5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada Milletvekili Yıldırım Kara, çevrenin korunmasına yönelik toplumsal duyarlılığın sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları sayesinde arttığını, iktidarın çevre konusunda çelişkili bir politika izlediğini öne sürdü.
Acele kamulaştırma kararlarının özellikle enerji yatırımlarında kullanıldığına dikkat çeken Yıldırım Kara, 2026 yılının ilk altı ayında Resmi Gazete’de 79 acele kamulaştırma kararının yayımlandığını ifade ederek “2025 yılında 202 acele kamulaştırma kararı alındı. AK Parti iktidarı döneminde ise toplam sayı 2 bin 701’e ulaştı, bu kararların bin 430’unun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından alındı. Doğal varlıklarımız ve ekolojik dengemiz açısından bu süreç yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır ” dedi.
“SERA GAZI EMİSYONLARI ARTIYOR”
İklim Kanunu ve enerji politikalarına da değinen Yıldırım Kara, karbon salımını azaltmaya yönelik söylemler ile fosil yakıt yatırımlarının artırılması arasında çelişki bulunduğunu savunarak “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Türkiye Çevre Durum Raporu’nda enerji sektöründen kaynaklanan emisyonların 1990-2022 yılları arasında yüzde 179, endüstriyel üretim kaynaklı emisyonların ise yüzde 208 arttığını yer alıyor. Aynı dönemde ormanların sera gazı tutma kapasitesi azaldı, 1990 yılında 63 bin kiloton karbondioksiti tutabilen ormanlar, 2021 yılında 35 bin kiloton seviyesine geriledi” diye konuştu.
“ORMAN ALANLARI ENERJİ VE
MADENCİLİĞE TAHSİS EDİLİYOR”
2012-2020 yılları arasında ormancılık dışı kullanımlara tahsis edilen orman alanlarının 342 bin hektara ulaştığını belirten Yıldırım Kara, bu alanların yüzde 37’sinin enerji, yüzde 25’inin ise madencilik faaliyetlerine ayrıldığını söyledi. Korunan alanlarda enerji altyapı projelerine izin verilmesinin önünü açan yasal düzenlemeleri de eleştiren Kara, milli parklar ve doğal koruma alanlarının yatırım baskısı altında kaldığını savundu.
“TÜRKİYE ÇÖPLÜĞE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”
Atık ithalatı konusuna da değinen Milletvekili Yıldırım Kara, Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye yapılan atık girişinin her geçen yıl arttığına işaret ederek “2024 yılında 12 milyon ton atık ithal edildi. Son 10 yılda toplam atık ithalatı 118 milyon tona ulaştı, yalnızca 2025 yılında ise 503 bin ton plastik atığın ülkeye getirildi. Bu durum çevre ve halk sağlığı açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Türkiye atık ithalatında bir merkez haline getirildi…
“ÇEVREYİ KORUMAK İÇİN
YENİ BİR YAKLAŞIMA İHTİYAÇ VAR”
Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nde gündemin çevrenin korunmasının yalnızca sloganlar ve raporlarla mümkün olmaz. İklim krizinin etkileri her geçen gün daha fazla hissedilmektedir. Ekolojiyi ekonomiye feda etmeyen, doğal yaşamı koruyan ve çevreyi önceleyen yeni bir kalkınma anlayışı benimsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı ve dengeli bir çevre olmadan insanca yaşam da mümkün değildir. Geçmiş yüzyılın alışkanlıklarıyla hareket etmeyi bırakmak zorundayız” şeklinde konuştu.