Şimdi size öfke sorunlarınızı terapi randevusu almadan çözebileceğiniz bir öfke yönetimi yönteminden bahsedeceğim;
Ben Ona 'küçük çöp kutum' diyorum. Ama siz ona 'Öfke günlüğü' diyebilirsiniz.
Yazıma başlamadan önce öfke kelimesinin eş anlamının ne olduğundan bahsedeyim. Hangi duyguyla uğraştığımızı öğrenirsek, onu nasıl evcilleştireceğimizi ve yöneteceğimizi de öğreniriz.
Öfke, kişinin içinde bulunduğu durumdan keyif almasını engelleyen bir olumsuz duygudur. Öfkenin eş anlamlısı diyebileceğimiz pek çok kelime vardır. Bunlar kızgınlık, sinirlilik hali, hiddet vb.
Bu duygu doğru yönetildiğinde aynı zamanda faydalı bir duygudur. Örneğin yıllardır biriktirdiğimiz parayı çalan birine kızmak oldukça normaldir ve bu öfkeyi o kişiyi polise ihbar ederek doğru yönetmiş oluruz. Ama eğer o hırsızı bulup, ona işkence yaparsak ya da öldürürsek, o öfkeyi yanlış yönetmiş oluruz.
Öfkemizi yönetmemiz için bize yardımcı olacak birçok yöntem vardır. Ben onlardan en kolayından bahsedeceğim. Peki, böyle bir uygulamaya ben nasıl başladım ve bana nasıl etkisi oldu?
İlkokul öğretmenimden kalma, pek de hoşlanmadığım bir duygum var: öfke.
Küçükken sınıf öğretmenimin sınıftaki önemsiz sorunlara neden aşırı tepki verdiğini anlayamıyordum. Arkadaşlarımızla ne yaparsak yapalım onun bize kızmasını engelleyemezdik. Onun verdiği görevleri ne kadar yaparsak yapalım, sonuçta suçlu olan biz olurduk. Bu hepimiz için, özellikle de benim için çok sinir bozucuydu. Bir gün sıra arkadaşım bana artık öğretmenimi tam olarak anlamam ve ona göre davranmam gerektiğini gösteren bir cümle söyledi. Öğretmenimizin sanki elinde patlamaya hazır bir bomba olduğunu ve onu patlatmak için sebepler aradığını söyledi. Onun için olaylar öfkesini gidermeye yarayan küçük araçlardı. Ne yaparsak yapalım öğretmenimizin bize kızmasını engelleyemeyeceğimizden bahsetti.
İlk başta arkadaşımın söylediklerinin doğru olmadığını düşündüm ama sonra öğretmenimi gözlemlemeye başladım. Ve ne yazık ki arkadaşımın haklı olduğunu gördüm. Zaman geçtikçe öğretmenimin durumunu kabullenip öfkesini normalleştirmeye çalıştım.
Yıllar yılları kovaladı büyüdüm. Üniversiteye başladım. Normalde karakter olarak oldukça sakin bir insanım. Ancak yurda başladıktan sonra oda arkadaşıma çok sert davrandığımı ve onun küçük hatasına çok sert tepki verdiğimi fark ettim. İçimde büyük bir öfkenin biriktiğini ve bunu aktarabilmek için küçük bir neden aradığımı fark ettim. İşte o an tam bir hayal kırıklığıydı.
Belki de öğretmenimle empati kurmak ve bu öfkeyi yönetmenin ne kadar zor olduğunu anlamak içindi bu olay. Öğretmenime kızmıyorum, onu hep anlamaya, sevmeye çalıştım. Neyse, bu öfke duygusunun bende olduğunu kabul ettim. Ve bunu çözmek için çeşitli yöntemler denedim. Bir şeye kızdığımda ilk önce oda arkadaşımla konuşmayı denedim. Ancak konuşmanın sonu yine bir öfke patlamasına yol açtı. Sözlerimle onun kalbini incittikten sonra özür dileyip kendimi affetmeye çalışıyordum. Elbette başarısızdım. Tek gördüğüm beni seven ama kalbi kırık bir dost.
Bu satırları yazarken bile içim acıyor. Keşke sihirli bir değneğim olsaydı da o arkadaşımı hiç üzmeseydim. Elbette bu olası bir istek değil. Bu hayatta her zaman sorunlar, üzüntüler, kırgınlıklar olacaktır. Ama doğru olan bunu telafi etmek için çaba harcamak ve hep açık iletişim içinde olmak. Aksi takdirde bu hayat bize ve sevdiklerimize cehennem olacak, buna bir çözüm bulmam gerektiğini düşündüm.
Ve çocukluğumdan beri biriktirdiğim bu öfkemi özgürce aktarabileceğim bir terapi uygulaması buldum.
'Öfke günlüğü tutmak'
Bazen yazılarıma 'Merhaba benim küçük çöp kutum' diyerek başlıyorum. Şimdi sizlere küçük çöp kutumu tanıtacağım. Ve size bunu nasıl uygulayacağınızı göstereceğim.
Haydi başlayalım!
Gün içinde uygun bir zamanda ya da çok öfkeli olduğunuz bir anda kimsenin sizi rahatsız edemeyeceği bir yere gidin, siyah kaplı defterinizi alın ve kendinize şu soruyu sorun.
Şu anda bir kişiye, bir nesneye veya bir olaya kızgın olsaydım onlara ne söylemek isterdim?
Kendinize düşünmek için biraz zaman verin. Vereceğiniz cevaba herhangi bir sınırlama koymayın. Örneğin öğretmeniniz, kediniz, çantanız, geçmişte kavga ettiğiniz bir arkadaşınız, hatta kendiniz bile olabilirsiniz. Kızacağınız kişiyi veya nesneyi bulduktan sonra ona ne hissettiğinizi söyleyin. Üzücü ifadeleri ve argo kelimeleri bile özgürce kullanabilirsiniz. Günde ortalama 10 dakika bu uygulama için idealdir. Bu uygulamayı 1 ay düzenli olarak yaptıktan sonra daha sakin, konuşarak sorunlarınızı daha kolay çözebilen bir insan olacaksınız. İnanın, ben inanıyorum.
Siz de benim gibi öfkenizi aktaracak bir yer mi arıyorsunuz? O zaman size cevabını vereyim. Burası; sevdikleriniz kalbi değil, yalnızca kağıt ve kalemin bulunduğu bir masadır.
Kendinize, ruhunuza ve sevdiklerinize iyi bakın…
ÖFKE GÜNLÜĞÜ
Hepimizin psikolojik olarak zorlandığı zamanlar olmuştur. Bunun için çeşitli çözümler ararız ve bu çözümlere çok fazla para harcamak istemeyiz.
Editör: Halit Sapmaz
Yorumlar