Serdar Ortaç - Casmin Otel  

 
Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

Ticaret Odasının Gururu

Üniversite eğitimini evlilik nedeni ile tamamlayamayan, iş ve sosyal hayatta kendini mükemmel yetiştiren İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurlu Üyesi ve Vakıf Başkanı Cemile Güntav yaşadığı acı olaylar karşısında dimdik ayakta durabilmeyi başarmış örnek bir insan.

Bugün başkanlığını yürüttüğü vakıf ile birlikte okuyamayan, eğitimini yarıda bırakacak üniversiteli gençlere ışık olan anne şefkati ile onları kucaklayan Cemile Güntav genç yaşta hayatını kaybeden iki evladının ardından yaşama eşinin ve dostlarının büyük desteği ile sımsıkı bağlanmış bir insan.

Yaptığı başarılı çalışmalar nedeniyle Cemile Güntav Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından da eğitime verdiği destekten dolayı “Vakıf İnsanı” ödülüne layık görüldü. Besicilik, kasaplık dericilik ve lokanta işletmeciliğinde başarılı çalışmaları ile dikkat çeken Güntav sektörün sıkıntı içerisinde olduğunu ülke ekonomisinin de iyi olmadığına dikkat çekiyor. Çocukların sevgi eksikliği içerisinde büyütüldüğüne, kardeşin kardeşi sevmediği dönemler yaşandığını, hayatta başarılı olmak, mutlu olmak ve sağlıklı olmanın temel taşının sevgi olduğuna vurgu yapıyor.

Güntav’la sohbetimize kendisini tanıtmakla başlamak istiyorum?

Çiftçi bir baba ile ağa kızı bir annenin en küçük çocuğuyum. Antakya’da 1954 yılında dünyaya geldim. Dört kardeşten en küçük benim. İki kız iki erkek kardeşiz. Kardeşlerimden büyük ağabeyim iki fakülte bitirmiş yüksek makine mühendisi. Küçüğü makine mühendisi, kız kardeşim üniversite mezunu. Ben ise lise mezunuyum. Erken evlenmem dolayısı ile üniversiteyi okumadım. Eşim ile iki kardeşin çocuklarıyız. Eşim annesini erken kaybedince kendisi aile düzenini erken kurmak istedi. Aileler arası yapılan görüşmeler sonrasında evliliğe karar verdik. Baskı olmadı modern bir aile yapısına sahibiz babam annem baskı yapmadı.

İş hayatı nasıl başladı?

Biz aile olarak çalışmayı seven bir yapıya sahibiz. Eşim, Besicilik, kasaplık, dericilik işi ile uğraşıyordu. Bende çalışmayı seviyordum. Ona işlerinde yardımcı olmak için birlikte yürütüyorduk. Çok da yardımcı oldum, eşimin işlerini kolaylaştırdım. Lokanta işine de girdik. İskenderun demirçelik fabrikalarında kasap reyonlarımız ve lokanta işletmeciğinin takibini ben yapıyordum.

O zamanki ekonomi ile şuandaki ekonomik durum nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şuanda Ekonomi çok kötü, önünüzü göremiyorsunuz cesaretinizi toplayıp ilerleyemiyorsunuz. Geçmişte fabrikalara günde 200–300 koyun kesiyorduk. Şimdi 30 koyun haftada kesiliyor. Ekonomi değişti. Artan nüfus ve talebe göre sayının artması gerekirdi. Ancak öyle olmadı. Tüketim azaldı, bu durum insanların harcama gücünün, alım gücünün düştüğünü göstermektedir. Büyük bir harcama kapasitesi var. Ama orta tabaka yok oldu. Eskiden deri ticareti vardı gelir getiriyordu oda yok oldu. Bizim sektörümüz gibi birçok sektörde ticaret erbabı yatırım yapmaktan, büyümekten korkuyor. Bir takım şeylerden kendini çekiyor açığı kapatamayacak, ekonomik çıkmaza girecek bir pozisyona düşmek istemiyor.

Günde kaç saat çalışıyordunuz, hedefinizde ne vardı?

Sabah marketi açıp akşam kapatıyorduk. Daha sonra lokantaya geçerek orada işleri takip ediyordum. Hesap edecek olursak ortalama günde 15 saat çalışıyorduk. Hedefim işleri çok büyütüp daha düzenli bir şekilde çocuklarımla birlikte yürütmekti. Bunun içinde Ben sürekli okuyorum. Kendimi geliştirdim. Aydın bir ailem vardı. Her türlü imkanı önümüz sundular. Okuyan insan kendini yetiştirmiştir. Ben halen bir şeyleri öğrenmek için okurum. Küçüklerim ve büyüklerimden öğreneceklerim varsa mücadele ederim. Ancak çocuklarımı kaybetmemin ardından hedefim kalmadı. Sanki onlarla her şey olacaktı. Şuanda kendimi çok yorgun hissediyorum.

Çocuklarınıza Ne oldu?

19 yaşındaki oğlumu trafik kazasında kaybettim. Onun bize çok büyük bir acısı oldu. İki yıl sonrasında 24 yaşında kızımı kaybettim. Bu iki evladımın acıları beni perişan etti. Maalesef ben bu acıyı yaşadım başka çocuğum yok. Çok kötü günler geçirdim. Kendimde değildim, yürüyemiyor ayakta zor duruyordum. Bulunduğum yerin farkında değildim. Ya irademle ayakta duracaktım ya da intihar edip bende yok olacaktım. Ailem İstanbul’da olduğu için buralardan kaçıp oraya gittim. Hiç iyi günler geçirmedim.Eşim dön gel artık sana ihtiyacım var dedi.Onunda durumu iyi değildi.Tekrar İskenderun’a gelerek eşim ile birbirimize destek olarak ayakta durabilmek için mücadele etmeye devam ettik. Başkasından bir güç destek yetmiyor siz ancak bir şeyler yapabiliyorsanız anlamı oluyor. Bu nedenle toparlama süreci güçlü olabilme mücadelesi başladı.

Ticaret Odası Meclisine girmek nerden aklınıza geldi?

İşimin yanı sıra başka uğraşlarında beni daha çok rahatlatacağı konusu, çevremizdeki dostlarımız tarafından gündeme getirildi. Bunun üzerine düşünmeye başladım.1999 yılında Odaya meclis üyesi olarak girdim. Meclis üyesi ilk hanım üyeler arasındaydım. Odaya hanım olarak girmek bunu beylere kabul ettirmek ve başarı ile taşıyabilmek benim için mutluluk. Vicdan Eraslan ile birlikte o yıl girmiştik. İkinci dönemde o bıraktı. Ben şuanda yalnız değilim Sanem Akpınar var. Bizim Ticaret Odası meclisinde olmamız bizden sonra gelecek hanımların önünü açmış olduk.

Beylerin arasında mecliste üyelik zor değil mi?

Severek inanarak ve isteyerek işimi yapıyorum. İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Halil Şahin başta olmak üzere yönetim, üyeler herkes bana destek oldu. El birliği ile çok çalıştık paylaştık. Zamanı az ama çok kıymetli olan bu insanlarla birlikte çok güzel bir çalışma yapıyoruz. Benim yalnızlığımı hissettirmedikleri gibi çalışmalarda büyük destek vermeleri beni mutlu ediyor.

Vakıf Başkanlığı nereden aklınıza geldi?

1988 yılında yasa gereği Ticaret Odası bünyelerinde vakıflar kurulmuş. Kurulan bu vakfa kaynakta aktarılıyor. Burs verilmesinin yanı sıra sosyal konularda çalışmalar yürütülüyordu. Ben oda üyeliğine seçilince vakıf başkanlığı görevi verildi. Ayrılan fonun kesildiği bir dönemde kendi çaba ve gayretlerimiz ile düzenlediğimiz projeler sayesinde 131 öğrenciye bugün olduğu gibi burs vermeye başladık. kaynak elde ettiğimiz süre içerisinde burs alan öğrenci sayılarını her yıl arttırdık. İskenderun ticaret ve sanayi odası eğitim ve kalkınma vakfı çok güzel işler yapıyor. Yeni yasalara göre kuruş alamayan Vakfımızın kendine özgü bütçesi de oluştu. Burs vermenin yanı sıra kırtasiye ihtiyacı olan ailelerin çocuklarına kırtasiye, gıdaya ihtiyacı olanlara gıda yardımları ile elimizi onlara uzatıyoruz.

Burs çok önemli sanırım?

Bakın acı ama gerçek burs olmasa okuyamayacak eğitimini yarıda bırakacak, beklide bunalıma girecek birçok genç var. Burs sayesinde okullarını bitirerek hayata atılmış durumda. Biz yine onları burs aldıklarında da yalnız bırakmıyoruz belirli zamanlarda bir araya gelerek kaynaştırıyor, sorunları ihtiyaçları varsa konuşuyoruz, paylaşıyoruz.

Başka bir şeylerle uğraşıyor musunuz?

Evet, yine sosyal bir aktivite olarak anlamı ve önemi çok büyük olan Sosyal yardımlaşma vakfında sivil yönetim kurulu üyesiyim. İskenderun kaymakamının başkanlığını yaptığı bu kurul İnsanların ihtiyaçları için başvurdukları bizlerinde onların gerçekten ihtiyacı var mı, nelere ihtiyaçları var nasıl neler temin edebiliriz konusunda çalışma yürüttüğümüz dosyalarını incelediğimiz bir kurul.

Bu iki sosyal görev sizde neleri ortaya çıkarttı?

Bir kere umudun bittiği yerde birilerine ışık olmak, onların elinden tutarak yürüyebilmesini sağlamak bana müthiş bir haz veriyor. İnsanların ihtiyaçlarına koşabilmek bana yaşama bağlanma azmi verdi. Kendi çocuklarıma yapmak istediklerimi başkalarını çocuklarına yardımcı olmaya çalıştım. Bunun içinde hep destek aldım arkadaşlarımdan eşimden.

Oda da Erkek ego manyası altında sıkıntı yaşıyor musunuz?

Arkadaşlar çok büyük destekler veriyor. Onlar bey biz hanım düşünmediler, düşünmedik beraber birlikte çalıştık. Mecliste Sanem Akpınar ile birlikte rahatça çalışıyor görevimizi yerine getiriyoruz. Oda da Keşke daha çok hanım üye olsa. Hanımlar iş konusunda daha sabırlı güçlü, güçlü olmasalar anne olmazlardı. Erkekler tahammülsüz. Sabırsızlar. Bayanlar daha dikkatliler. Erkekler yanlarında güçlü kadın olmasını isterler.

Günümüzde erkek ve bayanların çalışması ile bir değişiklikten bahsediyorsunuz biraz açar mısınız?

Tabiî ki, Çağımız değişti çok koşmamız gerekiyor. Belirli hayat düzenini yakalamak için çok çalışmak koşmak gerekiyor. Bunun içinde erkekler, güçlü, çalışan, ekonomik destek veren hanımlar istiyorlar. Öyle olan erkekler Psikolojik olarak daha başarılı ve daha çok yol kat ederler. Eskiden erkekler çalışan kadından korkardı. Günümüzde gençler çalışan bayanlar istiyorlar. Bir baba çalışıyordu herkes tüketiyordu. şimdi öyle değil. Modern çağla birlikte daha çok beklentilerimiz arttı, daha kanaatkâr değiliz, daha lüks yaşıyoruz, eskisine göre daha farklı yaşıyoruz. Çocukların farklı isteklerine yetişmek için çalışan anne ve babalar olmak istiyorsunuz. Öyle de oluyor.

Sizce Bu gelişmeler iyi mi?

Çocukların gelişimi açısından ben bunu doğru bulmuyorum. Çocuk her şeyi önlerinde hazır bulunca ileride mutsuz oluyor. Dengelemek lazım. Çocuğa kişilik kazandırmak istenirken o kadar kusursuz bir yaşam sunuluyor ki çocuk aileden çıkınca aynı şeyleri görmeyince boşluğa düşüyor. Bakın çevrenize ne kadar boşlukta insan var. İlk eğitim evde başlar. Hayatta yaz kış, yağmur güneş var bunları bulmak lazım. Hayatta her şeyle karışlaşabileceğini öğretecek anne ve babadır. Ben bazen bunları yapmayan anne ve babalara diyorum ki çocuğunuzu sevmiyorsunuz. Benim oğlum üniversitede okuduğu zaman tatilde dükkana getirirdik. Babası ile soğan kıyardı. Ben bu mesleği yapmayacağım derdi. Ama biz bunları bil öğren bir kenarda dursun senin için altın bir bilezik derdik. Sen yapma ama sanatın elinde kalsın. Önerilerinde bulunurduk.

Hedefinizde ne var?

Hedefimde kız öğrenci yurdu yapmak var. Onun için de iyi bir çalışma yaptık. Fakültelerin Antakya ya gitmesi ile bu planı erteledik. Şimdi Fakültelerin İskenderun’a gelmesi için yapılan yatırım nedeni ile odamızın büyük desteğini oraya verdik. Daha sonra Oda ve vakıf olarak kız öğrenci yurdu projesini hayata geçirmek için tekrar canlandıracağız. Biz bu kent de gelip bir bardak su içecek üniversite öğrencisinin kentin ekonomisine ciddi katıklar sağlayacağını düşünenlerdeniz.

İskenderun’da eğitimi nasıl görüyorsunuz?

İskenderun eğitim kalitesi yüksek aileler çocukları ile çok ilgili okuma seviyesi yüksek ilgilendiklerini görüyoruz. üniversite daha da çığır açacak her bakımdan gelişecek. Üniversitesi olan yerler çok gelişmemiş farklılığı yakalamışlardır. Bakın yakın geçmişimize Antakya büyük değişim yaşadı. İskenderun da maddi manevi ve genel kültür açısından büyük değişime açık.

Çalışan bir bayanın zorlukları nelerdir?

Ben kendi işyerimde çalıştığım için çalışan bir kadının çalışma zorlukların görmedim. Kalifiyeli personel ve garson eksikliğini her zaman hissettim. Ben günlerce servis nasıl yapılır konusunda eğitim verdim. Bu sizi yoruyor. Gerçek sanatkâra ulaşamıyorsunuz. Bakın işsizlik var kalifiye elmana ihtiyaç var. Ama bu işsizleri değerlendiremiyoruz. Artık sanatkâr yetişmiyor. Eskilerin deyimi ile altın bileziğiniz olacak hiçbir zaman aç kalmazsınız. Bunun için küçük yaşlarda yetiştirmek gerekiyor. Ancak şimdiki gençler okuyacağım diyorlar,liseden sonra üniversiteyi kazanmayınca boşlukta kalıyorlar.Mesleki okulların önemi çok büyük.Çocuğun kapasitesine göre aileler çocuklarını yönlendirmelidirler.Bu çocuk belli yaştan sonra öğrenemez.Gerçek sanatkarlar ekonomik nedenlerden dolayı .Suudi Arabistan başta olmak üzere yurt dışına özellikle bu bölgeden Ortadoğu ülkelerine gittiler.Şimdi bakın iyi kaynakçı ustalar Almanya’dadır.Bu işe devlet el atmalı. Okullar açıp çocukları Küçükken yetiştirmek gerekiyor. Hangi konuda başarılı ise o konuya göre çocuğu yönlendirmelisiniz. Böylece kalifiye elaman yaratırken istihdamı da arttırmış üretime dayalı bir düzen kurmuş olursunuz.

Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?

Siyaseti düşünmüyorum. Siyaset bana göre değil. Ben insanlara karşı duru, saf yardımcı ve destek olmayı düşünen bir yapıya sahibim. Siyasette yapamam. Beklentim yok. Zannetmiyorum. Yapacaklarımı da şimdiye kadar yavaş yavaş yaptım.

Sizi çok sinirlendiren bir konu var mı?

Çok kızdığım, insanların birbirine karşı sevgisiz davranmaları. İnsanların birbirine destek olmamalarına ve sevgilerini gösterip karşılıklı paylaşmamalarına çok kızıyorum. Kardeş kardeşi bile sevmiyor, kuyusunu kazıyor. Kardeşin iyi bir yerde olması gurur meselesidir. Bir toplumda da eksikliktir. Sevgi üzerine çalışmak insanlara, çocuklara aşılamak lazım. Çocuklar bencil yetişiyor hep ben hep ben. Olmuyor. Hâlbuki paydaş olmadan yaşanabilir mi. İnsan birbirine kırılıp darıldığı zaman mutsuzluk elde ediyorlar. Ben bunu kabul etmiyorum. Hayat şartlar, tefaruatın artışı olarak nedenlerini düşünüyorum. Çok beklenti oldu hayattan. Gereksiz yere toplum olarak tüketim var ki.bugün bunları konuşuyoruz.

Burs alıp ta iş hayatına atılan gençlerle karşılaşıyor musunuz?

Evet, karşılaştığımız iş hayatına atılmış bizim değil de onların tanıdığı sahip çıktığı oluyor. Üniversiteyi bitirmiş çok iyi yerde çalışıyormuş yolda sarılarak elimi öpüp bana sarılıp sizin desteğiniz ile ben bugüne geldim demesi anlatılamaz bir duygu. Dua etmeleri, teşekkür etmeleri yetiyor. Bu durumlar daha çok bir şeyler yapmak, yaratma duygusunu ortaya çıkartıyor.

Yapmayı çok istediğiniz bir şey var mı?

Vakıf başkanlığı ile birlikte yürüttüğüm sosyal görevler bana çok büyük bir haz veriyor. Ancak benim için onları kaybettiğim hayatımda en değerli iki varlık olan çocuklarımın adına bir okul yaptırmak. Onu yapabilirsem benden mutlu bir insan olamaz.

“Vakıf İnsanı” ödülüne layık görüldünüz neler söyleyeceksiniz?

Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından da eğitime verdiğim destekten dolayı“Vakıf İnsanı” ödülüne layık görmüşler. Beni çok mutlu etti. Antakya İl Kültür Merkezinde Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Özekinci’nin de katıldığı 25. Vakıflar Haftası “2008 Vakıf Medeniyeti Su Yılı” kutlama programı çerçevesinde düzenlenen törende verdiler.

Cemile hanım sizinle çok güzel bir sohbet oldu. Hizmet ve sevgi ışığı gözlerinizde sohbet boyunca parladı ben bunu gördüm. Size verdiğiniz ve vereceğiniz hizmetlerden dolayı teşekkür ediyor ışığınızın daima yanmasını çevrenizi aydınlatmasını temenni ediyorum.

Ufuk AKTUĞ

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Doğru Cevap