Arkadaşlar, dürüst olalım…
Bu çağda kim gerçekten neyse o?
Hepimiz aynı oyunun içindeyiz ama kimse itiraf etmiyor. Yüzüne güldüğümüz insanların arkasından konuşuyor, samimiyet dediğimiz şeyi menfaate göre ayarlıyoruz. Sonra da dönüp “insanlık nereye gidiyor” diye soruyoruz.
Cevap basit: İnsanlık bir yere gitmiyor, biz ikiye bölünüyoruz.
Bakın etrafınıza…
Bir doktor düşünün; hastasına öyle bir gülümsüyor ki güveniyorsunuz, içiniz rahatlıyor. Ama kapı kapanınca aynı hasta için neler söylendiğini duysanız yüzüne bakmazsınız. “Beni istediğiniz zaman arayabilirsiniz “diyor mesela. Aradığınızda telefonuna bakmıyor.
Bir iş arkadaşı düşünün; “canım, her zaman yanındayım” diyor. Sonra bir bakıyorsunuz, sizin emeğinizi başkasına anlatırken kendi başarısı gibi sunuyor.
Arkadaşlar, bu artık istisna değil. Bu, yeni normal.
Sosyal medyada sarılmalar, kalpler, övgüler…
Gerçek hayatta? Tahammülsüzlük, dedikodu, içten içe rekabet.
Hadi ama, kim kimi kandırıyor?
En acısı ne biliyor musunuz?
Bu maskelere hâlâ inanan insanlar var.
Temiz, iyi niyetli, kalbi düzgün insanlar… Onlar hala, kendilerine söylenene inanıyorlar. Çünkü kendileri öyle değil. Çünkü onlar rol yapmayı bilmiyor.
Ve evet arkadaşlar, en çok da onlar kırılıyor.
Şimdi dürüstçe cevap verin:
Kaç kişiyle yüzüne bakarak konuştuğunuz gibi arkasından da konuşuyorsunuz?
Ya da kaç kişi, bulunduğu ortama göre karakter değiştiriyor?
Buna “uyum sağlamak” diyoruz, öyle mi?
Hayır. Bunun adı düpedüz iki yüzlülük.
Evet, sert konuşuyorum. Çünkü bu mesele hafif bir mesele değil.
Güven dediğimiz şey, böyle böyle yok oluyor. İlişkiler, dostluklar, hatta aile bağları… Hepsi bu sahte yüzlerin altında çürüyor.
Kimse kusura bakmasın ama…
Herkesi idare etmeye çalışırken kendini kaybeden insan güçlü değildir, sadece samimiyetsizdir.
Arkadaşlar, bir insanın kalitesi; yalnızken kim olduğu ile ölçülür.
Kimse yokken nasıl konuşuyorsan, aslında osun.
Kapılar kapandığında değişen dilin, senin gerçek karakterindir.
Ve en tehlikelisi şu:
Bir süre sonra bu maskelere o kadar alışıyorsunuz ki, hangisinin gerçek yüzünüz olduğunu siz de unutuyorsunuz.
Son bir şey söyleyeyim:
Herkesi kandırabilirsiniz belki…
Ama kendinizi kandırdığınız an, bitersiniz.
Şimdi kendinize sorun :
Sizin yüzünüz hangisi?
Haftaya görüşmek üzere hoşça kalın sevgiyle kalın.