ABD’de başlayan ve Avrupa’nın ardından tüm dünyayı etkisi altına alan küresel ekonomik kriz, resmen ülkemizi sarmamasına rağmen beklenen bu tehlikeyi Ekinciler Demir Çelik Sanayi A.Ş. Genel Müdürü Çetin Kaya İskenderun. Org’a yorumladı.

            Krizin, demir çelik sektörünü etkiledi mi? İflaslar yaşanabilir mi? En asgari bir şekilde kriz nasıl atlatılır? Demir Çelik sektörü, rakipleriyle rekabet etme yolunda engeller var? İşte bu ve buna benzer soruların cevabı, Ekinciler demir ve Çelik Sanayi A.Ş. Genel Müdürü Çetin Kaya’dan geldi.

            İskenderun ORG: Sayın Kaya, sizler geçmişte birçok kriz gören bir idareci olarak mevcut global krizden etkilenen fabrikalar var mı? İflas söylentileri bölgede artarak sürüyor. Size göre durum nedir?

            Çetin Kaya: İçinde yaşadığımız kriz, sadece çelik sektöründe değil, ABD, Avrupa ve dünyayı saran bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Bu ekonomik kriz, birçok sektör gibi demir çelik sektörünü de etkiliyor. Bölgemiz ağırlıkta demir çelik sektörü olduğu için sanki sadece bu sektörde krizin var gibi görülüyor. Önce bunu açıklamakta fayda var. Sadece bu sektör değil, metal, tekstil, gıda ve otomotiv gibi sektörler de krizin etkisi tehdidi altında. Demir Çelik sektöründe faaliyet gösteren bizler de, üretimimizin bir kısmını yurt içinde diğer kısmını da ihraç ediyoruz. Dünya genelindeki kriz, ihraç pazarında etkili oldu. Sektör, ihracatta talepsizlikle karşı karşıya olduğu için zorlanıyor. Üretim ve ihracat, bıçak gibi kesilmedi. Sadece eski canlılığını kaybetti. Üretim, satış var. Bunun miktarı eskiye göre azaldı. Bir müddet bu şekilde gideceği öngörülüyor.

            İskenderun ORG: Peki, Demir Çelik Sanayi A.Ş., bu tür krizleri sıklıkla yaşayan bir tesis. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

            Çetin Kaya: Ekinciler olarak 2000 yılında bir kriz yaşadık. Bu kriz, sadece bizi kapsamıştı. Tecrübe edindik. Kriz öncesi, kriz sırasında, sonrasında ve krizden nasıl çıkılır gibi sorunları geçmişte edindiğimiz tecrübeler bize yarayacak. Bunları değerlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Üretimimiz, iç ve dış pazarlarla olan ilişkilerimiz devam ediyor. Bu dönemde kaliteli üretimimiz çok önem arz ediyor. Gerek içeride ve gerekse dış pazarlar Ekinciler’i bildiği için bizi tercih ediyor. Ürünlerimiz markadır. İhracat ve iç pazarda taahhütlerimizi yerine getirdiğimiz biliniyor. Birkaç senedir depreme dayanıklı deprem çeliği bu yönüyle birçok kullanıcının aldığı tercih ürünüdür.

            İskenderun ORG: Çetin Bey, bölgede iflas eden veya edebilecek firmalar var mı?

            Çetin Kaya: Bunu genelleştirmemek lazım. Bunları ben de duyuyorum. Bu dönemlerde asılsız dedikoduların, rekabete uygun olmayan söylentileri, gerçek dışı yorumların, yanlış bilgilendirme temelinde haberlerin ortada uçuşup döndüğü bu dönemlerde b.u söylentiler normaldir. Kimi fırsattan istifade etmek amacıyla, kimi bilmediğinden, kimi işin boyutunu kavrayamadığından iyi niyetiyle söylüyor. Sonuç itibariyle bu tür söylentilere, ancak yerinde bire bir incelemekle fikir sahibi olunabilir. Bu anlamda baktığımızda bu sektörde iflaslar, kapanmalar olacağını tahmin etmiyorum. Günkü 2008 yılının ilk 9 ayının demir çelik sektörü yi bir dönem geçirdi. Bu dönemde fabrikaların karları iyiydi. Önümüzdeki dönemlerde birkaç ay belki kar edemeyecekler, belki az kar edecekler belki de zarar edecekler. Bu zararla 2008 yılında karları azaltacak, küçük negatiflere düşürecek. Fakat şirketler her zaman kar edecek bir kural yok. Zaman zaman zarar da edebilecek. Kümülâtifle baktığımızda birçok şirket yaşamını devam ettirecek. Bu süreçte dengeyi sağlayamayan, nakit akışını yapamayan, bankalar arsındaki olumlu diyalogu sürdüremeyen şirketler, sıkıntılar, iflaslar yaşayabilir. Bunların yaygın olacağını düşünmüyorum. Sektör, genel olarak çeşitli tedbirler alarak üretimden kısarak, bakım duruşlarını öne çekerek, çalışanlarını izne göndererek veya personel azaltarak, her şirket kendi bünyesini, altyapısına, pazarlarına, müşterilerine bağlı kalarak tedbir alacaktır, almak zorundadır.

            İskenderun ORG: Kriz yönetimi gibi bir önlem diyorsunuz.

            Çetin Kaya: Tabi, tamamen kriz yönetimi. Basından, kamuoyundan takip ediyoruz. Bu krizin 1929 krizin daha derin bir kriz deniliyor. Henüz Türkiye’nin iç piyasası etkilenmedi. Birçok firma, şimdiden tedbir alıyor. Krizi yönetme yoluna gidiyor. Ben şuna inanıyorum; geçiş dönemi yaşıyoruz. Bu geçiş döneminin zorlukları, birçok fabrika stoklarındaki hammaddeleri pahalı aldıkları için ürünün maliyetini yüksek tutuyor. Ürünlerimizi, market fiyatlarının altında satıyoruz. Stokundaki hammadde ve yardımcı malzemeler tükenene kadar zorluk yaşayacaktır. Bu geçiş süreci tamamlandıktan sonra, bu süreci kestirebilmek zor. Kimi 2009’un sonu, kimi iki yıl süreceğini ifade ediyor. Ne kadar sürerse sürsün nihayetinde nehrin öbür tarafına geçildiğinde market yeniden oluşacaktır. Birçok emtia fiyatları başta demir çelik, metal fiyatları yüksekti. Daha önce ihraç ürünlerinin fiyatları 1500 dolara kadar çıkmıştı. Şimdi ürün fiyatları 420–450 dolar civarında Fiyatların bu kadar düşmesi çeşitli fırsatları beraberinde getirecek. Bazı yatırımcılar belki pahalı dönemlerde yapamadı, yatırımlara başlayacak. Bu da ekonomi canlandıracak. Bu anlamda baktığımızda işin uzun vadesinde korkulacak bir şey yok. Ekonomi yeniden balans ayarını yapacak. Bu geçiş sürecinde gemisini iyi idare edebilen, fırtınalara, rüzgâra ve dalgalara karşı ayarlayabilen firmalar, firmalar atlattığında marketteki yerini alabilecek.

            İskenderun ORG: Bu tür krizler bazı kesimlere göre fırsattır diniz. Hangi kesimler bu fırsatı değerlendirmesi lazım?

            Çetin Kaya:  Bu dönem fırsat dönemidir. Özellikle yapı sektörü için fırsat dönemidir. Daha önce çok pahlı malzemeyle yapılan yatırımı, konutu, altyapıyı daha ucuz maliyetle yapacak. Özellikle, müteahhit firmaların, kamunun, altyapı yatırımı yapacak firmaların bu fırsatları değerlendirmelerini öneriyorum. Yapılacak yatırım toplam maliyetinde düşmeler getirecek. Ekonomi açısından önemlidir. Kriz, bazı çevreleri zorda bırakırken, bazı kesimlere de imkânlar sağlıyor. Nihayetinde bu balans olayıdır.

            İskenderun ORG: Global krizden etkilenen demir çelik sektörünün, bu krizin dışında yaşadığı sıkıntılar var mı?

            Çetin Kaya: Demir çelik sektörü, inişli ve çıkışları yaşadı. Daha önce 1990, 1995 ve 2000’li yıllarda yaşadık. Bu krizlerin, diğerlerinde farklı kılan nokta dünyanın genelinde olmasıdır. Sektörümüz, genç ve dinamik, bilgili, tecrübeli ve insan kaynaklı bir sektördür. Rekabet etme kapasitesi yüksek bir sektördür. Rekabet edebilmesinin önündeki engellerin kalkması lazım. Biz devletten, ayrıcalık, teşvik gibi destek istemiyoruz. Avrupa’nın en pahalı elektrik enerjisini kullanıyoruz. Üretimde kullandığımız elektrik, ortalama ton çelik başı Kw. saat 10 centi geçti. Üretimimizle doğrudan ilgisi olmayan fonlar ve vergiler ödüyoruz. Bunlar, yüzde 2 TRT olmak üzere toplam yüzde 3.5’a varan fonlar ödüyoruz. Bu oran, demir çelik için büyük bir orandır. Yüksek miktarda enerji kullanıyoruz. 1 milyon ton üretim yapan fabrika, 6-7 trilyon enerji faturası ödüyor. Buna ek olarak da ödediği yüzde 3.5 fonu hesapladığımız zaman 200 bin dolar ödüyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde demir çelik fabrikaları kullandığı elektrik enerjisinden dolayı ayrıca devlete böyle bir fon ödemiyor. Bugün kadar bunları söyledik. Kriz nedeniyle bunu yeniden söylemeyi yararlı görüyorum. Demir çelik sektörünün önünde engeldir. Bizde enerjide milyon Kw. Saat enerjisi tüketen toptancı konumundayız. Avrupa’da çelik sektörü, kullandığı enerji büyüklüğüne göre enerji fiyatları düşürülerek öder. En yüksek ile en az ödeyen arasında yüzde 53’e varan farklar var. Bizde ise, bir konuttaki ile sanayide tüketilen enerji fiyatı aynı. AB uyum çerçevesinde yapılması gerekirken, bizde düzenleme yapılmadı.

            Bir diğer sorun da ithal ettiğimiz hurda için ödediğimiz çevre vergisidir. Enerji Bakanlığı’na, ithal ettiğimiz hammadde sırf bedelinin binde 5’i kadar çevre vergisi olarak ödüyoruz. Avrupa’da ithal etmesine rağmen bu vergiyi ödemiyor. Bunların ortadan kalkması lazım. Bizim rakiplerimizin ülkeleri çok rahat yasal düzenlemeler yaparak firmalarını rahatlatıyor. Bazıları da daha önce koydukları ihraç vergilerini kaldırarak ihracatta güçlendiriyor. Kriz dönemine girmemize rağmen üretimimizle ilgisi olmayan haksız vergi ve fonlarla karşı karşıyayız. Bu vergi ve fonların alınması rekabet bakımından çeşitli haksızlıklarla yom açtığını düşünüyorum