fazlaca gelemiyoruz Çok yoğun. Fırsat buldukça alışverişe çıkarız, pazara gideriz Oldukça rahat bir eş

İskenderun ORG: Pazara gidiyoruz dediniz. Alışveriş yaparken semt pazarlarında pazarlık yapıyor musunuz?

Kaymakam Horozoğlu: Tabi yapıyorum. Bu benim vatandaşlık hakkım. Devletin verdiği maaşı da ekonomik kullanmalıyız

Bayan Horozoğlu: Pazarlık yaptığı zaman kızıyorum.

Kaymakam Horozoğlu: Semt pazarlarındaki fiyatları marketle karşılaştırıyoruz.

İskenderun ORG: Satıcılar sizi gördüklerinde para almadıkları veya ikramda bulundukları oluyor mu?

Kaymakam Horozoğlu: Bizi tanımayanlardan alışveriş yapıyoruz. Tanıyanların yanına gitmem. Vatandaşlar tanımıyor, iyi bir ortam oluyor. En azından vatandaşların arasında oluyoruz.

İskenderun ORG: Ne tür kitaplar okursunuz?

Kaymakam Horozoğlu: Yakın tarih. İttihat ve Terakki, Osmanlının son dönemi ve Kurtuluş Savaşı içerikli kitaplar okurum. Türkiye için bilmemiz gereken Ermeni sorunu ve Kürtçülük içerikli kitap okurum. Yani sosyal ve politik kitaplar ilgimi çeker.

İskenderun ORG: Kaymakam Bey yemek yapmasını bilir mi?

Bayan Horozoğlu: Bilmiyor, ben de yaptırmıyorum. Yemek konusunda başarılı değil. Belki bekârlığında yapmıştır.

Kaymakam Horozoğlu: Bekârlığımda yemek deneyimlerim oldu ama başarılı olamadım. Sebze türü yemekleri fasulye gibi yemekleri yapabilirim. Aslında sütlacım çok iyi.

Bayan Horozoğlu: Sütlaç yapmıştı, çok güzel olmuştu.

İskenderun ORG: Dışarıda yediğiniz yemeklerimi güzel yoksa eşinizin yaptıkları mı?

Kaymakam Horozoğlu: İskenderun’a geldikten sonra yöresel yemekleri çok değişik ve farklı bir mutfağa sahip olduğunu gördüm. Bize faydası olduğu kadar zararı da oldu. Keşke gençliğinizde gelseydik. İçli köfteyi biz yılda bir veya önemli günlerde yerdik. Ama burada her zaman yiyebiliyoruz. Eşim, benimle birlikte diyar diyar gezdiği için her yörenin yemeklerini biliyor. Çok da güzel yapıyor.

Bayan Horozoğlu: Her yerin mutfağını öğrenince en zengin mutfak bizim mutfak oldu.

İskenderun ORG: Bir eğitimci olarak İskenderun’un sorunlarını konuşuyor musunuz?

Bayan Horozoğlu: Evet, bu sorunları paylaşıyoruz, konuşuyoruz. Beni ilgilendirmeyen bir konu ama fikir alış verişinde bulunurum. Beni ilgilendiren sorunlar, eğitim ve kadınlardır. Görev yaptığımız yerlerde kapı kapı dolaşıp evlerden kadın toplayıp okuttuk. Eğitim, kadınlar ve sosyal içerikli sorunları tartışıyoruz. İskenderun’da kadın dernekleri daha az aktif. Ben zaman zaman Sosyal Market’e gidip kadınlarla konuşuyorum. Yapılan bir diğer güzel hizmet de kadın barınma evinin kurulması vardı şimdi ise yok. Çok şükür şimdi kadın sığınma evinde kimse yok. Şiddet gören, kimsesiz kadınları barındırabilecek yerimiz var. Bunun yanında Halk Eğitim merkezi’nin de çalışmaları çok güzel.

İskenderun ORG: Eğitim veya kadınlar konusunda sizce İskenderun’da kolektif bir çalışma var mı?

Bayan Horozoğlu: Aslına bakarsanız çok pasif bir çalışma var. Az önce söylediğim gibi dernekler kendilerinden bekleneni pek fazla yapamıyorlar. Özellikle kadın dernekleri bu kapsam içerisine koymakta yarar var. Dernekler tek çatı altında toplanıp güç birliği olsun. Biri etkinlik yapıyor diğerinin haberi yok. Çok kopuk çalışıyorlar.

İskenderun ORG: Eşinizin giyim sitilini siz mi belirliyorsunuz yoksa kendisi mi?

Bayan Horozoğlu: Bazen giyim tarzına müdahale ediyorum.

Kaymakam Horozoğlu: Bu aramızda sorun olmuyor. Bazen giyimime karıştığı için karşı çıkıyorum ama sonunda tarzını kabul ediyorum. Yani sonunda eşimin dediği oluyor.

İskenderun ORG: Dinlenmek için ne yapıyorsunuz?

Kaymakam Horozoğlu: Bir davet veya bir aktivite yoksa Planım, 45 dakika yürürüm. Biliyorsunuz ben koyu bir F. Bahçe taraftarıyım. Fenerbahçe maçını kaçırmam, bir diğer anlatımla futbol programlarını takip ederim. Maç yoksa kitap okurum. Aslına bakarsanız meslekte dinlenme gibi bir şey yok. Her zaman güzel şeyler yapmayı planlıyorum.

İskenderun ORG: Maç dediğiniz de, oynanan bir maç sırasında sizin de beğendiğiniz bir dizi film veya program olduğunda kumada kapma savaşı oluyor mu?

Bayan Horozoğlu: Yok, hayır. Dediğiniz gibi bizde kumanda kapma savaşı olmuyor. Herkes bir tarafta ilgilendiği programı izliyor. Ben maçları çok sevmiyorum. Fakat bazen de Cengiz bey’e uyuyorum. İki televizyon var bizde. Böyle bir sorun yok. Televizyon izleme konusunda her zaman eşim baskın çıkar. Evde tek televizyon olursa dediğiniz gibi sorun çıkar.

İskenderun ORG: Yeni bir görev yerine gittiğinizde ilk tanıştığınız kesim hangileridir?

Kaymakam Horozoğlu: Göreve başladığımda mesai arkadaşlarım gelir tanışır. Diğer amirler gelir. Zaman içerisinde herkesle tanışırım. Ben Fethiye’de hiç kimseyi beklemeden hâkim ve savcılarla gidip tanıştım. Çok yararını gördüm. Şimdi bile o dönemden kalma hâkim ve savcılarla görüşürüm.

İskenderun ORG: 4 yıldır İskenderun’da çalışıyorsunuz. Yapmayı düşündüğünüz, fakat yapamadıklarınız var mı?

Kaymakam Horozoğlu: Çok şeyler var. Prensibim şudur. Devletimizin tanımış olduğu imkânlar var Bir örnek vermek gerekirse, öğretmenlik maaş karşılığı yapılıyor. Ama köy öğretmenleri görevlerinin dışında kalkıp eline fırçayı alıp okulu boyuyorsa, kırık sıraları kendi eliyle onarıyorsa, sobayı yakıyorsa ben onun alnından öperim. İşte gerçek milliyetçi, gerçek vatansever o dur. Devletin tanıdığı yetkiler ve imkânları kullanarak değil, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaşması ve geri kalmışlıktan kurtarılması için maaş karşılığının dışında bir şeyler yapmak gerekiyor. Bu herkesin görevi. Herkes katma değer yaratacak. Görev anlayışım budur.  Devletin verdiği imkânları kullanacak ve etrafına bakarak atıl kapasite nedir? Atıl kapasiteyi ekonomiye kazandırabilir miyim? Veya devlet sisteminden kaynaklanan bir takım yapılacak işleri kaymakam olarak harekete geçirebilir miyim diye düşünüyorum. Sadece Su Ürünleri Fakültesi’nin bir süre kullandığı tesisler karantina olarak atıl vaziyette duruyor. Denizin kenarında olan bu yere, bu milli servete yazık günah. Hangi anlayışa hizmet ediliyor bilmiyorum. Ama bize lazım olmasına rağmen atıl kalması bana üzüntü veriyor, utanç veriyor. Bunun için sevgi evleri projesini hazırladık. Sosyal Hizmetler Genel Müdürü geldi, teknisyenler geldi ve çok beğendiler. Fakat biz istendiğimiz zaman kıymete bindi, vermediler. Keza karayolları sahasını otel yapmak için uğraşıyoruz. Nural şantiyesinin bulunduğu 140 dönümlük yer var. Proje hazır karayollarından almak için çalışıyoruz. Turizm otelcilik inşaatı başlanıp bitirilemeyen yerin peşindeyim. İskenderun’a yararlı bir hale getirmeye çalışıyorum. Burasını ya bir yurt, ya da huzurevi düşünüyorum. Sosyal hizmetlerle hiçbir kurumum yok. Tosyalılarla görüştüm. Fen lisesi karşısında sevgi evleri köyü oluşturmak istiyorum.

İskenderunspor tesisleri şimdi fakülte olarak hizmet veriyor. İGC ve şehit aileleri gençlik yerleri yaptık. 9. Sağlık ocağı hizmete girecek devletten tek kuruş almadan yaptırdım. Bunlar atıl vaziyetteydi. Tahaffuzhanenin yerini İŞGEN yapmak istiyordum. Bu proje hayatımın projesiydi. Fakat gerçekleştiremedik. İSSİAD üstlenmişti ama olmadı. O yerin açık hava ceza evi olarak düşünüldü. Ama ben bunu istemiyorum. Orası bir meslek okulu yapılabilir.

İskenderun ORG: BTC’nin devreye girmesiyle bundan sonra İskenderun Körfezi enerji merkezi haline geldi. Buna bağlı olarak muhtemel kazalara karşı bir önlem, bir alt yapı hazırlığı var mı?

Kaymakam Horozoğlu: Bugüne kadar bu konuda mevzuat yoktu. Geçen 4 yıl içinde AB gelişme süreci paralelinde bu kazalarda alınacak tedbirlerin, sigorta sistemi ve kıyıda yapılacak tesislerin uyacakları kuralları anlattık. Koordinasyon Merkezi konusunda kanun ve yönetmelikler çıktı. Bir dizi toplantılar yaptık. Toplantıların sonuncusunu da İSDEMİR’de yaptık. Başkanlığım da, Sahil güvenlik, liman başkanlığı, İSDEMİR ve diğer tesislerin yetkilileri geldi ve yönetmeliğe uymalarını istedik. Yönetmeliklerde acil müdahale planları yapmaları gerekir. Acil müdahale planı bir geminin, bir tesisin ve bir bölgenin acil müdahale planı var. Yönetmelik yeni çıktığı için bunlar Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı koordinasyonunda Çevre Orman müdürlükleri ve diğer müdürler koordinasyonunda da yürütülüyor. Bu planlar yapılırken Gemi Kurtarma Genel Müdürlüğü, müsteşarlık, askeriye ve diğer tesislerin imkânları dikkate alınıyor. Muhtemel bir kazadan zarar gören denizin eski haline getirilmesi, bariyerlerle muhafaza edilmesinden tutun da tüm olasılıklar dikkate alınarak planlama yapılıyor. Özellikle burada İskenderun Körfezi’nin karşısında İSKEN’nin, BOTAŞ’ın,  serbest bölgenin, BTC’nin, İSDEMİR’in ve gübre sanayileri gibi işletmelerin olması bölgeyi daha hassas noktaya getiriyor. Bunlar dikkate alınarak Bölge Acil Müdahale Planı hazırlığı yakında bitmiş olacaktır. Yapılanmadan sonra risklere karşı tedbirler alınmış olacak.

İskenderun ORG: Sayın Kaymakamım, geçmişte sizin İskenderun’un il konusunda tespitleriniz vardı. ‘İskenderun il yapılmıyorsa özel statülü ilçe olsun’ demiştiniz. İskenderun’un idare etmekte zorlanıyor musunuz?

Kaymakam Horozoğlu: Türkiye’deki 81 ilin bütününe bakıldığında, bir İstanbul, bir Bayburt incelendiğinde ikisini de bir vali yönetiyor. 13 milyon nüfuslu ve birçok Avrupa ülkesinden büyük İstanbul, bir Bayburt ve bir Bartın’ın aynı yetkiye sahip valilerle idare ediliyor. Hangi mantık, hangi insaf, hangi akıl 13 milyon nüfuslu İstanbul’u, İskenderun’dan küçük bir Bartın, Bayburt’la aynı kefeye konuyor? Bunlar adil bir düzenlemenin yapılmadığını gösteriyor. İlçelerde de bu durum aynı. Uzağa gitmeye gerek yok! yanı başımızda bir Belen, bir Kumlu var. Kumlu, 3 bin–4 bin nüfuslu. Burada, köyleriyle, beldeleriyle beraber, sanayisiyle, ticaretiyle 306 bin nüfuslu ve birçok ilden büyük, her türlü girift sorunlarıyla, kültürüyle, sosyal etkinliklerle devasa il görünümde bir ilçe var. Mevcut bir Kumlu gibi yönetilen bir İskenderun var. Çok küçük bir ilçeyi yöneten kaymakamın aynı yetkilerle donatılmış bir İskenderun var. Bunlar mutlaka hakkı verilerek yönetilmesi gereken yerlerdir. Burayı yöneten bir cengâver değil, elinde sihirli değnek yok. Devletin verdiği imkân ve yetkilerle görev yapıyor. Devletin verdiği yetkiler kumlu ile aynı. Belki imkânlar biraz daha fazla. Ne kadar zorlarsanız zorlayın adını koyamazsanız, fazla yetki vermezseniz, imkân asla veremezsiniz. Nihayetinde bir ilçesiniz. İlçe olduğu için kanunda ilçeye tanınan yetki ve imkânlar bellidir.

Örneğin ilçe olarak emniyete verilen kadro 500 kişidir, 501 alamazsınız. Nüfusu ne olursa olsun Antakya’da olduğu gibi polis kadrosu bin ise bin 500 verebilirsiniz. Ben değil, başka kaymakam olursa buranın imkan ve kapasitesi, iş hacmi, özellikleri bir kaymakamın boyutunu aşıyorsa, ne kadar çalışkan ve kabiliyetli bir şey yapamaz. Nihayetinde üst statüye geçmelidir diye düşünüyorum. Devlette bunun farkında. Ben şunu söylüyorum, burada bir yönetim sıkıntısı var. Şunu da söylemeden geçmeyeceğim, bende sıkıntı yok. İmkanlar dâhilinde hizmetin en iyisi yapmaya çalışıyorum. Benden sonra gelecek kaymakam dosyalarla boğuşur, gözünü açamaz.

Sorunlar eğer il yapmakla çözülecekse il yapılmalı. Ama il yapmak hükümetlerin, iktidarların siyasetine ters geliyorsa, siyaseten çok fazla rant getirmiyorsa, siyaseten eğer burayı il yaptıktan sonra burayı kıskananlar küsmeleri durumunda oy kaygısı yaşanacaksa, hiç olmazsa Kumlu’dan farkımız olsun. İskenderun özel statüye alınmalı. Özel statüye sadece kaymakam alınmayacak, tüm daire müdürleri bu kapsam içerisinde olacak.

İskenderun ORG: Ülkemizde bir örneği var mı?

Kaymakam Horozoğlu: Örneği yok. Zaten yıllardan beri özel statülü ilçeler konusu İçişleri Bakanlığı’nda konuşuluyor. Tabi ciğeri yanan bir kaymakam olarak bunu daha fazla seslendiriyorum. En azından bir başka yerde söylersem fazla dikkate alınmaz. İskenderun Kaymakamı olarak bunu dillendiriyorsam, ‘Bu sıkıntıyı çekiyor, dikkate alalım’ düşüncesi çıkar.

İskenderun ORG: Peki son olarak bizden bir soru sormak istiyorum. Haber portalımızı nasıl buluyorsunuz,

Bayan Kaymakam: Açıkçası ben bağımlısı oldum. Hakikaten çok güzel ve profesyonelce bir site... Kentteki gelişmeleri anında takip etme şansını bize veriyorsunuz. Sizleri yürekten kutluyor, başarılarınızın devamını diliyorum.

Kaymakam Horozoğlu: İskenderun ORG, benim bilgisayarımda her zaman açık. Büyük bir keyifle takip ediyorum. Benimle ilgili haberlere gelen yorumları da dikkate alıyorum. Özellikle İskenderun’u internet ortamında izletmeniz başlı başına bir hizmet. Kentin tanıtımı konusunda büyük bir misyon üstlendiniz. Sizleri kutluyorum.

İskenderun ORG: Bu kalbi duygulardan ve bize konutunuzun kapılarını açtığınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum.

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Doğru Cevap