Bazı insanlar için hayat bir sahne değil, mecburiyettir.
Görülmediklerinde eksilir, alkış olmadığında sanki yok olurlar.
İşte tam burada Histrionik Kişilik Bozukluğu başlar.

Bu kişiler sürekli ön planda olmak ister. Girdikleri her ortamda dikkat çekmeye çalışırlar; konuşmayı üzerlerine alır, jestlerini büyütür, duygularını abartırlar. Sıradan bir olay bile onların anlatımında dramatik bir hikâyeye dönüşür.

İlgi azaldığında huzursuz olurlar. Hatta bazen bilinçli ya da bilinçsiz şekilde ortamı yeniden kendilerine çevirmek için abartılı tepkiler verirler. Kıyafet, mimik, ses tonu… Her şey dikkat çekmek içindir.

Peki çevresindeki insanlar ne yaşar?

Başta “renkli” gelen bu hâl, zamanla yorucu olur. Çünkü:
Sürekli söz kesilir, konu dağıtılır, her şey onların etrafında dönmek zorunda kalır.
Başkalarının duyguları geri planda kalır.
Samimiyet ile gösteri arasındaki çizgi silinir.

İlişkilerde de benzer bir sorun vardır. Küçük bir yakınlık, onların gözünde büyük bir bağa dönüşür. Karşı taraf aynı yoğunlukta hissetmediğinde ise kırgınlık, drama ve suçlama başlar.

En dikkat çekici nokta ise şudur:
Duygular çok yoğun görünür ama çoğu zaman yüzeyseldir ve hızlı değişir. Bugün gözyaşı döken biri, kısa süre sonra aynı şiddette kahkaha atabilir.

Ama tüm bu davranışların altında tek bir gerçek yatar:
Görülmeme korkusu.

HBB Kedi Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi…
HBB Kedi Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi…
İçeriği Görüntüle

Bu bir karakter kusuru değil, çoğu zaman geçmişte yaşanan eksik ya da dengesiz ilginin bugüne yansımasıdır. Fakat fark edilmediğinde, hem kişinin kendisini hem de çevresini yoran bir döngüye dönüşür.
Sürekli sahnede olmak isteyen biri aslında kendinden kaçıyordur
Ve kendi ile baş başa kaldığında kim olduğunu görür.