Ercan Gida

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz

Obezite Cerrahisi

Türkiye’de değil Dünyada obezite başlı başına bir sorun. Obezitenin insan sağlığını bu kadar bozması üzerine geliştirilen tedavi yöntemlerinin başında da cerrahi müdahaleler gelmekte. Bu önemli konuyu Özel İskenderun Gelişim Hastanesi Doktorlarından Bariatrik (Obezite) ve Reflü Cerrahisi Uzmanı Genel Cerrah Op. Dr. Cavit Göktaş ile görüştük. Cerrahi müdahaleler sonrası insanların hem sağlıklarına hem de istedikleri kilolara sahip olmanın zor olmadığını ifade etti.

 

1970, İskenderun doğumlu. Bariatrik (Obezite) ve Reflü Cerrahisini İskenderun’da ilk gerçekleştiren uzman olarak tanınan, Obezite hastalarının hayallerini gerçekleştiren Genel Cerrah Op. Dr. Cavit Göktaş’a ilk sorumuz Obezite Nedir?

 

Obezite; vücut yağ miktarının, sağlığı bozacak düzeyde artmasıdır. Obezite; enerji alımının, enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda ortaya çıkar. Şişmanlık sadece estetik açıdan değil, bazı hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırmasını, yaşam süresini olumsuz yönde etkilemesi gibi nedenlerle ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunudur.

 

OBEZİTE CERRAHİSİ HANGİ HASTALARI KAPSIYOR?

Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 40 ve üstü, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 35 ve üstü beraberinde; diyabetes mellitüs, hipertansiyon, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, artrit kalp hastalığı gibi yandaş hastalığı olan hasta grubudur.

 

OBEZİTEYE NEDEN OLAN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet (kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma, alkol, psikolojik bozukluklar, metobolik ve hormonal bozukluk olarak sıralayabiliriz.

 

AMELİYATIN YAŞ ARALIĞI NEDİR?

Obezitenin cerrahi tedavisi için yaş sınırlaması 16-62’dir.

 

OBEZİTE AMELİYATININ FAYDALARI NELERDİR?

Obezite ameliyatıyla, diyabet hastalığı geriliyor. Hipertansiyonda düzelmeler görülmekle birlikte, kişinin uyku apnesi sorunu kayboluyor. En önemlisi ise hasta, rahatça yürüyebiliyor ve hayatına kaldığı yerden mutlu bir şekilde devam edebiliyor. Bu durumu en iyi anlatanlar da hastalarımızdır. Onlara sorduğumuzda, hayatlarındaki en doğru kararın ameliyat olduğunu belirtiyorlar. Obezite ameliyatı için boş yere korktuklarını ancak, “Ameliyat olduğuma değdi” şeklideki ifadeleri ve yüzlerindeki sevinç gözyaşları, bizim ve onlar için en büyük mutluluk kaynağıdır.

 

 

OBEZİTE CERRAHİSİNİN RİSKLERİ VAR MIDIR?

Obezite ameliyatını, trafiğe çıkmaktan daha az riskli olarak görüyorum.  Yüzde 1 komplikasyon riskiyle başlanan obezite ameliyatlarının riski şimdi, binde bir ile on binde birlere kadar gerilemiştir. Bir yıl içerisinde de, vakalarımızda kayda değer bir sıkıntımız olmadı. Ameliyatlarımıza başarılı bir şekilde devam etmekteyiz.

 

ŞU ANA KADAR HASTANEDE KAÇ AMELİYAT GERÇEKLEŞTİRDİNİZ?

Bir yıl içerisinde hastanemizde 30 vaka gerçekleştirdik. Hedefimiz, yılda 100 vakayı yakalamak. Ama önemli olan vaka sayısı değil, sorunsuz ve ölümsüz vaka sayısıdır. Ameliyat sonrası hiçbir vakamızda yeniden operasyon ihtiyacı doğmamıştır. Hastaların yüzde 90 – 95’inde yoğun bakım ihtiyacı da olmamıştır. Hastaların yüzde 90’ı, 2-3 gün içerisinde taburcu edilmiştir.

 

OBEZİTE CERRAHİSİ UYGULAMALARINI NELERDİR?

Obezite cerrahisinde en sık, tüp mide ameliyatını yapıyor ve tavsiye ediyoruz. Çünkü insan fizyolojisini bozmayan en ideal ameliyat yöntemi, tüp mide ameliyatıdır. Gastrit By-pass daha agresif bir operasyondur. A, D, E, K vitamin eksikliği ömür boyu görülmekte ve dışarıdan takviye ihtiyacı doğmaktadır.

 

OBEZİTE CERRAHİSİNDEN SONRAKİ SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Ameliyattan sonraki birinci gün, hastaya serumla destek tedavisi yapılıyor. İkinci gün kaçak tespiti yapıldıktan sonra hastaya, diyetisyen eşliğinde, berrak sıvı gıdalarla rejim uygulanıyor. Üçüncü gün dreyi çekilen hasta, şifa ile taburcu ediliyor. Hastaları en az üç gün bekletme nedenimiz ise kaçak ve kanama komplikasyonuna karşı önlem almaktır. Komplikasyon da genelde, ilk üç gün içerisinde görülmektedir. Bu nedenle hastanın takibimiz altında kalması, hayati bir önem taşımaktadır. İlk üç gün sonrası hastaya uygulayacağı diyeti vererek, hafta bitiminde kontrole çağırıyoruz. İlk iki hafta ve günün 24 saatinde hastalarla sürekli irtibat halinde oluyoruz. Belki de başarılı olmamızın en büyük payı bundan ileri gelmektedir. İlk bir ayda haftalık diyetisyen takibi, sonraki ikinci ve üçüncü aylarda da, iki haftada bir diyet ve kilo takibi yapıyoruz. Ayrıca diyetisyenimiz, internet üzerinden 24 saat onlara yardımcı olmaktadır.

 

AMELİYATIN ETKİSİ ÖMÜR BOYU DEVAM EDİYOR MU?

Ameliyat sonrası hastalarımız, fazla kilolarının yüzde 80-90’ını ilk yılda verebilmektedir. 1,5- 2 yıldan sonra ise kilo verme yavaşlamaktadır. Diyet disiplinini kazanan hastalar, aynı kâbusu bir daha yaşamamak için daha dikkatli olmakta ve böyle de devam etmektedirler. Yapılan çalışmalar sonucu, beslenmesine dikkat etmeyen hastaların 1/5’inde kilo alma riski vardır.  Hastalarımıza bu konuyu sıkça tembih etmekteyiz. Hipertansiyon, diyabet, astım, KOAH, uyku apnesi ve diz ağrılarından kurtulan hastalar, aynı senaryoları bir daha yaşamak istemiyor.

 

OBEZİTE AMELİYATI DIŞINDA YAPMIŞ OLDUĞUNUZ UYGULAMALAR NELERDİR?

Obezite ameliyatı dışında bizim uğraşımız; kanser cerrahisi, guatr, meme cerrahisi, safra kesesi, reflü ve diğer tüm genel cerrahi branşlardaki işlemlerdir. En büyük amacımız, insanımızın doğru yer ve adreste ameliyatlarını olmasını sağlamak. Ayrıca bu konuda referans bir hastane olmaktan mutluluk duyuyoruz. İnsanlarımız artık rahat bir şekilde bizden danışmanlık hizmeti alabiliyor.

 

İskenderun.org okurları için Obezite konusunda bu röportajı zamanını ayırarak bizlerle paylaşan Bariatrik (Obezite) ve Reflü Cerrahisi Uzmanı Genel Cerrah Op. Dr. Cavit Göktaş’a teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diliyorum. Bu röpotajın gerçekleşmesinde bize yardımcı olan Özel Gelişim hastanesi Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusu Marta Bakırcı Kırılmaz’a da teşekkür etmek istiyorum.

UFUK AKTUĞ

Arkadaşına Gönder   Yazdır
  Doğru Cevap